
Elazığ
- Doğu Anadolu Bölgesi
Elazığ Hakkında
Doğu Anadolu Bölgesi'nde Yukarı Fırat Havzası’nda bulunan Elazığ, merkez ilçe ile birlikte 11 ilçe, 537 köy ve 709 mezra yerleşkesinden oluşmaktadır. Nüfusuyla, Erzurum ve Malatya’dan sonra Doğu Anadolu'nun en büyük üçüncü ilidir. Yerel halk birbirine, kardeş ve ağabey anlamlarına gelen “gakgoş” sözcüğüyle hitap eder.
Elazığ’ın tarihi M.Ö. 20. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Anadolu'yu Mezopotamya'ya bağlayan kervan yollarının geçiş güzergâhı üzerinde olduğu için, önemli bir yerleşim bölgesi olmuş ve birçok kültüre ev sahipliği yapmıştır. Müslüman, Rum, Ermeni ve Süryani halkları, bu bölgede uzun yıllar birlikte yaşamıştır. Bugün de bütün bu etnik kimliklerin farklı kültür ve medeniyetlerinin izleri görülmektedir.
Elazığ'ın meşhur yemekleri ve tatlıları

Orcik
İpe dizilen ceviz içlerinin koyu kıvamlı üzüm bulamacına batırılıp kurutulmasıyla yapılır; başka yerlerde cevizli sucuk diye bilinir.

Gömbe
Kömbe de denir. Kepekli undan açılan iki yufka arasına cevizli, kıymalı bir harç konup pişirilir.

Harput çorba
Soğuk ayran aşı da denir; yazın soğuk içilen, yoğurt ve buğdayla yapılan bir çorbadır.

İçli köfte
Bulgurlu dış hamurun içine kıymalı ve cevizli harç doldurulur.

Sırın
Sacda pişen ince yufkalar rulo yapılıp dilimlenir ve tepsiye dizilir; üzerine sarımsaklı yoğurt ile kızdırılmış tereyağı dökülür. Elazığ Sırın Yemeği coğrafi işaretle tescillidir.

Çedene kahvesi
Elazığ’ın dağlarında yabani yetişen çedene ağacının meyveleri kurutulup kavrulur ve öğütülür; ortaya koyu renkli, macun kıvamında bir kahve çıkar. Elazığ Çedene Kahvesi coğrafi işaretle tescillidir.

Lobik çorbası
Elazığ’da ince yeşil fasulyeye lobik denir; çorba lobikle, bulunmadığında börülceyle pişirilir.

Küncülü köfte
Yörede küncü denen susamla hazırlanan, ekmeksi bir köftedir.

Kibe dolması
Kuzu işkembesinin iç harçla doldurulup pişirilmesiyle yapılan bir dolmadır.

Dolanger
Kat kat açılan yufkalara özel şekil verilip sıcak şerbet dökülerek yapılan, kaymakla yenen bir bayram tatlısıdır.

Patile
İnce açılan yufkaların içine soğan kavurması konarak yapılan bir hamur işidir; peynirli, kıymalı ve patatesli çeşitleri de vardır.

Harput köftesi
Yağsız kıyma, ince bulgur ve reyhanla hazırlanan köftelerin salçalı sosta pişirilmesiyle yapılır.
Elazığ'da gezilecek yerler
Elazığ Hazar Gölü Plajı

Hazarbaba ve Mastar Dağları arasında bulunan bu plaj şehrin en güzel noktalarından birisi. Mavi ile yeşilin harika uyumunu bir arada göreceksiniz ve burada göreceğiniz Hazar Gölü’ne büyük olması sebebiyle yerli halk tarafından Hazar Denizi denilmektedir. Göl etrafında büyük şehirleri aratmayan tesisler mevcuttur. Öyle ki Güneydoğu Anadolu’nun Bodrum’u olarak nitelendiriliyor.
Elazığ Harput Buzluk Mağarası
Şehre 12 km, Harputa ise sadece 4 km mesafede bulunan mağara, Keban Baraj Gölüne yakın. Bu mağaranın tarihi Urartulara kadar gitmektedir. Bu mağara yazın serin kışın ise sıcak oluyor. Yazın mağara içerisi serin olduğundan bir çok sarkıtlar, doğal tabakalar ve dikitler bulunmaktadır. Kışın ise tam tersi bir durum yaşanmaktadır.
Elazığ Kömürhan Köprüsü

