
Kütahya
- Ege Bölgesi
Kütahya'nın meşhur yemekleri ve tatlıları

Kızılcık tarhanası
Kızılcık püresi buğday unu ve tuzla yoğrulup kurutularak yapılan pembemsi bir tarhanadır; yörede ekşi tarhana olarak da bilinir. Kütahya Kızılcık Tarhanası coğrafi işaretle tescillidir.

Sıkıcık çorbası
Sıkıcık, yörenin çorbaları arasında sayılır.

Cimcik
Cimcik, tereyağlı ve yoğurtlu servis edilen, börek ve mantı sınıfında anılan bir yöresel yemektir.

Haşhaşlı gözleme
Hamurun arasına haşhaş sürülerek yapılan bir gözlemedir.

Ispanaklı şibit
Şibit, içine kıyma, peynir ya da ıspanak konan bir hamur işidir.

İlibada (Ilıbada) dolması
Yörede ilibada denen labada yaprakları bulgur, kese yoğurdu, soğan, nane ve biberle doldurulur.

Kütahya usulü güveç
Kütahya’da et, toprak güveçte taş ya da tuğla fırında uzun süre pişirilir. Oğlak ya da erkeç etiyle yapılan Gediz Güveci ile keçi ya da dana etiyle yapılan Tavşanlı Güveci coğrafi işaretle tescillidir.

Kütahya küp eti (kebabı)
Kuşbaşı et soğan, salça, domates, biber ve sarımsakla toprak küpte pişirilir.

Hekmane erik hoşafı
Hekmane eriğinin kurusundan şeker ve suyla yapılan bir hoşaftır.

Dövmeç
Kütahya’nın karın doyuran bir salatasıdır.

Tosunum böreği
Haşhaş ezmesi sürülerek katlanan hamur yeniden açılır, içine mercimekli harç konup fırında pişirilir. Kütahya Tosunumu coğrafi işaretle tescillidir.

Kütahya sini mantısı
Kütahya'da sini mantısı kıymalı yapılır.

Yufka tatlısı
Genellikle sekiz kat kuru yufkayla hazırlanan, cevizli, şerbetli bir tatlıdır.

Sütlü incir tatlısı
Kuru incirin sütle pişirilmesiyle yapılan hafif bir tatlıdır.

