
Edirne
- Marmara Bölgesi
Edirne Hakkında
Tunca Nehrinin Arda ve Meriç’le birleştiği kavisle kuşatılan Edirne kenti, yeşil sulak çayırlar ve söğüt ağaçlarıyla çevrilidir ve Trakya ovasının başında konumlanmıştır. Avrupa Türkiye’sinin ikinci kenti olup Yunanistan sınırına 6 km, Bulgaristan sınırına 18 km mesafede yer alır. 1453’te Konstantinopolis’in fethinden önce yaklaşık bir asır Osmanlı’ya başkentlik yapan Edirne, fetihten sonra da birçok padişahın gözde şehirlerinden olmuştur. İstanbul’dan otobüs veya arabayla 3 saatte ulaşılabilir ve tempolu bir gezmeyle bir günde, daha rahat gezmeyle iki günde gezilebilir. Avrupa’dan gelen transit trafikle yoğun otoyol, yazları ayçiçekleriyle parlayan tepeciklerin arasından uzanır. Yolda durup Lüleburgaz’a kısa bir ziyarete değer. Burada Sinan’ın Başvezir Sokullu Mehmet Paşa için yaptığı en güzel külliyelerden birini görebilirsiniz.
Edirne'nin meşhur yemekleri ve tatlıları

Mutancana
Kırmızı et kuru üzüm, erik ve kayısıyla, sirke, bal ve ceviz ya da bademle pişirilen tatlı-ekşi bir yemektir.

Edirne tava ciğeri
İnce dilimlenip una bulanan ciğerin kızgın yağda kızartılmasıyla yapılır; yanında kuru acı biber kızartması ve soğan salatası verilir.

Mamzana
Patlıcan, domates, sivri biber, maydanoz, sarımsak ve limonla hazırlanan, salataya benzeyen bir mezedir.

Kadınbudu köfte
Pirinç ve kıymayla yoğrulan köftelerin yumurtaya bulanıp kızartılmasıyla yapılır.

Elbasan tava
Kuzu etinin üzerine yoğurt, yumurta ve undan bir sos dökülerek fırında pişirilmesiyle yapılır; adını Arnavutluk’taki Elbasan kentinden alır.

Soğanlı tavuk yahni
Tavuk etinin bol soğanla pişirildiği bir yahnidir.

Zirva
Etle kuru meyvelerin birlikte pişirildiği bir yemektir; Osmanlı döneminde ramazan ve bayram sofralarında yer aldığı aktarılır.

Ciğer sarma
Kuzu ciğeri pirinç, soğan, kuş üzümü, dolmalık fıstık ve yeşilliklerle harmanlanıp kuzu gömleğine sarılarak fırında pişirilir. Eskiden özellikle Hıdrellez’de yapılan Edirne Ciğer Sarma coğrafi işaretle tescillidir.

Kabak bastı (Kabak kalyesi)
Kabak ve kuzu etiyle yapılan, saray mutfağıyla ilişkilendirilen bir yemektir.

Ispanak mücveri
Ispanak, yumurta ve unla hazırlanan karışımın tavada kızartılmasıyla yapılır.

Akıtma
Un, süt ve yumurtayla hazırlanan akışkan hamurun tavada ince ince pişirilmesiyle yapılır; başka yerlerde krep ya da cızlama diye bilinir.

Kandilli mantı
Eskiden kaz ya da ördek, bugün daha çok tavuk etiyle yapılan bir mantıdır; yufkalar tereyağıyla fırında pişirilir.

Zerde
Pirinç, şeker ve safranla pişirilen sarı renkli bir tatlıdır; düğün ve özel günlerde yapılır.

Gaziler helvası
Un helvasının bir türüdür; eskiden balla, bugün daha çok toz şekerle yapılır.

Cevizli oturtma
Bol ceviz içiyle yapılan şerbetli bir tatlıdır.