Fırat Nehri üzerine kurulan bu köprü Elazığ-Malatya karayolu üzerinde bulunmaktadır. Bir diğer adı ise İsmet Paşa Köprüsüdür. Bu köprü, Karakaya Barajı yapılırken sular altında kalsa da 1986 yılında yenilenmiştir. Köprünün tarihi IV. Murad’a kadar uzanmaktadır. IV. Murad, 1638 yılında Bağdat Seferinde yapımına karar verilmiş ama zamansız ölümü ile köprü yarım kalmıştır.
Elazığ Keban Baraj Gölü

Ülkemizin 2. büyük yapay gölü olan bu baraj göl, Murat vadisi boyunca uzanmaktadır. Elazığ sınırları içinde olup toplam uzunluğu 125 km’dir. Ülkemizin en önemli yatırımlarından birisidir ve burada elektrik üretiminin yanı sıra balık üretimi ve avcılıkta yapılmaktadır. Bu gölün etrafını insanlar mesire yeri olarak kullanmaktalar ve hatta göl üzerinden bazı ilçelere feribotla geçiliyor.
Elazığ Hazarbaba Kayak Merkezi

Sivrice ilçesinde bulunan bu kayak merkezi, Hazarbaba Dağında bulunmaktadır. Elazığ’daki kış turizmine belki de en önemli katkıyı yapmaktadır. 1997 yılından beri faaliyer göstermektedir. Bu bölgede tesis var ama isteyenler 6 km uzaklıkta Hazar Gölü çevresindeki otelde de kalabilirler. Yalnız şunu unutmayın daha çok günü birlik ziyaretçilerin uğrak yeridir. Hem amatör hemde profesyonel kayakçılar için pistler mevcuttur.
Elazığ Çırçır Şelalesi

Keban Barajını yapıldıktan sonra oluşan bu şelalenin çevresinde alabalık tesisleri bulunmaktadır. Aynı zamanda iyi bir dinlenme yeridir. Bu da şu demek oluyor; Keban Barajı Gölüne giderseniz çok fazla uzaklaşmadan şehrin bir çok önemli yerlerini gezmiş olacaksınız.
Elazığ Harput Kalesi
2 bölümden oluşan bu kale Urartular tarafından yapılmıştır. Rivayete göre kale yapılırken harcında su yerine süt kullanılmıştır. Bu nedenle de kalenin diğer adı Süt Kalesidir. Belgelere bakıldığı zaman kale tarih boyunca Bizanslıların, Romalıların ve Arapların hakimiyeti altına girmiştir. Son olarak kendine hayran bırakan bir güzelliği var.
Elazığ Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi
Bir şehrin tarihini en iyi anlatan en ideal yer o şehrin müzeleridir. Siz de Elazığ tarihini doğru bir şekilde öğrenmek istiyorsanız bu müzeyi mutlaka gezin. Müze, Fırat Üniversitesinin Mühendislik Fakültesi Kampüsündedir. İlk olarak Harput’ta Alacalı Cami’de açılan müze, 1982 yılında bugün kü yerine taşınmıştır. Şehirde yapılan kazı çalışmaları sonucu çıkarılan eserler sergilenmektedir.
Elazığ Kapalı Çarşı

