İçeriğe geç
hakkari

Hakkari

  • Doğu Anadolu Bölgesi

Hakkari Hakkında

Türkiye’nin güneydoğu köşesinde derin ve uzun Zap Vadisi’nin güney yamacına kurulu, dört bir yanı dağlarla çevrili Hakkâri Anadolu, Mezopotamya ve İran üçgeninde yer alan coğrafi konumuyla birçok topluluğun ilgisini çekmiş ve birçok millete vatan olmuştur. İlin tarihi Paleolitik Çağ’dan başlamaktadır. İl sınırları içinde çeşitli yerlerde bulunan kaya resimleri Neolitik Çağ’a tarihlenmektedir. M.Ö. 6. yüzyıl başlarına kadar bölgeye Urartular egemen olmuşlardır. Çevrenin zorlu koşullarına rağmen güçlü bir örgütlenme gerçekleştiren Urartular bölgede sivil ve askeri amaçlı, “Ordu Yolu” diye adlandırılan ve belirli bir kesimi günümüze ulaşan bir ulaşım ağı kurmuşlardır. Urartu toprakları zaman zaman Assur tehdidini yaşamış, M.Ö. 560 yılında Med saldırısı ile tarihten silinmiştir.

Urartularla birlikte Assurluları da yok eden Medler, Pers istilası ile yok olmuştur. Perslerin ise Büyük İskender tarafından egemenliği silinmiştir. Büyük İskender’den sonra Seleukos Krallığı’nın, İran'da bir krallık kuran Partların, Sasanilerin ve Müslüman Arapların hâkim olduğu yörede daha sonra Roma, Bizans, Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safevi dönemleri yaşanmıştır. Yazılı olarak bölgenin adına ilk defa Arap kaynaklarında rastlanmaktadır. Ünlü Arap tarihçisi İbn-i Havkal, Hakkar aşiretinin adına dayanarak Van Gölü’nün güneyine düşen bölgeyi “Hakkâriye” (Hakkarların beldesi) adıyla anmaktadır.

Hakkar aşireti bölgede bugün de varlığını sürdüren 12 Ertuşi (Hertuşi) oymağıyla 12 Pinyanişi oymağından oluşmaktadır. Hakkâri 1536'da Kanuni Sultan Süleyman döneminden itibaren Osmanlı egemenliğine girmiş ve Hakkâri adıyla anılmıştır.

WhatsAppX

Hakkari'nin meşhur yemekleri ve tatlıları

  • Tırşıkçelya

    Tırşıkçelya

    Kırık pirinç, bulgur ve oğlak kıymasıyla yapılan köftenin içine soğanlı kıymalı harç konur.

  • Doleme

    Doleme

    Hakkâri'nin yöresel yemekleri arasında sayılır.

  • Keledoş

    Keledoş

    Hakkâri'de halk eğitim merkezleri ve kadın kooperatiflerinin hazırladığı yöresel yemekler arasında anılır.

  • Kürt köftesi

    Kürt köftesi

    İnce bulgur, reyhan ve biberle hazırlanan köfteler haşlanır, yeşil mercimek, salça ve tereyağlı bir sosla yenir.

  • Savaalobya

    Savaalobya

    Hakkari’nin kendine özgü fasulyesi haşlanıp bulgur pilavıyla birlikte pişirilir.

  • Kıyis

    Kıyis

    Uzun süre haşlanan kemikli kuzu eti, kuzu kıymasından köfteler, ceviz, kuru üzüm, dövme buğday ve sumakla pişirilir.

  • Doğaba

    Doğaba

    Hakkâri'nin yöresel yemekleri arasında sayılır.

  • Kemikli kavurma

    Kemikli kavurma

    Kemikli kuzu eti az suyla uzun süre haşlanır, suyunu çekince tereyağıyla kavrulur.

  • Hegedanlı pilav

    Hegedanlı pilav

    İlkbaharda toplanıp kurutulan hegedan otuyla yapılan bir pilavdır.

  • Tırşik

    Tırşik

    Hakkâri'de kadın kooperatiflerinin hazırladığı yöresel yemekler arasında anılır.

  • Maşin çorbası

    Maşin çorbası

    Akşamdan ıslatılan maş fasulyesi, nohut ve buğday kavrulmuş soğanla pişirilir.