Bademli baklava
Tek tek açılan yufkalar arasına ceviz ya da fıstık yerine badem konarak yapılan bir baklavadır.
Edirne'de gezilecek yerler
Edirne Gökçetepe Tabiat Parkı

Saros Körfezinin gizli kalmış güzelliklerinden olan br Marmara Denizi ile Ege Denizini birbirine bağlayan bu tabiat parkın havasının başta astım olmak üzere birçok rahatsızlığa da iyi geldiği belirtilmekte. Zira burada havada bulunan gazların uyumu inanılmaz. Keşan ilçesine bağlı olup buradaki suyun kendi kendini temizleme özelliği vardır. Son yıllarda yapılan düzenlemeler ile bu park, son derece kullanışlı bir hale geldi. Kamp alanları, restoranlar ve plajlar yapılarak ziyaretçilerin vargeçilmez uğrak yeri haline geldi.
Edirne Sarayiçi Balkan Savaşı Şehitliği

Gerek yerli halk gerekse şehri dışından gelen ziyaretçilerin gözde yerlerinden olan bu şehitlik, 1912 ve 1913 yıllarındaki Balkan Savaşında şehit düşen 300.000 askerin ve yine 1913 yılında Sarayiçi’nde aç ve susuz bırakılarak hayatını yitiren 20.000 kişinin anısına yapılmıştır. 1939 yılında ise buraya Balkan Şehitler Anıtı dikilmiştir.
Edirne Türk İslam Eserleri Müzesi

Edirne’nin en merak edilen yerlerinden birisi olan bu müze Selimiye Külliyesinin Dar-ül Hadis Medresesinde bulunmaktadır. Merkez ikçeye bağlı olup sergilenen eserler Osmanlı çini seramikleri, cam eşyalar, silahlar, levhalar, Edirne Sarayı mutfak eşyaları v.s. Müzede birçok oda bulunmakta ve her oda da farklı bir koleksiyon sergileniyor.
Edirne Lozan Anıtı ve Müzesi
Bu müze Trakya Üniversitesinin Rektörlük binasının bahçesinde bulunmaktadır. Ziyarete açılış tairhi ise 1998 yılı. Bu müzenin yapılış amacı, Lozan Antlaşmasının Edirne için ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktıır. Burada göreceğiniz 3 farklı sütunlardan büyük olan Türkiye’yi küçük olanı Edirne’yi en küçük olan ise Karaağaç’ı temsil ediyor. Ayrıca bir tane kız figürü var. Bu figürün bir elinde Lozan Antlaşmasının belgesi dururken diğer elinde güvercin var.
Edirne Ali Paşa Çarşısı
1560 ile 1565 yılları arasında yapılan bu çarşı Merkez ilçede olup tarihi bir çarşıdır. Şehirde bulunna Mimar Sinan eserlerinden birisi olan bu çarşının uzunluğu 300 metredir. Ayrıca içinde 100’den fazla dükkan var. 1997 yılında onarım yapılmış ve eski sahiplerine tekrar kiralanmıştır. ŞEhrin kapalı çarşısı olarak bilinir.
Edirne Rüstem Paşa Kervansarayı

1561 yılında yapıldığı tahmin edilen bu kervansarayı yaptıran kişi, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan’ın eşi Rüstem Paşa’dır. Mimar Sinan eserlerinden olup 2 katlıdır ve büyük han ve küçük han olarak 2 bölümden oluşmaktadır. Günümüzde otel olarak kullanılmakta ve 102 oda ve 21 dükkan kapasitelidir.
Edirne Ergene Köprüsü