Sadece yöre halkının değil yerli ve yabancı ziyaretçilerinde önemli uğrak yerlerindendir. Turistler buraya önem vermekteler. Zira şehrin en önemli ve aynı zamanda en eski ticaret merkezidir. Bu çarşı 2013 yılında özelliği bozulmadan restore edilmiştir. Burada başta Ağın leblebisi, özel baharat çeşitleri, pekmez, badem şekeri, tulum peyniri olmak üzere birçok ürün bulabilirsiniz. Ayrıca burada gezerek şehrin mutfak kültürü hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.
Elazığ Karakoçan Golan Kaplıcaları

Adından da anlaşılacağı gibi Karakoçan ilçesine bağlı olan bu kaplıcalar ilçe merkezine 18 km mesafededir. Ziyaretçi sayısı oldukça fazladır. Buraya yakın Peri Çayı’da uğrak yerlerdendir. Başta romantizma, kırık-çıkık, kadın hastalıkları ve cilt hastalıkları gibi birçok rahatsızlıklara iyi geldiği belirtiliyor. Dolayısıyla hem eğlenmek hem dinlenmek hemde şifa bulmak için güzel bir yer.
Elazığ'da kültür ve sanat
Musiki - Folklor
Harput musikisinde, içli bir ibadetin çoşkunluğu hissedilir. Bir makama başlanırken, söylenen gazellerde, bir ilâhi çeşnisi vardır. Bundan sonra gelen türküler, bu ilâhi duyguyu dalgalandıran ve coşturan nağmelerdir. Bestelerin yarattığı mânevi coşkunluk, gerçekten insani, maddi alemden uzaklaşmaya zorlar. Söyleyene ve dinleyene bir uçuş hissi gelir. Bu anda, hiç bir istek ve işaret lüzum olmaksızın, içgüdünün şevkiyle, sazın kendiliğinden ayak tutması sonunda, göklere yükselen bir ezan gibi, yüksek havalara, yerli tabirle "Kayabaşı ve Hoyratlara" geçilir. Bunlar, dağdan dağa çarpan, dik ve tiz perdeden söylenen ezgilerdir. Bilhassa dinleyen, kendisinin, yerden göğe doğru kanatlanmak üzere olduğunu hisseder. Bu seslerin, uçurucu tesiriyle, saz meclisi, vecit haline gelir artık. Bu vecdin, ruhlarda yarattığı coşkunluk ve taşkınlık; duyguların, heyecanların boşanmasına yol açar. Sazların refakatinde söyleyen ve dinleyen, hep bir ağızdan, yani koro halinde, şıkıltımlara, oynak türkülere geçer. Bu türküler, yalnız ruhta değil, bedende de tepkisini gösterdiği için, bu sırada veya hemen şıkıltımları takiben, aynı makama uygun, erkek veya kadın oyunları oynanır.
Elazığ Halk Oyunlarını, oyun bölgelerinden "Halay Bölgesi" içinde ele almak gerekir. Elazığ Halk Oyunları “Halay Bölgesi" içinde hareketlilik açısından diğer il ve bölgelere göre ağır ve estetiktir. Az miktarda, çok hareketli oyunlar da vardır. Oyun tempolarını incelediğimiz zaman bu özellik hemen göze çarpmaktadır. Oyunlar "Halay Bölgesindeki diğer oyunlara nazaran müzik ve oyun figürleri açısından ayrıcalık gösterir. Öyle sanıyoruz ki, bu ayrıcalık Elazığ Halk Müziğinin, daha ziyade Türk Sanat Müziğine yatkın olmasından ve müziğin klasik sazlarla icra edilmesinden ileri gelmektedir.
Müzikteki bu ayrıcalık, oyun müziklerinin zengin bölümlere sahip olmasında, oyunlarda ise zengin figürlere sahip olmasında gözlenmektedir. Ayrıca her yörede görülmeyen, her oyun formuna (figürüne, kalıbına) karşılık bir müzik formunun bulunması da kayda değer bir durumdur.
