
Kırşehir
- İç Anadolu Bölgesi
Kırşehir Hakkında
Kırşehir, İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan ve tarihi Hititler dönemine kadar uzanan bir ildir. İmparator I. Justinianos devrinde (527-568) Justinianopolis adıyla anılan şehre, Türkler uçsuz bucaksız kırın ortasında yükseldiği için ‘Kır şehri’ adını vermişlerdir. Kır şehri zamanla halk dilinde Kırşehir olmuştur ama özellikle köylerde yaşayan yerel halk, hala Kır şehri demektedir.
Yüzölçümü 6 bin 750 kilometrekare olan Kırşehir’in, son sayıma göre nüfusu 225 bin 500’dür. Kayseri ve Nevşehir’le birlikte Kapadokya bölgesinin kuzeyinde bulunan Kırşehir, bir adı da Güzel Atlar Ülkesi olan turizm cenneti Kapadokya bölgesinin giriş kapısı konumundadır.
Binlerce yıl birçok devlete ev sahipliği yapan Kırşehir, kışları soğuk ve yağışlı, yazları da sıcak ve kurak olduğundan, özellikle bahar aylarında turist akınına uğrar. Genel olarak bozkır görünümündeki şehrin vadi tabanlarında ve sulak bölgelerinde, yer yer kavaklık ve meyve bahçeleri vardır.
Artan turist sayısı nedeniyle son yıllarda hem sayısı hem de kalitesi artan otel seçenekleri, Kırşehir’i İç Anadolu Bölgesi’nin cazibe merkezlerinden biri haline getirmiştir.
Kırşehir tarihi, kaplıcaları, bu topraklarda yetişen ve Türkiye’nin kültürel dokusunu oluşturan ozanları, aşıkları, yazarları ve adı Kırşehir’le özdeşleşen Hacı Bektaş Velisiyle, turizmin gözdesi konumundadır. Yüzyıllarca Anadolu'nun ticari ve ekonomik hayatında büyük rol oynamış olan Ahilik, 13. yüzyılda Kırşehir'de kurulmuştur. Bir esnaf örgütü olan Ahiliğin temeli doğruluk, karşılıklı yardımlaşma ve saygıya dayanmaktadır.
Kırşehir'in meşhur yemekleri ve tatlıları

MADIKMAK
Madımak da denir; Orta Anadolu’da kendiliğinden yetişen bu ot soğan, bulgur ve isteğe göre kıymayla kavrularak pişirilir.
Kırşehir'de gezilecek yerler
Aşık Paşa Türbesi
Kırşehir’in merkezindeki yüksek bir tepede bulunan Aşık Paşa Türbesi, 14. Yüzyılla tarihlendirilmektedir.
Türbe, halk şairi olan Aşık Paşa’ya aittir. Her ne kadar kitabesi günümüze ulaşamamış olsa da, türbeyi Aşık Paşa’nın yeğeni Eretna Veziri Köse Peygamber Alaaddin Ali Şah tarafından yaptırıldığı bilinmektedir.
Aşık Paşa Türbesi II. Beyazıt tarafından 1481 yılında onarılmıştır. En son onarım ise 1935 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılmıştır.
Aşık Paşa Türbesi’nin mimarisi kare planlıdır. Giriş kısmı ise dikdörtgen planlı olup, türbenin üzeri bir kubbe ile örtülüdür.
Kesikköprü Kervansarayı
1206 yılında yaptırıldığı tahmin edilen Kesikköprü Kervansarayı, Kırşehir’in Merkez ilçesine bağlı olan ve aynı ismi taşıdığı Kesikköprü Köyü’nde yer almaktadır.
Her ne kadar 1206 yılında yaptırıldığı ileri sürülse de kitabesindeki bilgi 1248 yılında Nureddin Cebrail bin Cacabey tarafından inşa ettirildiğini söyler. Kesikköprü Kervansarayı’nın yapımında kesme taş kullanılmıştır.
Kervansarayın güneyindeki giriş kapısı basık kemerlidir. Bu giriş kapısının geometrik motiflere sahiptir. Kervansarayın diğer köşelerinde de geometrik motifler görülebilmektedir. Son zamanlarda harap bir durumda olan Kesikköprü Kervansarayı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır. Kırşehir Merkez ilçesinde yer alan Kesikköprü Kervansarayı kolay bir ulaşım yoluna sahip olduğu için gez rotalarınız arasında yerini alabilir.
Seyfe Gölü Kuş Cenneti
Kırşehir’in tabiat güzellikleri arasındaki Seyfe Gölü, il merkezine 35 kilometre uzaklığıyla kolay bir ulaşım yolu sunuyor misafirlerine.
187 çeşit kuş türüyle, tarihi İpek Yolu’yla, endemik bitkileriyle doğanın en güzel parçaları arasındaki Seyfe Gölü, I. Derece Doğal SİT Alanı olarak kabul edilmiştir. Tabiat koruma alanları arasındaki bu bölgede piknik ve foto safari yapabilirsiniz. Aynı zamanda biyolojik araştırmalar için de oldukça ziyaret görmektedir Seyfe Gölü Milli Parkı.