Son derece sağlam olan bu köprü dünyanın en uzun köprülerinden birisidir. Zira uzunluğu 1392 metredir. Şehrin Uzunköprü ilçesine adını veren bu köprüyü Osmanlı padişahlarından II: Murat yaptırmıştır. 1427 yılında yapımına başlanmış olup 1443 yılında bitirilmiştir. Köprü, adını aldığı Ergene Nehrinin üzerine yapılmıştır.
Edirne Hersekzade Ahmet Paşa Camii
Keşan ilçesinde bulunan bu caminin mimarisi son derece muazzam. 16. yüzyılda yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Caminin kitabesi olmadığı ya da günümüze ulaşamadığı için cami hakkında fazla bilgi yok. Cami kare şeklindedir ve kubbenin çapı 950 metredir.
Edirne Muradiye Camii
Merkez ilçesinde bulunan bu cami, gerçekten görülmeye değer. Caminin II. Murad’ın rüyasıyla bağlı olarak hikayesi dahi vardır. Caminin kitabesi günümüze ulaşamadığı için gerek yapılış yılı gerekse yapan mimar hakkında bir bilgi yoktur. Ama Selimiye Cami gibi ziyaretçisi oldukça fazladır. Caminin 3 adet kubbesi vardır.
Edirne Gala Gölü Tabiatı Koruma Alanı
Meriç Deltasında bulunan ve kuşların özgürce yaşadığı bir yerdir. Enez ve İpsala ilçeleri arasındadır ve neesli tükenmekte olan bir çok kuşa ev sahipliği yapmakta. 2005 yılından sonra milli park olarak da düzenlenmiştir. 6.000 hektarlık alanda kuşların şovunu izlemeye hazır olun.
Edirne Meriç Nehri
Balkanların en büyük nehilerinden olan Meriç Nehri, Bulgaristan’dan doğmaktadır. Edirne’den gerçerek Ege Denizine dökülen bu nehir 490 km uzunluğundadır. Özellikle bahar aylarından ve güneş batımından bir başka güzelliğe bürünür. Yerli halk bu duruma büyük ilgi göstermekte.
Edirne Ainos Antik Kenti
Enez ilçesinde bulunan bu antik kentin her noktası tarih kokmakta. Antik çağdaki bir çok yazarların kaynaklarında buranın ismi geçkmektedir. Enez Antik Kenti olarak da isimlendirilmektedir. Dünya çapında çok değerli bir çok eser çıkarılmıştır ve bazıları Edirne Müzesinde sergilenmektedir.
Edirne Müzesi
1925 yılında Atatürk’ün öncülüğünde kurulan bu müze çok zengin eserlere sahiptir. Arkeoloji müzesi olmasına rağmen etnografik eserler ve mezar taşları da vardır. Selimiye Caminin avlusundaki Dar-ül Hadis Medresesinde bulunmakta olup ikinci bölüm olan Etnokgrafya Müzesi bölümü 1936 yılında açılmıştır. Eserler Edirne Müzesine sığmayınca 1971 yılında hemen yanında Edirne Arkeoloji Ve Etnografya Müzesi yapılmıştır.
Edirne Selimiye Camii
Şehrin simgelerinden olan Selimiye Camiyi en sona sakladık. 1568-1574 yılları arasında yapılan ve Mimar Sinan’ın ustalık eseri olan bu cami yıllara meydan okumaktadır. Tek kubbesinin olması Allah’ın birliğini simgelemektedir. Mimar Sinan çıraklık eseri olarak Şehzade Cami, kalfalık eseri olarak Süleymaniye Cami ustalık eseri olarak da Selimiye Cami olduğunu söylemiştir. Eğer imkanınız varsa Selimiye Camiye gelmeden önce Şehzade Cami ve Süleymaniye Camiyi görmenizi öneririz. O zaman Selimiye Caminin gerçekten bir ustalık eseri olduğunu anlarsınız.
Edirne’de Gezilip Görülecek Diğer Yerler
- Edirne Üç Şerefeli Camii
- Edirne Saroz İbrice Limanı
- Edirne Adalet Kasrı
- Edirne Eski Camii (Cami-i Atik)
- Edirne II. Beyazid Camii ve Külliyesi
- Edirne Saatli Medrese
- Edirne Peykler Medresesi
- Edirne Fatih Köprüsü
- Edirne Bayezid Köprüsü
- Edirne Meriç Köprüsü
- Edirne Uzunköprü
- Edirne Hafızağa Konağı
- Edirne Arasta Çarşısı