Elazığ Halk Oyunları, genel olarak "tatlı sert" bir karaktere sahiplerdir. Erkek oyunları biraz daha sert ancak estetik, kadın ve kız oyunları ise biraz daha yumuşak ve tatlıdır. Komşu vilayetimiz olan Diyarbakır’ın halayında görülen sertlik, Elazığ halayında mevcut değildir. Ondaki sertlik ve figür azlığına karşılık, diğerinde (Elazığ Halayında) tatlı sertlik ve figür zenginliği şeklindedir.
Altmışa yakın Elazığ oyunu vardır. Ancak, bugün yaşayan oyunların adedi yirmi - yirmi beş kadardır. Bu oyunların birkaç tanesini oynanış biçimi ve özellikleriyle birlikte anlatacağız.
Çayda Çıra Oyunu:
Bu oyun, Elazığ’ın Harput Bucağından derlenmiştir. Oyun "Mumlu Dans" namıyla dünyaca tanınmaktadır. ”Çayda Çıra” oyunu hakkında çeşitli efsaneler vardır. Ancak, bunlar dilden dile dolaşan çeşitli halk masallarına benzemekte ve diğer şehirlerimizde anlatılan efsanelerin bir varyantı ya da değişikliğe uğramış bir şekli olarak anlatılmaktadır.
Oyun, orijini itibariyle aydınlatma amacı güdülerek ortaya çıkmıştır. Araştırmamızda halk arasında söylenen çeşitli efsaneler tespit ettik. Bunlardan bir örnek: Efsaneye göre Hazar Gölü kenarında bir köyde birbirini seven iki genç, gizlice buluşmaktadırlar. Erkeğin buluşma yerine gidebilmesi için gölü yüzerek geçmesi gerekmektedir. Buluşma gece olduğundan, kız çıra (Dındik) yakarak gence yerini belli etmektedir. Genç ise, ışığa doğru yüzmekte ve böylece sevgililer buluşmaktadır.
Bu durumu sezen kızın babası, buluşmanın yapılacağı bir gün erkeğin yüzerek gölün ortalarına geldiği sıralarda çırayı söndürür ve genç sevgilinin gölde boğulmasına sebep olur. Bunu fark eden kız da kendini suya atar, o da kaybolur. Bunun üzerine bütün köylü toplanarak ellerindeki "Çıra" larla iki sevgiliyi aramaya başlarlar. Efsaneye göre, bu olay üzerine ağıtlar yakılmış, türküler söylenmiş ve çıra ile arama olayı oyunlaşarak günümüze kadar gelmiştir. (Benzer bir efsane de Van yöresindeki “AHTAMARA” efsanesidir.)
Altınova'da yapılan görkemli bir düğünde geleneksel bir biçimde çay kenarında kurulan düğün meydanında çıralar yakılmış, Somat'lar kurulmuş ve düğün bütün coşkusuyla devam etmektedir. Bu sırada ay tutulunca, evlenen gencin annesi olan Pembe HAN tabaklara çıralar, mumlar diktirip gençlerin ellerine vermiş ve önde kendisi olmak üzere yürüyerek düğün meydanına, görkemli bir biçimde girmişlerdir. Bu buluşun mükemmelliği karşısında aşka gelen "Zurnacı Başı”, ellerindeki tabaklarla ortalığı bir anda gündüze çeviren, bu kalabalığı karşılayarak, gelenlerin ayak hareketlerine uygun bir müzik çalar. Kendisine eşlik eden kırk davul kırk zurna ile ortalık inlemeye başlar, böylece "Çayda Çıra" oyununun melodisi ortaya çıkmış olur. Bu olay gelenek halini almış ve çayda çıra oyunu günümüze kadar oynanıla gelmiştir."