Mucur ve Boztepe sınırlarında bulunan bu gezi noktası Mucur’a 16 kilometre uzaklıktadır ve ulaşabileceğiniz en yakın yol yine Mucur’dur. Seyfe Gölü Kuş Cenneti’ni ziyaret ettiğinizde, burada sizleri tarihi kalıntıların da beklediğini unutmayın.
Kalehöyük Arkeoloji Müzesi
2009 yılında Kırşehir Müze Müdürlüğü’ne bağlanan Kalehöyük Arkeoloji Müzesi, Kaman ilçesine bağlı olan Çağırkan beldesinde bulunmaktadır.
Kalehöyük Arkeoloji Müzesi, Kültürel Mirası Koruma Programı ile Japonya hükümetinin öncülüğünde kurulmuştur. Farklı bir müzedir esasında. Yapıldığı sırada höyük görünümü ile şekillenmiş, bu sayede ziyaretçilere kazı yöntemlerini gösterip, kalıntıları höyükte görmek imkanı sunmuştur. Kalehöyük Arkeoloji Müzesi’nde sergi salonunun dışında kütüphane, sinevizyon köşesi de bulunmaktadır. Geniş kapsamlı bir gezi sunan müze, Kırşehir’e gelen insanların ilk ziyaret ettiği noktalarda biridir.
Kırşehir’e bir gün yolunuz düşerse Kalehöyük Arkeoloji Müzesi’ni ziyaret etmenizi öneririz. Aynı zamanda Mucur Yeraltı Şehri de gezi listenizde mutlaka yerini almalı.
Kırşehir Müzesi
Tarihi M.Ö. 3000’li yıllara dayanan Kırşehir’de yapılan arkeolojik kazılar sonucu gün yüzüne çıkmış birçok kalıntılar için 1936 yılında müze çalışmalarına başlanmıştır.
İlk olarak Alaaddin Camii’nde toplanan eserler daha sonra 1980 yılında Eski Eser Komisyonu kurulmuştur. 1985 yılında ise şehir merkezinde bulunan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü binasında sergilenmiştir. Uzun çalışmalar sonucunda 1996 yılında ziyarete açılan Kırşehir Müzesi zengin içeriğiyle yıl içerisinde ziyaretçilerini ağırlamaya devam etmektedir. Üst katı etnografik, alt katı ise arkeolojik eserlere ayrılan müzede birçok önemli kalıntı bulunmaktadır. Kırşehir gezinizde bu müzeyi kesinlikle ziyaret etmelisiniz.
Mucur Yeraltı Şehri
Kırşehir’in Mucur ilçesinde yer alan Mucur Yeraltı Şehri, Roma döneminde savaş ve baskınlardan halkın korunmak amaçlı kullanılabilmesi için yapıldığı bilinmektedir.
Mucur Yeraltı Şehri yumuşak kayaların oyulmasıyla yapılmış ve derinliği yaklaşık olarak 7-8 metredir. Geniş bir görünüme sahip olan bu yeraltı şehrinin ziyaretçi potansiyeli oldukça büyüktür.
42 odası, her odaya geçilmesi için yapılmış dehlizler, küçükbaş hayvanlar için yapılmış ahırlar, ibadet yerleri, kapak taşları ve havalandırma bacaları yeraltı şehrinin ne kadar kapsamlı olduğunun göstergesidir. Farklı bir dünyaya tanık olmak istiyorsanız Mucur Yeraltı Şehri sizi değişik bir zaman dilimine götürmeye hazır.
Kaynak: http://www.gezilebilecekyerler.com/kirsehirde-gezilecek-yerler/
Kırşehir'de kültür ve sanat
Kırşehir, Anadolu bozkırının ortasında bir kültür ve sanat şehri olarak anılır. Ahilik anlayışının doğduğu ve yayıldığı yer olarak bilinir; Ahi Evran Türbesi şehrin simgelerindendir.
13. yüzyılın şairi Âşık Paşa, Türk dilini savunmuş ve Türkçe şiirler yazmıştır; türbesi Kırşehir'dedir. Astronomi, fıkıh ve tasavvuf alanında bilgin olan Caca Bey'in adı, şehirdeki Caca Bey Cami ve Medresesi'yle yaşar.
Kırşehir, 2019'da müzik alanında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na katılan ilk Türk şehri oldu.
Kırşehir'in tarihçesi
KIRŞEHİR'İN TARİHİ
1 - Tarih Öncesi Çağda Kırşehir (Tunç Dönemi MÖ. 3000-2000)
Kırşehir ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılarda Kırşehir'in tarih öncesi çağda,özellikle Tunç çağı döneminin etkisi altında kaldığı görülüyor. 1943'te Hashöyük kazılarında ilk Tunç çağı'na ait beş-altı tabaka tespit edilmiştir. Bu tabakalarda taş ve kerpiç yapı temelleri, siyah renkli seramik parçaları, çömlek ve çanaklar bulunmuştur. Bu kalıntılar bölgede ilk Tunç çağı döneminin (MÖ. 3500-2000) yaşandığını açıklar. Hashöyük ve şehir merkezindeki Kale'de başlayan kazı çalışmaları ile Kaman'a bağlı Çağırkan kasabasında yapılan kazılardan yeni bilgiler de elde edilebilir.