Hakkari'de gezilecek yerler

Hakkari Kayme Sarayı

Kayme Sarayı

Kayme Sarayı, ulaşılan belgelere göre 1909 ve 1911 yılları arasında yaptılrılmıştır. Bu sarayı kimin yaptırdığı kesin olarak bilinmemektedir. Ama belgelere dayalı yapılan tahminlere göre Seyit Ubeydullah’ın oğlu Seyit Abdullan yaptırmıştır. Boyutları 24 X 18.8 metre olup 2 katlıdır. Kayme Sarayı’nın kuzey ve batı kısımları hariç diğer bölümlerin büyük bölümü yıkılmıştır. Sarayın zemininde ve 1. katında iki adet salon ve 4 oda bulunmaktadır. Odaların hem salona kapıları vardır hemde birbirlerine.

Hakkari Bercelan Yaylası

Bercelan Yaylası

Hakkari’nin doğal güzelliklerinden olan Bercelan Yaylasında yeterince tesis kurulmadığından turizm açısından geri planda kalmış ve değerlendirilememiştir. Ama sizler isterseniz gerekli malzemelerinizi alıp çadır kurarak kamp yapabilirsiniz. Ayrıca hemen üstünde bulunan karlı dağlarda kayak yapma imkanınızda var. Tertemiz havası, rengarenk bitki örtüsü, açan çiçekler, buz gibi suyu ve daha birçok özelliği ile Bercelan Yaylası Hakkari’de görülmesi gereken yerlerden birisi.

Hakkari Meydan Medresesi

Meydan Medresesi

İl merkezinin Biçer Mahallesinde bulunan Meydan Medresesi, 1984 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarılmasıyla günümüze kadar ulaşmıştır. Yapım tarihi medrese girişindeki yazıda yazılmaktadır. H.1112, M.1700-1701 yılları. Boyutları 23.4 x 18.25 metre olan bu medrese 2 katlıdır ve avluya sahiptir. Medresenin batı bölümünde her katın 4 odası vardır ve her odanın duvarlarında pencereler, mangal, dolap nisleri ve ocaklar yerleştirilmiştir. Doğu bölümünde ise alt katta 3, üst katta 2 oda bulunmaktadır. Kuzey bölümünde mescit ve dershane bulunmaktadır.

Hakkari Taşköprü

Taşköprü

Hakkari’nin Şemdinli ilçesine bağlı olan bu köprü Şemdinli Deresi üzerinde bulunmaktadır. Taşköprü’nün ne zaman yapıldığına dair kesin bir tarih yoktur ama 19. yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. 21.2 metre uzunluğunda 2.9 metre genişliğinde ve 10.8 metre yüksekliğindedir. Tek bir gözden meydana gelen bu köprü düzgün olarak kesilmiş taşlardan yapılmıştır.

Ayrıca gulul ve kepaye yöresel yemeklerinin tadına mutlaka bakın. Hakkari’den dönerken de Hakkari kilimlerinden ve ell örülen yünlü çoraplardan satın alın.

Hakkari'de kültür ve sanat

Kültürel Değerler

Bütün boyutlarıyla zengin bir kültür turizmi potansiyeline sahip olan Hakkâri’de, bir kısmı geçmişte yaşamış ve bir kısmı da günümüze kadar gelebilmiş gelenek ve görenekler, din, dil, yaşam tarzı ve sanata ilişkin çok sayıda değer yer almaktadır. Bu değerlerin her biri turistleri bölgeye çeken faktörler olarak rol oynamaktadır. Hakkâri, kültürel değerler noktasında zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Yöreye özgü olan bu sosyl değerler ve maddi kalıntıların bir kısmı sergilenebilmiş ya da kendini ifade edebilmiş iken, bir kısmı henüz sergilenme fırsatı dahi bulamamıştır. Sergilenme fırsatı bulamayan en temel kültürel değerlerden biri hiç şüphe yok ki arkeolojik kazılar neticesinde ortaya çıkarılan bulgulardır. Hakkâri’nin kırsal kesimlerinde henüz tescil edilmemiş olsa da birçok sit alanın bulunduğu ileri sürülmektedir