Eskiden kaç-göç olmadığı için, kız-erkek karma oynanan bu oyun, günümüzde karma oynandığı gibi, ayrı ayrı da oynanır. Oyunun 200-300 yıllık bir mazisi olduğu söylenir. Oyun Elazığ’ın her tarafında bilinir ve oynanır. Hatta, son zamanlarda Elazığ dışına da taşarak Malatya ve Diyarbakır'da da çeşitli şekillerde oynanmaya başlamıştır.
Tüm oyunlarda başta oynayana kolbaşı, sonda oynayana sonbaşı ya da poçik denir. Sadece halay oyununda "Halaybaşı" ve "Halaysonu" adları kullanılır. Oyunun aracı çift tabak ve içerisindeki üçer mumdan ibarettir. Oyun yürütülürken “Heey, Teey, Tey” diye nara atılır. Elazığ'ın yörelerinde delikanlıya "Gakkoş" adı verilir. Oyun düğünlerde, dini ve milli bayramlarda oynanır.
Çayda Çıra Türküsü :
Çayda çıra yanıyor, Yanıp yanıp sönüyor, Yavaş yürü usul bas, Engeller uyanıyor. Çayda çıra yanıyor, Ay tutulmuş sanıyor, Yavaş oyna güzelim, Herkes seni tanıyor. | Çayda çıra yakarım, Yar yoluna bakarım, Bir yüz görümlüğüne, Beşibirlik takarım. Yanar çayda çıralar, Kızlar oyun sıralar. Gelin hanım gelirse, Defçi toplar paralar. | Çayda çıra yanıyor, Humar göz uyanıyor. Fitil çifte yara bir, Yürek mi dayanıyor. Çayda çıra yüz çıra, Yanıyor sıra sıra. Yarim keklik ben şahin, Giderim ardı sıra . |
Avreş Oyunu :
"Berber Yaşar" adıyla da tanınan bu oyunun, Elazığ dışında herhangi bir yerde oynandığına rastlanmamıştır. Oyunun kaynağı Harput'tur. Eskiden asker sevki çok olan Elazığ ve Harput' ta, askeri hareketlerin taklidi ile ortaya çıkan bu oyun, Elazığ'ın her yerinde oynanır. Oyunun elli-altmış yıllık bir geçmişi olduğu söylenmektedir. Bugün davul ve klarnetle çalınan bu oyunun müziği eskiden zurna ile çalınır ve oynanırdı.(Bugün birçok dağ köyümüzde ve birçok Alevi köyümüzde hâlâ zurna çalınmaktadır.) Esasen Harput'a klarnet girmeden önce düğünlerin baş sazı zurna idi. Ancak Türkiye'ye girdiği anda Harput’ta da kullanımı başlayan klarnet zurnayı büyük ölçüde etkileyerek etkinliğinin azalmasına neden olmuştur.
Avreş oyununun türküsü, yoktur. Bu oyunun melodisi ile başka bir oyun oynanmadığı gibi, bu oyun başka bir melodi ile oynanmaz. Oyun müziği önce 6/8 lik usûlde ve ağır tempoda, sonra 4/4 lük usûlde ve hızlı tempoda oynanır. Makamı İbrahimiyye dir. Tek sıra dizilmek suretiyle oynanan bu oyun bazen de sağa sola dönmek suretiyle icra edilir. Oyunun öyküsü olmayıp, oyun figürünü teşkil eden hareketler, daha çok ayaklarda toplanmış, kısmen de başla yapılmaktadır. Vücudun tabiî hareketlerini ihtiva eden oyun figürleri ile, asker hareketleri taklit edilmektedir. Oyunda "ha-ha, hey-hey"diye nara atılır. Bu oyun daha ziyade asker uğurlâmalarında ve düğünlerde oynanır.
Halay Oyunu :