Çağırkan kasabası yakınında bulunan Kalehöyük'ün tarihinin MÖ.. 1750-600 yıllarına kadar uzandığı sanılmaktadır. Kazılar sonunda 25 metre yüksekliğindeki höyük ve buradan çıkarılan iki büyük küp ve diğer buluntular, yörenin tarih öncesi dönemini aydınlatır. Kırşehir'in kuruluşunu, ilk çağlarda Anadolu'yu kuzey-batıdan, güney-doğudan bir baştan bir başa kesen eski ve işlek bir anayolun ortasında bir durak ve yerleşme yeri olmasında, Asya'dan Avrupa'ya giden önemli karayolları üzerinde bulunuyor olmasında, ayrıca Kapadokya bölgesine de yakın olmasında arayan bilim adamları olmuştur.
2 - Hitit Dönemi (MÖ.. 1850-1200)
Kırşehir Hititlerin yerleşim yeri olan Kızılırmak yayı içinde olduğundan, Hititler döneminin Kırşehir'de yaygın bir şekilde yaşandığı kesindir. Kale höyük'te yapılan kazılarda yerleşim alanının en alt tabakasını Hitit döneminin teşkil ettiği ortaya çıkmıştır. Bu kazılar sırasında erken ve geç Hitit çağlarına ait kalıntı ve eserler gün ışığına çıkarılmıştır. Resmi veya saray yapılarına ait olduğu ,sanılan duvar temelleri ile mühürler, takılar, seramik mutfak eşyaları ve Hitit çapına ait çivi yazılı bir tablet parçası da bulunmuştur.
Kırşehir'e bağlı Sevdiğin Köyü'nün 10 km. kadar kuzeydoğusunda bir Hitit Prensi'nin adının geçtiği yazılı taş blok bulunmuştur. Bu taş bloğun bir yol işareti olduğu ve yakınlarından Hitit dönemine ait bir yolun geçtiği sanılmaktadır.
Kırşehir'de Hitit dönemi tarihi için önemli bir belge olan ve "Mal kayası" olarak bilinen bir yazıt bulunmuştur. Prof. Dr. H. Th. Bossert bu yazıtı incelemiş ve bunun bir yol levhası olduğunu açıklamıştır. Mal kayası yazıtının bir yol levhası olması Kırşehir'in de Hattuşaş’tan güneye inen yol üzerinde bulunması ilin Hititler döneminde önemli bir merkez olduğunu açıklar. Bunun dışında yine Hitit döneminden kalma önemli bir eser de Öküz taşı olarak bilinen Hitit Sunağı'dır. Bu sunak, üzerinde bir adak havuzunun yer aldığı kare prizma bir gövde de iki öküz başının bulunduğu bazalt taşından yapılmıştır.
1950'de yapılan Merkez Kalehöyük'deki araştırmada Hitit dönemine ait çanak çömlek parçaları bulunmuştur. MÖ. 1600'lerden MÖ. 1200'lere değin Hititlerin yaşadığı bu yöre MÖ. 675'e kadar Frig'lerin yönetimi altına girmiştir.
3 – Frig Dönemi
Hititlerin zayıflayıp gücünü yitirmesi üzerine yöreye Frigler hakim olmuştur. Kızılırmak ve Tuz Gölü'ne kadar sınırlarını genişleten Frigler, MÖ. 1200'den itibaren başta Batı ve Orta Anadolu olmak üzere geniş bir alana yayılmışlardır.
Kimmerler Frigler'i yenilgiye uğratınca Lidyalılar Anadolu'nun batı kısımlarını ele geçirdiler ama Kırşehir'e kadar ilerleyemediler. Kırşehir daha sonra MÖ. VIl.yy.da Medlerin egemenliğine sonra da Perslerin egemenliğine girmiştir.
4 - Pers Dönemi (MÖ. 546-332)
Med Devleti, MÖ. 550'de Persler tarafından yıkılmış ve ardından Anadolu Pers hakimiyetine girmiştir. Kırşehir, Perslerin Katpotukya (Kapadokya) yani "Güzel Atlar Ülkesi" adını verdikleri bölgenin batısında yer alıyordu. Persler, vergi yoluyla yöreye hakim olmuştur. Yöre halkı ise, ağır vergiler altında ezilince çeşitli kaleler yapmak zorunda kalmıştır. Kırşehir ise bu çabaya girmemiştir. Çünkü toprakları çok kıraçtı. Persler ise MÖ. 334'de Büyük İskender'in ordusuna yenildiler ve Makedonlar Kırşehir'i ele geçirdiler. Yöre halkının ayaklanmasından sonra Kapadokya kralı olarak MÖ. 332'de Ariarates bağımsızlığını ilan etmiştir.