- Edirne Sağlık Müzesi
- Edirne Sazlıdere Plajı
- Edirne Gökçetepe Plajı
- Edirne Mecidiye Plajı
- Edirne Erikli Plajı
- Edirne Karaincirli Plajı
- Edirne Gülçavuş Plajı
- Edirne Sultaniçe Plajı
- Edirne Enez Plajı
- Edirne Telli Çeşme
Edirne'de kültür ve sanat
Kültürel Geçmiş
Anadolu'yu Avrupa'ya birleştiren Trakya Yarımadası'nda yeralan Edirne'nin konumu nedeni ile zengin bir Kültür tarihi vardır. Tarih boyunca Anadolu'ya, ya da Avrupa'ya göç eden değişik topluluklar, Edirne'den geçmişlerdir. Ancak bunlardan çok azı yöreye yerleşip uygarlık kurmuştur. Edirne ve çevresinde yapılan kazılar, yöredeki ilk yerleşimlerin Neolitik çağ sonunda başladığını göstermektedir. Yörenin, bilinen en eski halkı Traklar'dır. Traklar'ı Makedonyalılar ve Romalılar izlemiştir.
Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle Edirne, Bizans İmparatorluğu'nun sınırları içinde kalmıştır. Uzun süren Bizans egemenliğinden sonra yöre Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır. Edirne'nin Avrupa'ya yakınlığı,Edirne kültürünün gerek Türkler'den önceki, gerekse Türkler'den sonra evrimini, büyük ölçüde etkilemiştir. Bu nedenle Edirne Kültürünün izlediği çizgi, Anadolu illerinin çizgisinden oldukça değişiktir.
Edirne Yemekleri
Edirne'de değişik beslenme biçimleri görülür. Meyve ve Sebze beslenmede önemli yer tutar. Türkiye çapında ünlü beyaz peynir imalatı çok yaygındır. Edirne Peyniri denilen bu peynir genellikle koyun sütünden yapılır.
Mavzana, tarhana, ciğer sarması, akıtma, badem ezmesi, lokma, gaziler helvası, deva-i misk, Edirne'nin özgün yemek ve tatlılarının başlıcalarıdır. Ayrıca ısırgan yemeği, borani, değişik türde bir peynir tatlısı olan belmuş, mısır unundan imal edilen kaçamak, süte peynir eklenmesiyle yapılan akçakatık ve hardaliye de özgün beslenme öğeleri arasında yeralır.
Edirne El Sanatları
Bir dönem, Osmanlı İmparatorluğu'nun başkentti olan Edirne'de el sanatları çok gelişkindi. Ağaç işlemeciliği, lake kap ve kutu yapımcılığı, çiçek ressamlığı, kitap kapakçılığı, talik yazı ve oyunculuğu, mezar taşçılığı eski el sanatlarının başlıcalarıdır. Bu türlerin çoğu günümüze ulaşamamıştır.
Edirne'de ağaç işlemelerinin yaygın bir ünü vardır. Edirne'de İstanbul'dan ve Avrupa'dan alınan etkilerle Edirnekari bir üslup meydana getirilmiştir. Edirnekari ağaç işlerini oyma, kakma ve boya bezekli yapıtlar oluşturur.
İşlemelerde genellikle lale, sümbül, karanfil, çiçek buketi, meyve gibi bitkisel motifler kullanılmıştır. Boya bezekli ürünlerde susen yeşili, mor, safran sarısı, hindiba esmeri, kahve esmeri gibi bitkisel boyalar kullanılmıştır.
Yörede süpürgecilik pazara yönelik bir el sanatı olarak varlığını sürdürmektedir. Süpürge darısından yapılır. El süpürgesi, sırıklı süpürge, küçük el süpürgesi, top süpürge gibi değişik türleri bulunmaktadır.
Edirne'nin en seki sanatlarından biri de misk sabunculuğudur. Portakal, elma, limon, armut vb. gibi biçimlerde yapılan sabunlar, hediyelik eşya olarak satılır. Çömlekçilik,hasırcılık, sepetçilik de varlığını sürdüren el sanatlarıdır.
Edirne'de el ürünü işlemeler, renkleri, anlamlı motifleri, işlemedeki ustalığı ile dikkati çeker. En eski örneklerde bile canlılığını yitirmemiş renkler, Edirne kök boyacılığının eseridir. En çok koyu mavi, pembe, kırmızı, sarı, kara renkler kullanılmıştır. İşlemelerde bitkisel motifler ağır basar. İşlemeler genellikle sakangur ve salaşpur bezlere, Felemenk tipi dokumalara yapılmıştır. İşlemelerde tığ işi, ulama, ajur teknikleri kullanılmıştır.