Harput Halayı da denilen bu oyunun varyantları, “Palu” varyantı, İngüzek’te “Karaçor" denen oyun, Ağın’da “Düz Halay”, Baskil'de Halay, Sivrice'de "Düz Haley” dir. Oyunun kaynağı Harput’tur ve 200-300 yıldan beri, gençler ve yaşlılar tarafından zevkle oynanmaktadır. Oyun müziği önce 2/4 lük ve "zazaki" denilen figürde 6/8 lik usûlde çalınır, makamı İbrahimiyye'dir. Oyun, avuç avuca kenetlenip tutunmak suretiyle tek dizi halinde oynanır.Oyunun figürleri ayaklarda toplanmıştır. Daha çok asker uğurlamalarında ve düğünlerde oynanmaktadır.
Bıçak Oyunu :
Oyun merkez ilçeye bağlı Hankendi (Hanköy) Bucağı'ndan derlenmiştir. Oyunun asıl kaynağı belli değildir. Bıçak oyunları Türkiye'nin hemen her bölgesinde değişik şekillerde görülmektedir. Erzurum'da “Hançer Bari”, Karadeniz Bölgesinde de bıçaklarla çeşitli horonlar oynanmaktadır. Davul ve klarnet eşliğinde oynanan bu oyun türküsü yoktur. Başka bir melodi ile oynanmadığı gibi, bu oyunun melodisi ile de başka bir oyun oynanmaz.
Oyun, 9/B lik usûlde ve "İbrahimiyye" makamındadır. İki erkek, bir kadın ya da kadın kılığında bir erkek olmak üzere üç kişi. ile oynanır. Bar özelliği de göstermektedir. Oyun el ve ayak hareketlerinden oluşur. Taklitli bir oyun değildir. Müzik aynı ölçüyü sürekli takip eder. Usûlde bir değişiklik olmaz. Mutaassıp yerlerde kızlar ve kadınlar düğün alanına giremezler; oyunu damdan veya uzak yerlerden seyrederler. Bu yüzden oyunun seyri değişir.
Oyun araçları, oyuncuların ellerinde bulunan ikişer bıçaktır. Oyuncular bunlarla figürler yaparlar. Bıçak aralarından geçer, göğüse doğru sallanır. Oyun düğünlerde oynanır, türküsü yoktur.
Kılıç Kalkan Oyunu :
Eski oyuncular tarafından oynandığı duyulmuş, fakat görülmemiştir. Oyun müziğinin notası olduğundan, müziği hakkında bilgi edinmek kolaydır. Kaynak kişilerden Tahsin AYIK kendisiyle görüştüğümüzde, bu oyun hakkında şunları söylemiştir: "Bu oyunu oynayanları gördüm. Bunlar yaşça bizden daha büyüklerdi. Kılıç ve kalkanları olmadığından ellerindeki sopaları kılıç, ayakkabılarını kalkan yaparlardı. Sahip çıkılmayan bu oyunumuz maalesef iptal oldu. "
Delilo Oyunu :
Harput'tan derlenen bu oyuna "Derilo", "Delilo" gibi adlar verilmektedir. Bu oyun halay bölgesinin hemen her yerinde, birbirine benzer özelliklerle oynanmaktadır. Asıl çıkış kaynağı konusunda bir yargıya varmak mümkün değildir.
Delilo oyununun 150-200 yıllık bir oyun olduğu söylenmektedir. Oyun, türkülü bir oyun olup, davul ve klarnet eşliğinde oynanır. Oyunun türküsü oyuncular tarafından söylenir. Bu oyun, başka bir oyun melodisi ile oynanmaz, bu oyun melodisi ile de başka bir oyun oynanmaz. 4/4 lük usülde müziği olan oyun, çevre illerdeki "Delilo" oyunlarından biraz daha ağırdır.
Giyim Kuşam
Şehir merkezinde kadınlar modern giyimi takip ederler. Bununla birlikte orta yaşın üzerindeki kadınların manto giyip başlarına örtü taktıkları görülmektedir. Erkek Giyimi : Başa fes takılır, astane mendil büyüklüğünde "Puşu" takılır. Yaşlılar yazma bağlarlar. Paçaları dar, üst kısmı geniş, beli uçkur ile büzülen çuha şalvar giyilir. Düz beyaz veya siyah-beyaz renkte çizgili, pamuklu kumaştan, içlik veya giyme adı verilen bir iç gömlek giyilir. Bu gömlek kollu, yakasız veya hâkim yakadır. Gömleğin üzerine şalvarın kumaşından "avcı yeleği" denilen bir yelek giyilir. Bele beyaz ipek veya şa1 adı verilen "acem kuşağı" bağlanır. Ayağa poçikli çarık ve yün örme çorap giyilir. |