5 - Kapadokya Krallığı Dönemi (MÖ. 333-M.S. 18)
Kapadokya (Kappadokia) krallığı MÖ. 333'de kurulmuştur. Bu krallık döneminde Kırşehir ve yöresi yoğun bir baskı yaşamıştır. Komutan Evmenes ve Antipatos dönemleri ise bu kişilerin Kapadokya bölgesini ele geçirme istekleri yüzünden savaşlarla geçmiştir. Ariarates öldü. Büyük İskender'in ordusunu yenilgiye uğratan ii. Ariarates ise Kırşehir'in kuzeyine egemen olmayı başarmıştır. Daha sonra bu bölge toprakları Orta Avrupa'dan Galat (Kelt) topluluklarının akınına uğramıştır. (MÖ. 220-163) MÖ. Il.yy. sonlarında Pontus Kralı Mithradaset buraları denetimine almıştır. Bu dönemde yöre "Aquaesaravenea" adıyla anılıyordu.
MÖ. 85 yılında Roma egemenliğine girmiştir. Kapadokya yöresi MÖ. 18'de Roma imparatoru Tiberius tarafından Roma'ya bağlanmış ve Tiberius burayı eyalet yapmıştır. Kırşehir sınırları içinde Kapadokya krallarına ait sikkeler bulunmuştur.
6 - Roma Dönemi (MS.. 18-395)
Kapadokya, Roma eyaleti haline geldikten sonra yörede Hıristiyanlık hızla yayılmaya başlamıştır. (3.yy.) Buna karşılık Roma İmparatoru'nun desteklediği puta tapan rahiplerle Hıristiyanlar arasında büyük bir mücadele olmuştur.
Kapadokya bölgesinde III. ve IV. yy.lara ait Hıristiyanların sığınmak ve korunmak amacıyla yaptıkları pek çok yeraltı şehri bu sebeple ortaya çıkmıştır. İlimiz ise bu döneme ait; Mucur yeraltı şehri, Dulkadirli inli Murat yeraltı şehri, Aşıkpaşa yeraltı şehri, Kümbet altı yeraltı şehri gibi on tane yeraltı şehri bulunmaktadır. Kırşehir 395'e kadar Roma'ya bağlı kalmıştır. İlimizdeki höyüklerin bir kısmında Roma dönemine ait çanak-çömlek parçaları ile bu döneme ait sikkeler bulunmuştur.
7 - Bizans Dönemi (395-1071)
Bizans döneminde Makissos, daha sonra da Justinianapolis adıyla anılan Kırşehir'i aynı yüzyılda yaşayan tarihçi Prokopios'un bildirdiğine göre; Justinianus Kırşehir'i yeniden imar ederek kent durumuna getirmiştir. Mazaka'da (Kayseri) ekonomik hayatın daha canlı olması nedeniyle Kırşehir halkı buraya göç etmiştir. M.S. 605 yılında İran Sasani Devleti, Kırşehir'i istila etmiştir. 626'ya kadar bölge Sasani ve Bizans akınlarıyla sarsılmıştır. 647'de Emevi devletinin Şam Valisi Muaviye Kayseri ve Kırşehir dolaylarını işgal etmiştir.
Kırşehir merkezine bağlı Taburoğlu Köyü yakınlarındaki Üçayak Kilisesi, Kaman Temirli' deki kilise, Mucur Aksaklı ve Aflak köylerindeki Kaya kiliseleri, Derefakılı kiliseleri, Mucur Manastır ve Keşiş Sarayı, Bizans dönemine ait mimari kalıntılardır. Kırşehir civarında da Bizans dönemine ait kandiller, takılar, sırlı mavi ve sarı renkli seramik eşyalara rastlanmıştır.
8 - Anadolu Selçuklu Dönemi (1071-1308)
1071 'de Bizans'ı yenilgiye uğratarak Anadolu'yu Türk yurdu haline getiren Türk orduları, Anadolu içlerine kadar yayılarak Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurdular. 1075'de Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Kırşehir'i topraklarına katmıştır. Anadolu'ya ve Kırşehir'e gelen Oğuz boyları, yerleştikleri yerlere genellikle kendi boy, oba ve yer adları ile kişi adlarını da vermişlerdir. Bugün Kırşehir içinde kasaba ve köy adı olarak Oğuz boylarından "Çepni, Bayındır, Buğduz (Büğdüz), Kargın, Yazır, Kınık, Avşar" boylarının adları ile oba, oymak ve diğer Türkçe adlar yaşatılmaktadır.
Haçlı seferleri sırasında Orta Anadolu toprakları elden çıkmıştır. Danişmentliler 1120'de Kırşehir'i kendilerine bağlamışlar ve o dönemde Kırşehir "Gülşehir" olarak adlandırılmıştır. 1174'de Kılıçaslan, Kırşehir'i yeniden Selçuklu Devleti'ne bağlamıştır. II. Kılıçaslan 1186'da Türk geleneğine uyarak devletin topraklarını on bir oğlu arasında paylaştırınca Kırşehir, Muhiddin Mesud'a düşmüştür. Kardeşi Rukneddin Aslan Konya'yı ele geçirdikten sonra Ankara ve Kırşehir'i de kendine bağlamıştır (1203). 1220'de Alaaddin Keykubat Mengücekler'in Kemah koluna son vermiş, Mengücek boylarından Muzaffer Muhammed'e Şebinkarahisar'ı kan dökmeden teslim ettiği için Kırşehir'i tımar olarak vermiştir. Kırşehir bu dönemde imar edilmiş ve bir kültür kenti haline getirilmiştir.