Hakkâri’de iki farklı alanda tespit edilen kaya resimleri bulunmaktadır. Bunlar, Hakkâri merkeze yakın olan Tirişin Yaylası ve Yüksekova’daki Gevarok Vadisindeki kaya resimleridir. Şüphesiz kaya resimleri kadar ve belki de daha önemli arkeolojik eserler Hakkâri stelleridir. Hakkâri il merkezinde yer alan Çölemerik Kalesi’nin kuzeybatı eteklerinde, bugünkü Dağgöl Mahallesinde bulunan Hakkâri Stelleri, toplam 13 dikili taştan oluşmaktadır. 1998 yılından 2000 yılına kadar Hakkâri Meydan Medresesinde muhafaza edilen steller 2001’de Van Müzesi’ne taşınarak teşhir edilmeye başlanmıştır. Stel olarak adlandırılan taşlar dikdörtgen biçimde fakat düzensiz yapıdadırlar. Stellerin en önemli özelliği ön yüzlerinin kabartma ve çizgi tekniğinde insan, hayvan ve savaş aleti figürleriyle doldurulmuş olmasıdır. Bu taşlardan 11 adedinde çıplak ve savaşçı özelliği olan bir erkek figürü, iki adedinde ise insan figürleri kompozisyona hâkim durumdadır. Bu steller kesin olmamakla beraber MÖ. 2000 ortalarına tarihlendirilmektedir. Stellerin kim tarafından yapıldığı konusu halen gizemini korumaktadır.

Yeme İçme Turizmi (Gastronomi)

Özellikle son yıllarda uluslararası turizmin gelişmesinde ve şekillenmesinde kendine yer bulabilen ve hatta sınırlı da olsa birinci tercih sebebi olabilen bir sektördür. Hem destekleyici hem de tamamlayıcı bir çekicilik olarak karşımıza çıkan gastronomi (yiyecek-içecek) turizmi, toplam turist harcamalarının yaklaşık % 25’inin yiyeceğe yapıldığını ortaya koymaktadır.

Kendine özgü yemeklerin çeşitliliği ile bilinen Hakkâri yöresi mutfağı, sadece Hakkâri ili sınırları içinde ele alınamayacak kadar geniş bir coğrafyada etkindir. Hakkâri ile kuzeyindeki Van’ın, batısındaki Şırnak’ın, doğusundaki Kuzey İran’ın ve güneyindeki Kuzey Irak’ın mutfak ve yemek kültürlerini belirgin çizgilerle birbirlelerinden ayırmak oldukça zor, hatta imkânsızdır. Benzer bir coğrafyayı ve sosyokültürel yapıyı paylaşan bu geniş coğrafi alanda yaşayanların yiyecek içecek alışkanlıklarının ve mutfak kültürlerinin bu doğal benzerliği arasından yalnızca Hakkâri’ye özgü olanları ayıklamak hem zor hem de gereksiz bir çabadır. Hakkâri mutfağı, hemen hemen her yörede yiyecek alışkanlıklarının ve mutfak kültürünün doğal belirleyicisi olan coğrafi yapının ve buna bağlı doğal çevrenin belirgin biçimde baskın olduğu mut- faklardan biridir. Öyle ki, Hakkâri yemeklerinde kullanılagelen temel iki malzeme, coğrafyanın öncelikli olarak hayvancılığa elverişli olmasın- dan dolayı et ve yine dağların ve yüksek yaylaların Hakkâri halkına bir armağanı olan doğal otlardır.

Hakkâri’de düğünlerde pazar sabahları Sağdıç kahvaltısı geleneği vardır. Sağdıç akşamdan veya sabahın erken saatinden itibaren konu komşu, hısım ve akrabayı kahvaltıya çağırır. Konuklar gelmeye başladığında sağdıcın evinde yatan damat çoktan uyandırılmış, hamamı yaptırılmış, tıraşı bitirilmiş ve damatlıkları giydirilmiş bir halde cemaati selamlar ve kahvaltıya oturulur. Kahvaltıda tandır ekmeği, baharda dağlardan toplanmış olan pancar (yaban otları) ile yapılan otlu peynirler ve cacık türleri, ana maddesi un ve yağ; spesiyaller ikram edilir.