Kadın Giyimi : Harput kadınının en eski giysi tipidir. Bu tip giysiyi bugün dahi dağ köylerinde görmek mümkündür. Yaklaşık 150-200 sene öncesinde bu tip giysi hakimdi. Bu giysi üç parçadan meydana gelmiştir. 1)- Şalvar İpekli veya pamuklu kumaştan yapılmakta ve iç kısmı astarlanmaktaydı. Şalvarın boyu oldukça uzun olup bilek kısımlarına kaytan geçirilmekte ve diz altından bağlanmaktadır. Böylece şalvar bir etek görünümünde dökümlü olarak ayak bileklerine inmektedir. Şalvarın bel kısmı da uçkurla büzülmektedir. 2)- İçlik İpekli veya pamuklu kumaştan yapılmaktaydı. Yakası yuvarlak, önü açık, kopça ile iliklenmektedir. İçliğin yanları yırtmaçlıdır. 3)- Üçetek Sim işlemeli, kalın ipekli kumaştan veya kadifeden yapılmaktadır. Kolları uzun, bilezikli, çok az yırtmaçlıdır. Yırtmaçlı kısım kopçayla tutturulmuştur. Yakası bele kadar açık,"V" şeklindedir. Belde iki kopça ile "birit" ilikle iliklenmektedir. Belden aşağıya doğru genişleyen eteğin önü tamamen açıktır. Yanları ise kalça altından yırtmaçlıdır. Böylece etek üç parça görünümünü almaktadır. Bele "belbağı" bağlanmaktadır.(Belbağı, üç-dört cm. eninde, tığ işi veya kumaş üzerine işlenmiş kuşaktır.) Ayakkabı olarak postal, çorap olarak yazın iplik, kışın ise yün çorap giyilmektedir. Oyun giysilerinde kullanılan takılar şunlardır: Göğüs üzerine çaprazlama dizilen beşibirlik dizisi, camdan bilezik "Şeve" gümüş veya altın küpe ile yüzük kullanılır. |
Atasözü - Deyimler
Aç gorsan hırhız olur, çok sölersen arsuz olur. Akılsız başın cezasını ayahlar çeker. Bekle bite çağala, hadse yiye sağala. Can çıhmadan huy çıkmaz. Cücüğü martta sayarlar. Dam doymadan çortundan su ahmaz. Dertli sölegen, aşık yırılgan olur. Düğün evinde deve, acıhdınsa goş eve. Eşeğin canına yeterse attan yügürük olur. Galan işe gar yağar. Garganan oturanın, burnu pislikten çıkmaz. Garpuz kesmeknen ürek savumaz. Hortut çirpisinden ataş olmaz. Sevilmeyen gelinin selamı ergü gelür. Suyun aharından, insanın yere bahanından gorh. Yağ yiyen pisiğin gözünden belli olur. Ziyareti bi çüt mumnan sınarlar. | Aç gezip guyruğu tik gezmek: Kimseye minnet etmemek Ali gıran baş kesen: Kabadayı Bahar mayısı gibi sıvaşmak: Yakasını bırakmamak Durup durup duz kavurmah:Aynı şeyleri tekrar etmek. Fıstik atıp gezmek: Yiyip içip gezmek,keyfi yerinde olmak. Eşeğin büyüğü ahurda: İşin önemli bölümü geride Gıçı gırıh it gibi dolaşmah: Bir işe yaramamak. Hıriğini sürütmek: Peşinden başka misafirleri de getirmek. Kortikoğlu işi: Baştan savma yapılan iş Pirpirin mi yedin: Çok güçsüzsün Yel gelecek delügü bilmek: Çıkarını gözetmek Sevindirik omah: Çalım satmak |