Moğol istilası döneminde Kırşehir, Moğol ordularının yaylak ve kışlağı durumunda idi. Kırşehir Muzaffer Muhammed'e verildikten sonraki dönemde Baba ishak çevresinde toplanan Türkmen boylarının silahlanması üzerine Selçuklu Sultanı II. Gıyasettin Keyhüsrev 60.000 kişilik bir orduyu yardıma çağırmıştır. Selçuklu ordusu Türkmenleri ve başında bulunan Baba İshak'ı Kırşehir'in Malya ovasında yenilgiye uğratmıştır (1240).
1243 Kösedağ savaşından sonra Moğollar Anadolu'yu kesin bir şekilde hakimiyetleri altına aldılar Sultan II. Keyhüsrev, Şemseddin İsvahhani'yi Moğol sultanı Batuhan'a elçi göndermiş, anlaşma yapılmasını sağladığı için o Kırşehir ita amirliği ile subaşılığına getirilmiştir. IV. Kılıçaslan zamanında Caca oğlu Nureddin, 1262'de Kırşehir' subaşısı olmuştur. İl onun zamanında çok gelişmiş, bayındır bir il haline gelmiştir. Caca oğlu Nureddin Bey güvenlik ve barışa önem vermiştir. İlde Cacabey Medresesi ve külliyesini kurmuştur. Memluk Sultanı Baybars 1277'de Anadolu'ya gelerek Elbistan'da Moğolları yenilgiye uğratmış, Selçuklu ordusunun bir bölümü bu savaş sırasında Memluklular'a katılmıştır. Cacabey de, kardeşi ile Mısır Memluk Sultanı Baybars'a esir düşmüştür. Baybars, esirleri serbest bırakınca Cacabey Kırşehir'e dönmüştür.
Cacabey, Türk halkını koruması, yüksek bir ahlaka sahip olması özü-sözü pek biri olması dolayısıyla Anadolu'da çok sevilmiştir. Öz Türkçe konuşup Türk kültürünün ve eserlerinin Kırşehir ve Anadolu'ya yayılmasına öncülük etmiştir. Cacabey XIII.yy.da Anadolu'da yaşamış olan diğer Türk büyüklerinden Hacı Bektaşi Veli, Mevlana Celalettini Rumi ile de görüşmüş, hatta onların övgülerine bile mahzar olmuştur.
Nureddin Cacabey'in 1272'de Kırşehir'de kurmuş olduğu Cacabey Medresesi onun adını ebedileştirmiştir. Bu medrese aynı zamanda bir rasathane idi. Batı Türkistan'da Uluğ Bey'in rasathanesine ise Selçuklular zamanında Kırşehir Cacabey rasathanesi de o derece önemli idi. Bugün cami olarak kullanılan bu medresenin dış köşelerinde sütunlar, uzay araçlarına benzetilmektedir. Cacabey medresesinde eğitim tamamen Türkçe idi. Türk dilinin Fars kültürü içinde erime tehlikesi altında bulunduğu sırada Cacabey, bir kurtarıcı olarak Türklüğü ayakta tutmuştur. Bu sebeple Ahi Evran, Aşıkpaşa, Hacı Bektaşi Veli, Ahmet Gülşehri gibi alim ve şairler eserlerini öz Türkçe yazmışlardır. Bu nedenle Türk tarihinde Cacabey'in önemi büyüktür. Cacabey, Rum tekfurları ile yaptığı bir çarpışmada şehit düşmüştür (1301). Türbesi Cacabey Medresesi yanındadır.
Selçukluların başına II. Mesut'un geçtiği dönemde İlhanlı komutanı Baycu Noyan, Anadolu'da bağımsız davranıyordu. Malya ovasında 300.000 kişilik bir ordu Baycu Noyan'ı yenilgiye uğratmıştır. Bundan sonra Kırşehir ve çevresi yakılıp, yıkılmıştır. Ülke dörde ayrılmış; Kırşehir ve yöresi Şerafettin Osman'a bırakılmıştır. Yöre halkı bu dönemde vergilerin ağırlığından bunalmıştır. 1317'de İlhanlı hükümdarının kardeşi Timurtaş Anadolu'da düzeni sağlamış ve 1322'de bağımsızlığını ilan etmiştir. Timurtaş, Anadolu karışınca Memlükler'e sığınmıştır.
9 - Beylikler Dönemi
Kırşehir 1365'de Eretna Beyliği'nin hakimiyetine girmiştir. 1381 'de Kırşehir yöresinde yaşayan Tatar boylarından Samağarlılar, Türkmenlerin otlaklarına saldırdıklarını iddia edince, Kadı Burhanettin, Emir Pir Ali ile Seyidi Hüssam komutasında bir ordu göndererek Türkmenleri cezalandırmıştır. 1389'da Mürüvvet Bey, Kırşehir'i ele geçirerek Kadı Burhanettin'e vermiştir. 1389'a gelindiğinde Yıldırım Beyazıd, kendisine karşı ittifak kuran Kadı Burhanettin ile Candaroğlu Süleyman Paşa üzerine yürümüştür. Kadı Burhanettin savaşmak istemediğinden Kırşehir yöresine çekilmiştir. Kırşehir Valisi Adil Şah'ın teklifiyle kentin surlarını onartmıştır.