Yöresel El Sanatları

Hakkâri kilimlerindeki her bir motif yüzyıllar boyunca akıp gelen bir kültür birikiminin sonucu olarak ortaya çıkan ve halk arasında söylenegelen öykülerle yaşamaktır. Hakkâri, ta- rihin derinliklerinden gelen, yakın çevresindeki topluluklarla hem ortak hem de çok farklı örf, adet, gelenek, yaşayış tarzı vb. kültürel ve folk- lorik özelliklere sahiptir. Yörenin köklü tarihsel ve kültürel bir mirasa sahip olduğu bugüne yansıyan zengin folklorik ve etnografik özelliklerden anlaşılmaktadır. Turizm destinasyonlarının temel çekiciliklerinden biri olabilecek özellikleri gösteren el sanatları, özellikle ziyaret edilen alanı hatırlama aracı olarak önemli bir misyon üstlenmektedir. Hakkâri’de el sanatlarının yeri ve önemi tartışılmazdır. İlde kilim, heybe, parzun, reşik, çanta, çorap, şal, yazma boncuğu ve oya kanaviçe gibi el sanatları birçok evde üretilmektedir. Ancak özellikle Hakkâri kilimleri ulusal ölçüde kabul görmüş ve turistler tarafından tercih edilen bir üründür.

Geleneksel Evler ve Kıl Çadırlar

Hakkâri, tarih boyunca büyük medeniyetlerin (Sasani, Bizans, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı gibi) kıyısında kalmış, Anadolu’nun güneydoğu köşesinde yüksek dağlar ve vadilerden oluşan bir yöremizdir. Bu durum ortaçağda da değişmemiş; güç coğrafi koşullar ulaşımı ve yerleşmeleri zorlaştırmış, göçebelik ve buna bağlı hayvancılık kültürün yerel özellikler göstermesine neden olmuştur. Ortaçağ boyunca Anadolu, İran ve Irak’ın arasında kalan bu dağlık coğrafyada, İslam ve Hıristiyanlık kültürel dokuyu belirleyen iki önemli unsurdur. Kültürel çekiciliklerden bir diğeri olan geleneksel evler ve kırsal kesimdeki konutlar turizmin önemli çekiciliklerindendir.

Hakkâri’de yer alan konak ve saraylar yerel kültürün tanıtılmasında oldukları gibi yöreyi ziyaret eden turistlere, geçmişten günümüze Hakkâri’nin ev ve eklentilerinde geçirdiği süreci anlatmaları açısından da önemlidir. Turistlerin en çok ilgi duydukları konuların başında yöre insanının davranış özellikleri gelmektedir. Tam da bu noktada bu tarihi mekânlar turistlerin çok ilgisini çekmektedir. İldeki başlıca tarihi konak ve saraylar, Çukurca Merkez Dervişoğlu Konağı, Çukurca Merkez Pirozbeyoğlu Konağı, Çukurca Merkez Enver Parlak Evi, Şemdinli Bağlar (Nehri) Kayme Sarayı ve Şemdinli Bağlar (Nehri) Kelat Sarayı’dır. Yukarıdaki evler incelendiğinde, gerek yapılaşma düzeni ve gerekse yapım şekli ve biçimi, ihtiyaçların getirdiği zorunluluk, halkın kazandığı deneyim ve ortak yaşamın ürünleri olduklarını ortaya koymaktadırlar. Ancak, Hakkâri’de geleneksel mimarinin şekillenmesinde yaşam şekli, ekonomik faaliyetin etkisi ve tabi ki coğrafi faktörlerden topografya-iklim ve yapı malzemesi önemli rol oynamıştır.

Yayla kültürünün vazgeçilmezi olan kıl çadırlar, günümüze tarihten gelen bir kültür mirası olarak birçok özelliği bünyesinde barın- dırmaktadır. Halen göçebe ve yarı yerleşik yaylacılar tarafından kullanılan kıl çadırlar, yaylalarda olmazsa olmaz barınaklar arasında yer almaktadır. Kıl çadırlar, keçilerin kıllarından imal edilmektedir. Folklorik ögeleri canlandırmak için tarihsel olayların geçtiği alanlara ve birçok mekâna atmosfer sağlamak amacıyla da kurulup kullanılmaktadırlar. Yaylacıların açık alanlardaki en önemli barınağı konumunda bu- lunan kıl çadırların birçok önemli özelliği bu- lunmaktadır. Kış mevsiminde dokumaları sıkı bir hal alan kıl çadırlar, böylece yağmur ve kar suyunu içerisine geçirmemektedir. Yaz aylarında ise gevşediğinden normal haline dönerek, içeri loş bir ışık verirken, sürekli hava sirkülasyonu sağladığı için ortamı serin tutmaktadır. Kıl çadırın en önemli özelliklerinden bir tanesi de, yapısal dokusu sayesinde yılan, akrep ve örümcek gibi canlıları üzerinde gezdirmemesidir. Bu canlıların kıl çadır üzerinde hareket edememesi nedeniyle çadırda kalanlar, yılan, akrep ve örümcek sokması gibi vakalarla karşılaşmadıklarını belirtmektedirler. Her yere kolaylıkla kurulabilen, sürekli ateşe maruz kalmadıktan sonra yanmayan ve alev almaz özelliği ile bili nen kıl çadırlar, kolay katlanabilir ve taşınabilmektedir.