Allah elden ayağa düşürmeye. Allah sahlıya Bi yasduhda gacıyasız. Dolu sanduhlar öğüne oturasın. Gadan belan bahan gele. Rızgın bol ola. Boyun bosun devrile. Can evin yıhıla. Ezilesin, epriyesin. O boyda kalasın. Gotdik. Sesin Sal altından gele. Tatarhamıya gelesin. Yüz üstü sürünesin. Zukgumun kökü |
Kaynak: https://www.elazig.bel.tr/
Elazığ'ın tarihçesi
Elazığ, MÖ 4000'lere uzanan Harput kentinin ovadaki devamıdır ve uzun yıllar Harput adıyla anıldı. Harput, Türklerin eline geçene kadar yalnızca sağlam bir kaleydi; Malazgirt zaferinden sonra gelişen bir şehir oldu.
Bölge 1085'te Çubukoğulları, 1110'dan sonra Artukoğulları Beyliği'ne bağlandı. 1230'da Moğollar, 1234'ten sonra Anadolu Selçukluları hâkim oldu; 1507'de Safevilerin eline geçti. Çaldıran Savaşı'nın ardından, 1514'te Osmanlı yönetimine girdi.
Bugünkü yerleşime, Ağavat mezrası olarak bilinen yere, 1834'te taşınıldı. 1862'de Vali İsmail Paşa'nın önerisiyle Sultan Abdülaziz'in adına atfen Ma'mûretü'l-Azîz Vilayeti adı verildi, halk kısaca El-Azîz dedi. Ad 1937'de Elazığ olarak değiştirildi.
Elazığ'a ulaşım
Elazığ’a karayolu, demir yolu ve hava yolu ile ulaşmak mümkündür. Elazığ’ın en önemli karayolu bağlantısı; Ankara–Kayseri–Malatya üzerinden gelerek, Tunceli ve Erzurum’a giden devlet yoludur. Bu karayolunun 156 kilometresi Elazığ il sınırları içindedir. Yolun Elazığ–Palu kesiminin 87. km’sindeki Kovancılar yöresinden kuzeydoğuya ayrılan bir kol, Bingöl ve Muş üzerinden Van’a kadar ulaşmaktadır. Şehrin ikinci önemli devlet yolu, Diyarbakır ve Mardin üzerinden Suriye sınırında Nusaybin ve Cizre, Irak sınırında Habur sınır kapılarına kadar ulaşır.
Elazığ’a hava yolu ile ulaşmak da mümkündür. Türkiye’nin bütün illerinden her gün Ankara ve İstanbul bağlantılı olarak, bazı büyükşehirlerden de direkt uçuş imkanı bulunmaktadır. Elazığ Havalimanı, şehre 12 km mesafededir. Ayrıca yeni yapılan pistle bölgenin en büyüğü konumuna gelen havalimanından, havayolu şirketlerinin servisleri ve taksilerle merkeze ulaşmak mümkündür.
Elazığ'ın ilçeleri
- Ağın
- Alacakaya
- Arıcak
- Baskil
- Karakoçan
- Keban
- Kovancılar
- Maden
- Merkez
- Palu
- Sivrice
Elazığ'ın ekonomisi
Elazığ'ın ovaları az ama verimlidir. Buğday, arpa, pirinç, şeker pancarı, tütün, sebze ve meyve yetişir; lahana, kavun ve çilek önemli gelir kaynaklarıdır. Keban Barajı'nın yapılmasıyla bazı tarım toprakları su altında kalmış, buna karşılık sanayi canlanmıştır.
İlin başlıca madenleri bakır, krom, simli kurşun ve bentonittir. Alacakaya ve Arıcak ilçelerinde çıkarılan mermer ise ünlüdür ve son yıllarda çok sayıda mermer işleme fabrikası kurulmuştur.
Sayfada, un, deri, şeker, çimento, süt, mermer, mobilya ve sabun gibi üretimlerin öne çıktığı ve ilde Türkiye'nin büyük hidroelektrik santrallerinden birinin bulunduğu belirtilir.



Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…