Timur'un 1394'de Anadolu'ya geldiği sırada, onu destekleyen Karaman oğulları Kırşehir'e saldırarak, şehri yağmalamışlardır. 1396'da Timur'un geri dönmesi üzerine Kadı Burhanettin, Karaman oğulları'nın üzerine yürüyerek onları cezalandırmıştır. Kadı Burhanettin öldürülünce Kırşehir halkı şehri Yıldırım Beyazıt'a vermiştir. Bu sıralarda Beyazıt'a sığınan Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf, kendisini Timur'a teslim edileceğinden endişe edince Kırşehir ve çevresini yağmalamıştır. Timur 1402'de Ankara savaşında Yıldırım'ı yenmesi üzerine Kırşehir, Karaman oğullarına verilmiştir.
Anadolu'da Fetret Devri (1402-1413) yaşanırken Karamanoğlu Mehmet Bey, Çelebi Mehmet'ten yardım istemiştir. Şimdiki Çayağzı kasabasında Cemele kalesinde görüşmüşlerdir. Karaman oğulları ve Dulkadiroğulları'nın saldırısına uğrayan, yağma edilen ve zamanla eski canlılığını yitiren Kırşehir, II. Murat döneminde (1402-1451) Osmanlılara kesin olarak bağlanmıştır.
10 - Osmanlı Dönemi
Anadolu'da Osmanlı egemenliğinin kesin olarak kurulmasından yani Fatih Sultan Mehmet'in Anadolu Türk birliğini sağlamasından sonra Kırşehir'de Celali isyanları dışında XIX.yy.ın sonlarına kadar kayda değer önemli olaylar görülmez,
Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda Ahiliğin büyük rolü olmuş, düzenli ordunun yani Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşu sırasında Hacı Bektaş Veli'nin etkileri görülmüştür. Yeniçeriler Hacı Bektaş'ı "Pir" olarak kabul etmişlerdir. Katip Çelebi Seyahatnamesinde; Kırşehir için, havası güzel bir sahrada kurulduğunu, üzerinde bir kalesi olduğunu yazmaktadır.
1527'de Hacı Bektaşi Veli'nin torunlarından Kalender Çelebi Ankara-Kayseri yöresinde ayaklanmıştır. Bu ayaklanma büyüyünce Kanuni Sultan Süleyman, Sadrazam İbrahim Paşa komutasında bir orduyu 1528'de Kırşehir yöresine yollamıştır.
1560'lı yıllara gelindiğinde Anadolu'da yoğun bir kargaşa daha yaşanmıştır. Halkı zorla soyan Hakibe Sührap adlı eşkıyaları cezalandırmak için Kanuni Kırşehir beyi Memiş Bey'e emir vermiştir. Fakat durum, yani halktan zorla vergi toplandığı Kırşehir kadısının İstanbul’a gönderdiği mektuplardan anlaşılmaktadır. 1580'de Kırşehir'de bazı medrese öğrencilerinin ayaklandığı görülmüştür. Bu öğrencileri cezalandırmak için Çıkartılan ferman, bazılarının işine gelmiş, bunları fırsat bilen bir kısım görevliler halka zulmetmeye başlamıştır. 1584'de bu ayaklanmayı bastırmak için gönderilen Mısır valisi Şehzade Mehmet'in adamları bir çete oluşturarak Kırşehir'deki köyleri basmıştır ve suçsuz insanları öldürerek mal ve paralarına el koymuşlardır.
1604-1605'de Hızır isimli bir eşkıya 500-600 kişilik bir güç ile Niğde ve Kırşehir sancaklarını istila edip, yağmalamıştır. Onun öldürülmesinden sonra yerine geçen Bıyık Ali'de, Kuyucu Murat Paşa'nın Celali isyanlarını bastırmak için çıktığı sefere kadar, bölgede zulüm ve baskısını sürdürmüştür. Yine ünlü Celalilerden Tavıl Ahmet Paşa'nın kardeşi olan Meymun, çevresine topladığı 7.000 kişi kadar bir kuvvetle Kırşehir ve çevresini talan etmiştir. Kuyucu Ahmet Paşa, Meymun ve adamlarını yenilgiye uğratarak öldürmüştür (1607).
Devlet otoritesinin zamanla zayıflaması "ayanları" ortaya çıkarmıştır. Ayanlar Kırşehir ve dolaylarında da etkili olmuştur. Bunlardan Çapanoğulları Kırşehir'de de etkili olmuştur. Devlet ise, ülke düzeninin sağlanması ve asker toplanmasında ayanlardan yardım istemek zorunda kalmıştır. 1797 sonunda Vidin ayanı Paspanoğlu Osman ayaklanınca, devlet Çapanoğlu Süleyman Bey'den yardım istemiştir. O da Kırşehir ve yöresinden asker toplamıştır. 1799'da Fransızları Mısır'dan çıkarmak için yapılan hazırlıklar sırasında Çapanoğlu Süleyman Bey'in 1866'da başlayan Osmanlı-Rus savaşına asker göndermesine karşılık, II. Mahmut, Süleyman Bey'e 1808'de Şarkikarahisar sancağı, 1810'da Kayseri sancağı mütesellimliğini, 1811 'de Kırşehir sancağı mütesellimliğini vermiştir.