Yayla Festivalleri

Geçmişte yayla göçünü anlatmak ve yaylacıların kaynaşması için yapılan yayla şenlikleri, son yıllarda alternatif tatil yapmak isteyenler için gözde bir etkinlik olmaktadır. Türkiye’nin birçok yerinde yayla turizminin geliştirilmesi amacıyla düzenlenen şenlikler, kamu kurum ve kuruluşları tarafından da turizmin çeşitlendirilmesi amacıyla desteklenmek- tedir.

20. yüzyılda en hızlı gelişme gösteren sosyo-ekonomik olgulardan biri olan şenlik ve festivaller, kültürel hayatın, geleneklerin, insan yapısının ve doğa ile zorlu mücadelesini anlatmaktadır. Şenlikler birlikteliği, kaynaşmayı, kardeşliği artırmaktadır. Yılda bir kere yapılan bu törensel birliktelikler turizme apayrı bir değer katar. Hakkâri’de düzenlenen festivaller kültür, sanat hayatımızın doğal yönlerini, yayla geleneklerimizi, sıcak insan ilişkilerini en güzel şekilde ortaya koymaktadır. Doğanın bu güzelliklerinin yanında şenlikler nedeniyle bölgeye gelenler, kültürel değeri olan anılar- la birlikte bölgeden ayrılmaktadırlar. Şenlikler adeta bölge insanının buluşma adresidir. Ayrıca yaylada yaşayan göçerler kuzu kırpma döneminde festivaller düzenlemektedirler. Düzenlenen festivallerde kuzuların yıkanması ve kırpılmasının ardından davul zurnalı halaylar çekilmektedir. Kadınlar yöreye özgü olan fistanlarını, erkekler ise, şal û şapik diye adlandı- rılan elbiseleriyle katılım sağlarlar.

Ayrıca yaylada yöresel spor oyunları olan kelanê, şekanê gibi oyunlar ile yarışmalar düzenlendikten sonra misafirler için sofralar kurulmaktadır.

Kıyafetler, Düğünler, Müzikler

Hızla gelişen ve değişen dünyamızda yeni turizm eğilimleri ortaya çıkmış, yeni arayışlara girilmiştir. Bu arayışlar içinde farklı ül- kelerin ve farklı insanların yaşam tarzları ile gelenekleri hakkında bilgilerini zenginleştirmek isteyen turist profili ön plana çıkmıştır. Yeni arayışlardan biri de yöresel kıyafetlerle ilgilidir.

Turistler hem yeni yöresel kıyafetler görüp gözlem yaparak hem de bu kıyafetleri bazen giyip bazen de satın alarak farklı bir deneyim yaşamaktadırlar.

Anadolu’nun pek çok yöresinde olduğu gibi Hakkâri’nin de geçmişten gelen, kendine özgü bir giyim kültürü vardır. Kıyafetler, özellikle Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu’daki diğer illerde giyilenlerle kimi yönlerden benzerlik gösterse de kullanılan kumaş türü ve tasarımları bakımından ayırt edici özelliklere sahiptir. Bu özellikleriyle birlikte Hakkâri’de giyilen kadın ve erkek kıyafetleri genel olarak şöyledir; Kadın kıyafetleri kiras, fistan, kemer. Erkek giyimi ise şel-şepik denen günlük kıyafetler daha çok özel günlerde giyilen kıyafetler olarak ikiye ayrılır.