Şibitli tavuk tiridi
Şibitli tavuk tiridi, şibitle yapılan yöresel bir yemek olarak anılır.
Kütahya'da gezilecek yerler
Dönenler Mevlevihanesi
Kütahya Merkez’de yer alan Dönenler Mevlevihanesi, Börekçiler Mahallesi’ndedir. Mevlevi kültürünün üçüncü önemli merkezidir aynı zamanda.
Mevlevihanenin ilk yapılan bölümü mescididir. Hezar Dinari Mescidi, adını banisinden alır. 1237-1243 yılları arasında inşa edilmiştir. Sonraki dönemlerde ise kuzeyine semahane eklenmiştir. Dönenler Mevlevihanesi’nin ilk yapısı ile ilgi pek bir bilgi yoktur. Günümüzdeki mimarisi 1812 yılında yeniden yapılmıştır.
Kütahya gezinizde Dönenler Mevlevihanesi’nin dış mimarisine ve iç dekorasyonunu mutlaka şahit olmalısınız. Mistik bir atmosferin içinde keyifli bir yolculuk Dönenler Mevlevihanesi’nde sizleri bekliyor.
Kütahya Saat Kulesi
Kütahya Merkez’de bulunan Saat Kulesi, XIX. yüzyılda inşa edilmiştir. Banisi Kütahya Valisi Fuat Paşa’dır. 30 Ağustos Ortaokulu’nun arkasında bulunmakta olup kolay bir ulaşım yoluna sahiptir.
Kütahya Saat Kulesi’nin yapımında kesme taş kullanılmıştır. Kare planlı olup, iki katlı bir mimariye sahiptir. Kulenin üstü külahla örtülmüştür. Kütahya’daki Analcı Mescit’in karşısında bulunan Saat Kulesi, gezinizin bir parçası olabilir. Kütahya Çinili Camii ve Kütahya Zafertepe Anıtı da gezi listenizde olması gereken noktalar arasında.
Kütahya Zafertepe Anıtı
Kütahya, doğal güzellikleri kadar tarihe ışık tutan yapılarıyla da görülmeye değer bir şehirdir. Her köşesinde farklı bir detay gözünüze çarpacak Kütahya gezinizde.
Şehrin keşfedilmeyi bekleyen noktalarını yakın bir zamanda ziyaret etmeyi planlıyorsanız, Zafertepe Anıtı’nı gezi listenize dahil etmenizi tavsiye ederiz. Kütahya Zafertepe Anıtı, Altıntaş ilçesine bağlı olan Çalköy’de bulunuyor. Anıt, ulaşım açısından çok rahat bir noktada…
1922 yılında gerçekleşen Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde Atatürk’ün “’Ordular ilk hedefinizAkdeniz’dir, ileri.”’ Sözünü söylediği yer olmasından dolayı turistler tarafından ziyaret edilmektedir. Aynı zamanda bölgeye okul gezileri de yapılmaktadır. 1972 yılında tamamlanan bu sembol, gezinizin bir parçası olabilir.
Kütahya Ulu Camii
1381 yılında inşa edilen Kütahya Ulu Camii, şehrin merkezinde bulunmaktadır. Caminin en önemli özelliği şehrin en büyük iç alana sahip ibadet mekanı olmasıdır.
Kütahya Merkez’de bulunan caminin inşasında tamamı ile kesme taş kullanılmıştır. Kütahya Ulu Camii; 64 pencereye, 2 tam kubbeye ve 6 yarım kubbeye sahiptir. Camideki Kabe tasviri dışında hiç çini kullanılmamıştır. Kütahya Merkez gezilecek yerlerinize Kütahya Ulu Camii’ni dahil edebilirsiniz.
İshak Fakih Camii
Germiyan eserlerinden biri olan İshak Fakih Camii,Kütahya Merkez’in gezilecek tarihi mekanlarından biridir. 1433 yılında inşa edilen cami, gösterişli bir cepheye sahiptir.
Yapımında kesme taş ve tuğla kullanılmıştır. İshak Fakih Camii, düzenli dış mimarisinin yanı sıra iç dekorasyonuyla da göz doldurmaktadır.
Caminin son cemaat yeri üç bölümden oluşur. Kütahya Merkez gezinizde İshak Fakih Camii’ni ziyaret edebilirsiniz.
Kütahya Kurşunlu Camii