Kaynak: http://www.edirnevdb.gov.tr/kultur/kulturel.html
Edirne'nin tarihçesi
Edirne’nin en eski halkı, Traklar soyundan Odrisler’in yörede, Meriç ve Tunca ırmaklarının birleştiği bugünkü Edirne’nin bulunduğu yerde bir kent kurdukları bilinmektedir. Odrisler’den sonra yöreye egemen olan Makedonyalılar Dönemi’nde kent, büyük bir olasılıkla Odris yada Odrisia adının değişmesi sonucu, Orestia/Orestas olarak anılmaya başlanmıştır. İS II. yy’ da Roma İmparatoru Hadrianus, (117-138) Orestia Kasabası’nın stratejik önemi nedeniyle buraya kent statüsü verdi ve kendi adını koydu. Böylece, Roma Dönemi’nde kent Hadrianopolis/Hadrianupolis/Adrianupolis/Adrianapolis adlarıyla anıldı. Adrianopolis zamanla Adrianople/Adrianopel olarak değişti. Osmanlı dönemi başlarında Edrinus/Edrune/Edrinabolu/Endriye diye anıldı. 1476’da yazılan Aşıkpaşazade Tarihi’nde kentin adı Edrene olarak geçer. XVI.yy başlarında kentin Edirne olarak adlandırıldığı görülür. Edirne 1361 yılında I.Murat tarafından fethedilmiş ve İstanbul’un alınışına kadar 88 yıl(1365-1453) boyunca Osmanlı Devleti’nin başkenti olmuştur. Tarihinde çeşitli unvanları hak etmiştir. Edirne, mutluluk dönemlerinde "Der-i Saadet" (Mutluluk Kapısı) bir "Şenlikler Şehri" dır. II. Murad'dan IV. Mehmet'e kadar zafer kutlamaları, sünnet şenlikleri, II.Mehmet'in evlilik törenleri "İstanbul'u kıskandıracak kadar" olurdu. Edirne tabii ki her dönemde hatırlarda bir "Der-i Saadet" olarak kalmadı. Bu "Serhat Şehri" Evliya Çelebi'nin sözleriyle "Bir İslam Duvan" tarihinde birçok kez felaketle de tanıştı. En fazlada kuşatma ve işgallerden bunaldı. Şenlikleriyle "Mutluluk Kapısı" olarak hatırlanan Edirne'nin yanına "Daima bağrı yanık olan Edirne'yi de koymak gerekir.Edirne her zaman kültür olaylarının yoğun yaşandığı bir kent olmuştur. Mimari yenilikler bu kentin yapılarıyla gelmiş; hat ve süsleme sanatının en güzel örnekleri burada verilmiş, çok sayıda medresesi yoğun tartışmalara tanık olmuş, tıp tarihine geçen ilk uygulamalar burda başlamıştır. Kimliğini asıl Osmanlı döneminde bulan ve imparatorluğun ikinci kenti olan Edirne, kültürel mirasımızın en yoğun hissedildiği bir kenttir. Edime, camileri, çarşıları, köprüleri, tarihi evleriyle ve özellikle de Muhteşem Selimiye ile ülkemize gelenleri ilk karşılayan ve bir sınır kenti olma özelliğini en iyi yansıtan kentimizdir.
Kaynak: http://www.edirne.gov.tr/tarihce
Edirne'ye ulaşım
Edirne’de halen daha devam eden bir havalimanı projesi vardır. Ancak henüz kente uçakla ulaşmak mümkün değil. Kentte gidiş otobüs ile sağlanmaktadır. Türkiye’nin birçok noktasından Edirne’ye doğrudan otobüs seferleri bulunur. Aksi durumlarda ise İstanbul üzerinden aktarma yapılarak da şehre ulaşılabilir.
Edirne'nin ilçeleri
- Enez
- Havsa
- İpsala
- Keşan
- Lalapaşa
- Meriç
- Merkez
- Süloğlu(Süleoğlu)
- Uzunköprü
Edirne'nin ekonomisi
Edirne, Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinin buluştuğu verimli bir ovada kuruludur. Sayfada aktarılan 1892 kayıtlarına göre bu nehirlerin çevresinde bakımlı sebze, meyve ve dut bahçeleri vardı; kayısı, erik, ayva, dut ve muşmula bol yetişirdi.