Hakkâri’de düğünler genelde üç gün üç gece sürmektedir. Düğün, çoğunlukla cuma günü ikindi vaktinden sonra başlayıp pazar gecesine kadar devam eder. Dü ün sahibi aileler, düğüne bütün akrabalarını, dostlarını ve köylü- lerini davet ederler. Hakkâri’de düğünler olduk- ça kalabalık yapılır. Davetli akrabalar düğüne ailenin tüm bireyleriyle (erkekler, kadınlar, çocuklar) katılırlar. Akraba olmayıp kısmen yabancı sayılabilecek davetlilerden ise sadece er- kekler düğüne gelirler. Kız tarafının davetlileri kız evinde, damat tarafının davetlileri damadın evinde toplanırlar. Düğün davetlileri cumartesi günü kuşluk vaktinden başlayarak ertesi gün gecenin ilerleyen saatlerine kadar türküler stranlar eşliğinde büyük bir coşkuyla düğünde eğlenirler. Ancak düğün demek sadece eğlence demek de değildir. Eğlencenin yanı sıra yerine getirilen başka birçok adet vardır: Sağdıcın evine varıldığında sahur niyetine bir yemek yenilir. Yemekten sonra damat ortaya alınır. Orada bulunan herkes halkalar şeklinde da- madın etrafında toplanır. Dengbêjler (ozanlar) karşılıklı olarak şarkı söyleyerek geceye ayrı bir renk ve tat katarlar. Damadın önce serçe par- mağı daha sonra ayak parmakları kına yakılır. Damadın eli sarılırken avuç içine bir miktar para konulur. Sabahleyin damat elinin bağını açtığında düşen parayı kim kaparsa para onun olur.

Geleneksel olarak Hakkâri düğünlerinde davul, zurna ile pîk veya kaval dışındaki müzik aletleri pek kullanılmaz, halaylar stran adı verilen, karşılıklı söylenen türkülerle çekilir. Ancak son yıllarda bağlama ve benzeri müzik aletleri düğünlerde çok daha fazla yer almaya başlamıştır. Bu durum, halay çekerken söylenen stranları biraz daha geri plana atmış gibi görünse de bu türküler Hakkâri insanı için hala vazgeçilmezliğini korumaktadır. Stranlar Hakkâri’nin onlarca değişik figürlü halayların- da söylenir ve oynanır. Oyunlar iki ayak, üçayak , şeyhanî vb. isimlerle anılır. Bazı oyun türleri ise söylenen stranın adıyla bilinir.

Kaynak: http://www.hakkarikulturturizm.gov.tr/TR,159139/kulturel-degerler.html

Hakkari'nin tarihçesi

Hakkâri'nin tarihinde Med, Pers, Selevkos, Karduya, Roma ve Sasani hâkimiyetleri sıralanır. Bölge 641'de İslam orduları tarafından fethedildi. 8. yüzyıldan itibaren Abbasilere bağlı yerel beyler yönetti, 10. yüzyıldan sonra Mervaniler'in eline geçti.

1095-1127 arasında Selçuklular bölgeyi fethetti ve 1133'te Hakkâri Emirliği kuruldu. 15. yüzyılın sonlarında Safevi işgali yaşandı; 1514 Çaldıran Savaşı'nın ardından Hakkâri beyleri yönetimi yeniden ele geçirdi. Emirlik, 1847'de Nurullah Bey ve diğer beylerin yenilgisiyle Osmanlı yönetimine tam olarak girdi.

Hakkari'ye ulaşım

Karayolu
Van-Hakkari arası 2-3 saatlik bir otobüs yolculuğu ile aşılabilmektedir. Bu güzergâh üzerinden karayolu ile büyük kentlerimize otobüs seferleri vardır.

Havayolu
Hakkari'nin havayolu ile ulaşımı Van ilinden sağlanmaktadır. Aynı zamanda Van-Hakkari arasındaki mesafe düzgün asfalt yol ile sağlanmakta 2-3 saatlik bir otobüs yolculuğu ile Hakkari'ye ulaşılmaktadır.

Hakkari'nin ilçeleri

  • Hakkâri (il merkezi)
  • Çukurca.
  • Şemdinli.
  • Yüksekova.

Hakkari'nin ekonomisi

Hakkâri'de geçim kaynaklarının başında sınır ticareti ve hayvancılık gelir. Ticaret, Irak ve İran'a açılan sınır kapıları üzerinden yürür. Son yıllarda özel sektör ve devletin istihdam teşvikleriyle işgücü piyasasında bir canlanma olduğu belirtilse de bu yeterli görülmez.

Yüksek rakımlı yaylalarda üretilen karakovan balı ile de tanınır.

Fotoğraflar

  • Hakkari fotoğrafı 1
  • dogoba tarifi
  • hakkari kiris tarifi
  • lalaped tarifi
  • Tarih Öncesi Dönemde Hakkari

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…

    Hakkari hakkında yorum yazın

    Hesap gerekmez. Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır. E-posta adresi istemiyoruz.

    0 / 2000