Kırşehir XIX.yy. ortalarında önemini yitirmiş ticaret yolları üstünde küçük bir durak yeri haline gelmiştir. Bu sıralarda nüfusu yaklaşık 3500 kadardır. Yüzyılın sonlarına doğru Ankara iline bağlı sancak merkezi halindeki şehrin nüfusu 8.462 olarak gösterilmektedir. Kırşehir kazası merkez kazadır. 185 köy Kırşehir'e bağlıdır. Bu dönemde Kırşehir'de 4 medrese, 1 idadi, 1 rüştiye, 2 iptidaiye, mahalle ve köylerde 25 sıbyan mektebi ve 1 Ermeni mektebi vardır. 1603 ev, 10 han, 600 dükkan, 6 kahve, 25 cami, 19 mescit, 1 kilise, 1 kışla 1 depo, 1 cephanelik bulunmaktadır. İdadi mektebi 1889'da yapılarak eğitime açılmış, 1903'de bir tadilat gördüğü belirtilmektedir.
Osmanlının ilk dönemlerinde Kırşehir, Karaman eyaletine bağlı bir sancak durumundadır. 1867'de sancak haline gelmiştir. 1902'de Ankara'ya bağlı bir sancak olan Kırşehir'e Avanos, Keskin ve Çiçekdağı ilçelerinin bağlı olduğu görülmektedir.
Kırşehir 1874'de büyük bir kıtlıkla karşılaşmıştır. 15 Mayıs 1874'de İstanbul’da yayınlanan Basiret Gazetesi, Kırşehir'den gönderilen mektuplara dayanarak; köylünün,kıtlıktan ölmüş hayvan, ağaç kabuğu ve ayrık otu yemek zorunda kaldığını yazmaktadır.
11 - Yakın Tarih Döneminde Kırşehir
Kırşehir 1921 'de bağımsız mutasarrıflık haline gelmiştir. Cumhuriyet döneminde il merkezi olmuştur. 1924'te Kırşehir'e; Avanos, Çiçekdağı, Hacıbektaş ve Mucur bağlanmıştır. 1944'de Kaman da ilçe haline gelince, Kırşehir'in ilçe sayısı beş olmuştur.
20 Temmuz 1954 tarih ve 6429 sayılı kanun, Nevşehir'i il, Kırşehir'i de ona bağlı bir ilçe haline getirmiştir. Çiçekdağı Yozgat'a, Kaman Ankara'ya, Hacıbektaş, Avanos ve Mucur ise Nevşehir'e bağlanmıştır. 1 Temmuz 1957'de çıkarılan 7001 sayılı kanunla Kırşehir yeniden il olmuştur. Bu yeni düzenlemede Kırşehir'e Çiçekdağı, Kaman ve Mucur bağlanmıştır. Hacıbektaş ve Avanos ise Nevşehir'e dahil edilmiştir. Akpınar (1987), Akçakent (1990), Boztepe (1990) yılında Kırşehir'in yeni ilçeleri olmuştur. Halen Kırşehir'e bağlı yedi ilçe vardır.
Kaynak: http://www.kirsehir.gov.tr/tarih
Kırşehir'e ulaşım
Ankara-Kayseri D-765 Devlet Karayolu üzerinde bulunan Kırşehir’e, başta Ankara ve İstanbul olmak üzere pek çok ilden otobüs seferi mevcuttur. Henüz bir havaalanı olmamakla birlikte, yakın çevredeki illerde bulunan havaalanları sayesinde havayolu ile ulaşım da mümkündür. Nevşehir Tuzköy Havalimanı, Kırşehir merkezine 80 km uzaklıktadır. Yolcular servislerle Kırşehir’e taşınmaktadır.Ayrıca Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan sonra 3 saatlik bir yolculukla da Kırşehir’e ulaşılabilir. Kayseri üzerinden gitmek isteyenler ise yaklaşık 2 saatlik karayolu yolculuğuyla Kırşehir’e ulaşma imkânına sahiptir. Otobüs terminali kent merkezine yaklaşık 2 km uzaklıktadır. Terminale belediye otobüsleri, dolmuş ve özel taksiler çalışmaktadır.
Kırşehir'in ilçeleri
- Kırşehir (merkez)
- Akçakent.
- Akpınar.
- Boztepe.
- Çiçekdağı
- Kaman.
- Mucur.
Kırşehir'in ekonomisi
İlimiz sanayisinin toplam üretim ve istihdama katkısı sınırlıdır. Sanayi sektörünün payı il gayri safi hasıla içinde % 12,4 pay ile beşinci sıradadır (2001 yılı). İl GSYİH sının Orta Anadolu Bölgesi ve Ülke içindeki payı ise, 2001 rakamları ile Orta Anadolu Bölgesi hasılasının % 1,14’ sını, ülke hasılasının %o 12 ‘ini oluşturmaktadır.