Aynı kayıtlarda kentin çevresinde 19.476 parça bağ bulunduğu, üzümden şarap ve rakı yapıldığı ve şarabın büyük bölümünün Avrupa'ya satıldığı yazılır. 1892'de kentte 3.870 dükkan, 280 fırın, 134 değirmen, 7 un fabrikası ve 5 matbaa vardı.
Şehir merkezi Yunanistan'a yaklaşık 7, Bulgaristan'a yaklaşık 17 kilometre uzaklıktadır. Mis sabunculuk ve süpürgecilik de yörenin geleneksel el sanatları arasında anılır.
Edirne'de spor
Kırkpınar Şenlikleri
Edirne'nin geleneksel yağlı güreşi Kırkpınar, yalnızca bir güreş olayı değil, kentte yaşamı da etkileyen bir olaydır. 2005 yılında 644'üncüsü yapılan Kırkpınar güreşleri efsanevi bir kökene dayanır. Bu bölümde Kırkpınar Etkinliği, tarihi geçmişi, gelenekleri, söylenceleri ve günümüzdeki konumuyla değerlendirilecektir.
Kırkpınar Söylencesi
Orhan Gazi'nin Rumeli'yi ele geçirmek amacıyla düzenlediği seferler sırasında, kardeşi Süleyman Paşa 40 askerle Domuzhisarı üstünde yürür. Salla karşı kıyıya geçerler. Domuzhisarı'nı ele geçirirler. Öbür hisarların da ele geçirilmesinden sonra, 40 kişilik öncü birlik geri döner.İşte bu sefer sırasında gruptaki askerler, mola verdikleri her yerde güreşe tutuşurlarmış, bu birlikten iki yiğitin tutuştukları güreşte ise bir türlü kazanan olmazmış. Önce şimdi Yunanistan sınırlar içindeki Samona'da güreşe tutuşmuşlar,günlerce süren güreşte çiftin yenişememiş. Daha sonra, Hıdrellez gününde, Ahırköy çayırında(bazılarına göre Edirne'ye 17 km. ötede Ortaköy Şosesi üzerlerinde), aynı çift yeniden güreşe tutuşmuş.Sabahtan geceyarısına değin süren güreşte, ikisi de solukları kesilip çayıra yığılıp kalmış, vefat etmişler.Arkadaşları da onları bir incir ağacı altına gömmüş.
Yılllar sonra çıktıkları bir başka seferde arkadaşlarının mezarı başına gelen savaşçılar, burada akan gür bir pınar görürler. Halk orada yatanların "Kırklardan" (ermiş) olduğuna inanır. Yöreyi Kırkpınar diye adlandırır. Bir söylenceye göre de, oraya ayak basanlar 40 kişi olduklarından adı Kırkpınar kalmıştır. Sonraki yıllarda aynı yerde ölen kişilerin anısına güreş tutulmaya başlanmıştır. Zamanla gelenekselleşmiş ve Kırkpınar Yağlı güreşlerine dönüşmüştür.
Bir başka Kırkpınar değerlendirmesi de; bu güreşlerin, Türkler Edirne'yi almadan yüz yıl önce Rumeli'ye geçen Sarı Saltuk tarafından oralara taşındığı ve Türklerin sonradan Sultan I.Murat döneminde bu güreşlere sahip çıktığı yönündedir.
Cumhuriyet Döneminde Kırkpınar Güreşleri
Kırkpınar Güreşleri, önce Balkan Savaşları; sonra I.Dünya Savaşı ve Yunan İşgali nedeniyle sınırlarımızın geçirdiği değişiklikler yüzünden asıl yerinde (Yunanistan'ın Samona Köyü Merası) ve kendi düzeninde yapılamazken, bir süre, Edirne dışında kalan ve Virantekke denilen yerde gerçekleştirilmiştir.
Cumhuriyet sonrasında (1924) ise, Kırkpınar adıyla değilse bile, ilk güreşler; dönemin Edirne Milli Eğitim Müdürü İsmail Habib Sevük tarafından, Türk Ocağı'na yardım amacıyla ve Sarayiçi'nde düzenlenmiştir.
Sonra bir süre Kırkpınar ağaları tarafından düzenlenen güreşler, izleyen yıllarda, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay yöneticileri tarafından kurum yararına gerçekleştirilmiş; 1946 yılında Edirne Belediyesine geçmiştir.
Kaynak: http://www.edirnevdb.gov.tr/kultur/kirkpinar.html




Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…