Kütahya Merkez’in tarihi yerlerinden biri olan Kurşunlu Camii, kolay bir ulaşım yoluna sahiptir. Paşam Sultan Mahallesi’nde yer alıyor. 1377-1378 yılları arasında inşa edilen bu ibadet mekanı Kasım Paşa Camii olarak da bilinmektedir. Caminin kitabesinde;
“Amere haza el-mescit el-mübarek bereketü’l İslâm ve’l-müslimin mevhar-i ehl
El-fütuvvet ve’l-mürüvvet el-şeyh Muhammed ibn Şeyh Alaü’d-din ibn Şeyh
Nurel-din fi Şuhuri seneti tis’a ve şeb’in ve seb’a mie. Ta nefha-i sûr ma’mûr bâd 779 (1377-1378).”’yazmaktadır.
Cami, Ahi Şeyhi Mahmud bin Şeyh Alaeddin tarafından yaptırılıp; 1520 yılında Kasım Paşa tarafından onartılmıştır. Kurşunlu Camii, kare planlı inşa edilmiştir. yapımında kesme taş ve tuğla kullanılmıştır. Minaresi ise orijinalliğini korumaktadır.
Kütahya Kurşunlu Camii’nin yanı sıra; Kütahya Çinili Camii ve Kütahya Çini Müzesi’ni gezmenizi öneririz.
Dereli Kaplıcaları
Kütahya’da termal turizm merkezi olarak kabul edilen Dereli Kaplıcaları, yıl içerisinde birçok yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini görmektedir.
Emet-Tavşanlı yolu üzerinde bulunan ve bu ilçelere 20 kilometre uzaklıkta olan Kütahya Dereli Kaplıcaları hem termal suyuyla hem de doğal güzellikleriyle şifa vermektedir. İl merkezine 70 kilometre uzaklıkta olan kaplıca, ismini içinden geçen dereden alır.
Yürüyüş, rafting ve olta balıkçılığı yapabileceğiniz Dereli Kaplıcaları, doğanın en güzel simasını yansıtacak sizlere. Kaplıcaları suları; eklem romatizması, kemik erimesi, kas iltihapları, sinirsel hastalıklar ve ruhsal hareket bozukluklarına iyi gelmektedir.
Yayla ve dağ turizmine de elverişli olan Dereli Kaplıcaları’nda tatil yaparken çevreyi keşfetmeyi unutmayın. Kaplıcanın 6 kilometre uzağında Cevizdere Şehitliği’ni ziyaret edebilirsiniz. Kütahya’daki termal turizm bölgeleri arasındaki; Murat Dağı Kaplıcaları, Eynal Kaplıcaları ve Ilıca Harlek Kaplıcaları da tercih edebileceğiniz yerlerdendir.
Simav Çitgöl Kaplıcaları
Evliya Çelebi Seyahatname’sinde “Cennet Kaplıcaları” olarak anlattığı Çitgöl Kaplıcaları, Simav merkeze 4 kilometre uzaklıktadır.
Simav Çitgöl Kaplıcaları’nda çocuk oyun parkları, yeşil alanlar, yürüyüş parkurları bulunmaktadır. Kütahya’da güzel bir tatil planı yapıyorsanız ve bu tatili sağlığınız için gerçekleştirecekseniz tercihinizi Simav Çitgöl Kaplıcaları’ndan yana kullanabilirsiniz. Cilt, deri, kırık, çıkık, kireçlenme, mide ülseri, egzama, bel fıtığı, romatizma, siyatik, nevralji, kadın hastalıkları, ruh ve benden yorgunluklarına iyi gelen Simav Çitgöl Kaplıcaları, aynı zamanda sizlere birçok aktivite de sunacak.
Ilıca Harlek Kaplıcaları
Kütahya’nın termal turizm bölgelerinde biri olan Ilıca Harlek Kaplıcaları’na kara, hava ve demiryolu ile ulaşım mümkündür.
Eskişehir karayoluna 2 kilometre uzaklıkta bulunan Ilıca Harlek Kaplıcaları, il merkezine ise 28 kilometre uzaklıktadır. Romatizma, böbrek, cilt, sinir, karaciğer yetmezliği, safra kesesi ve kadın hastalıklarına iyi gelen bu kaplıcanın suyu kalsiyum, magnezyum ve bikarbonat içermektedir. Orman içerisindek Ilıca Harlek Kaplıcaları’ndaki otel fiyatları hakkında detaylı bir araştırma yapıp, hemen rezervasyon yaptırabilirsiniz. Ilıca Harlek Kaplıcaları’nda bol bol dinlenirken doğanın tadını çıkarmayı ve çevreye keşifler yapmayı unutmayın. Bu arada Murat Dağı Kaplıcaları ve Eynal Kaplıcaları da şehrin önemli termal bölgeleri arasındadır.