İstihdam yönünden bakıldığında sanayi sektörünün payı ise Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 1980’ de % 5,2, 1985’ de % 4,5, 1990’ da % 6 ve 2000 yılında % 5,9 olmuştur.
Cumhuriyetin başından 1970’ lere kadar sanayi sektörü gelişmemiştir. Bu dönemde ilimizde tarımsal ürünler işleyen (buğday) birkaç işletme vardır. 1964 sanayi sayımında İlin tek kamu kuruluşu Kırşehir Şarap fabrikasıdır.
1960-1970 arası nüfusun yurtdışına çalışmak üzere gitmesi ve yaratılan sermaye ile yapılan yatırımlarla ekonomide görece bir canlılık yaratılmıştır. Bu dönemde doğal kaynaklara ve tarıma yönelik sanayi tesisleri kurulmuştur. İşçi şirketlerinden bazıları İşçi Emeği Yem ve Bulgur Fabrikası, Meytaş, Türktur Turizm ve İnşaat ve Kimsaş A.Ş ‘dir.
Kırşehir 1973-1981 yılları arasında kalkınmada öncelikli iller kapsamındadır.Bu dönemde sanayi sektöründe bir canlanma yaşanmıştır.
1970 li yılların ikinci yarısından itibaren Petlas Lastik Sanayi A.Ş. ile Çemaş Döküm Sanai A.Ş. kurulmuştur.
PETLAS;19.08.1976 kurulan fabrikanın temeli 21.01.1977 tarihinde atılarak 08.09.1988’ de ilk üretim gerçekleşmiştir. 1992 yılında da ilk uçak lastiği üretilmiştir. 1993 yılında blok satışa çıkarılmış, 05.04.1994 tarihinde kapatma kararı alınan işletme, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca 1997 yılında özelleştirilmiştir.
Türkiye' de ilk ve tek askeri uçak lastiği üretebilen lastik fabrikası konumunda olan PETLAS, her türlü kara taşıtı için dış ve iç lastik üretmektedir.
2.000.000 m2 lik alan üzerinde, 144.000 m2 lik kapalı alana sahip olan fabrikada, binek araçlarından yol dışı hizmet araçlarına kadar değişik amaçlı araçlar için lastik üretilmektedir.
Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere 50' nin üzerinde ülkede satışa sunulan Petlas, belirlediği vizyonu gereğince dünya pazarlarında, uluslararası marka olmanın gereği olan araştırma-geliştirme, teknoloji, üretim, yönetim ve pazarlama anlayışı ile yer almakta ve her geçen gün pazar payını artırmaktadır.
Çimento sanayinin öğütücü eleman ihtiyacını karşılamak amacıyla 1976 yılında kurulmuş olan Çemaş Döküm Sanayi A.Ş., bilya ve silpebs üretimi ile faaliyetine başlamış ve 1994 yılından itibaren otomotiv ve makine sanayii için döküm parça imalatını da hizmet alanına eklemiştir.
Çemaş, günümüzde Türk çimento sanayinin hemen hemen tüm taleplerini sağlamakta olan Çemaş, öğütme elemanları üretiminin %50'sini de Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki çimento ve madencilik sanayilerine ihraç etmektedir. ÇEMAŞ, 2004 yılından bugüne Beyaz Eşya sektörüne de döküm parça üretimi yapmaktadır.
1981 yılında kalkınmada öncelikli yöre kapsamından çıkarılmasından sonra, ilde yatırımlar durmuştur. Bu tarihten sonra özel teşebbüsler tarafından küçük ölçekli ve genellikle gıda sektörüne yönelik un ve yem fabrikaları yapılmıştır.
1990’ lı yılların ortalarında il’ de sanayi yatırımlarında önemli artışlar yaşanmıştır. Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi 1993 yılında kuruluş kararı alınması ve ilimizin 22.07.1997 tarihinde Kalkınmada Öncelikli Yöre (KÖY) kapsamına alınması sanayi yatırımlarının artmasında önemli bir etken olmuştur.
İldeki tek devlet yatırımı şeker fabrikasının temeli, 1970 yılında atılmış 2001 yılı kampanya döneminde üretime geçmiştir. 1.131.443 m2 açık, 29.564 m2 kapalı alanda üretim faaliyetlerini yürütmekte olup, 3.000 ton/gün üretim kapasitesi bulunmaktadır.
Kırşehir Şeker Fabrikasında 6 memur, 66 sözleşmeli personel, 115 daimi- 168 kadrosuz sürekli ve 181 geçici işçi olmak üzere 536 kişi istihdam edilmektedir.
Kırşehir ili ile birlikte çevre illere bağlı 203 köyde toplam 91.653 hektar alanda pancar üretimi yapılarak, bu bölgeye 4 yılda toplam 154.799.673,53 YTL ödeme yapılmıştır.
Kaynak: https://www.kirsehirtso.org.tr/KIR%C5%9EEH%C4%B0R/K%C4%B1r%C5%9FehirinEkonomikYap%C4%B1s%C4%B1/tabid/2975/Default.aspx








Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…