Eynal Kaplıcaları
Termal turizmde önemli bir yere sahip olan şehirlerimiz arasındaki Kütahya, birçok kaplıcasıyla gelen misafirlerini ağırlamaya devam ediyor.
Sağlık için tatil yapmayı planlayanların, şehirde tercih ettiği termal bölgeler arasındadır Eynal Kaplıcaları. Simav Eynal, 3 bin yıldan bu yana birçok hastalığa iyi gelen sularıyla şifa vermeye devam ediyor.
Kütahya Eynal özellikle haziran ve kasım aylarında %100 doluluk oranına ulaşıyor. Eynal termal otel fiyatlarını araştırabilir ve erken rezervasyon yaptırabilirsiniz. Romatizma, siyatik, cinsel rahatsızlıklar, nevralji, cilt, deri, nevrit, mide ülseri, böbrek taşı, egzama ve birçok hastalığa iyi gelen termal sular, ruhunuzu da dinlendirecek. Kütahya’daki Eynal termalde yapılan araştırmalarda kaplıcanın; sodyum, kalsiyum, sülfat, bromür ve bikarbonatlı su olduğu tespit edilmiştir. Simav’dan Eynal’a 07:00-23:00 saatleri arasında belediye otobüsleriyle ulaşabilirsiniz.
Murat Dağı Kaplıcaları
Kütahya’nın en yüksek tepelerinde bulunan Murat Dağı Kaplıcaları, 2987 yılında termal turizm merkezi olarak ilan edilmiştir. 2312 metre yükseklikteki Murat Dağı, kaplıcalarının yanı sıra, 853 çeşit bitkisiyle, florasıyla ve iklimiyle de bilim adamlarının ilgi odağı durumundadır.
Tam bir oksijen deposu olan ve huzurlu bir şekilde doğayla iç içe olmanın keyfini çıkarmak isteyenlerin tercih ettiği Murat Dağı Kaplıcaları şifanın önemli adreslerinden biridir. Burada yan yana iki tane hamam vardır ve bu hamamların Germiyanoğulları döneminde yaptırıldığı düşünülmektedir. Kaplıcalar aynı zamanda Gediz’e 30 kilometre uzaklıktadır. Suyunda; sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, bromür ve sülfat bulunur. Sinir, kas rahatsızlıkları, kadın hastalıkları ve romatizma gibi birçok sağlık sorununa iyi gelen Murat Dağı Kaplıcaları, sağlığınız için düşündüğünüz tatil noktalarından biridir.
Günlerinizi burada geçirirken Murat Dağı’na çıkıp çevreyi keşfetmeyi sakın unutmayın. Termal turizmin önemli bölgelerinden biri olan Murat Dağı Kaplıcaları’nı tercih edebileceğiniz gibi Yoncalı Kaplıcaları da tercihleriniz arasında olabilir.
Kütahya Çini Müzesi
Kütahya’nın merkezine bulunan Kütahya Çini Müzesi, çini üzerine açılan ilk müze olma özelliği taşımaktadır.
Aslında Germiyan Beyi ll. Yakup’un yaptırmış olduğu külliyenin imaret bölümünün ayrıldığı müze 1999 yılında ziyarete açılmıştır.
Müzede sergilenen ve 14. yüzyıldan bu yana yapılan çiniler sergilenmektedir. Kütahya gezinizde kesinlikle çini müzesini görmelisiniz.
Önemli dönemlerin değerli çinilerinin sergilendiği Kütahya Çini Müzesi’nde her parça hayranlığınızı kazanacak. Müze gezinizin ardından; Domaniç Ormanları’nı, Kütahya Çinili Camii’yi, Kütahya Kalesi’ni ve Dumlupınar Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.
Domaniç Ormanları
Türkiye’nin can alıcı noktalarından biri olan Domaniç Ormanları Kütahya’da bulunmaktadır. Domaniç ilçesini kapayan bu doğal güzellik Kütahya’ya gelenlerin uğradığı ilk yerlerden biridir.
Dünyada yalnızca bu ormanda görülen ağaç türleri vardır Domaniç Ormanları’nda. Anadolu Selçuklu Uç Beyi olan Ertuğrul Gazi’nin yaz aylarını burada geçirdiği bilinmektedir.
Doğal bir güzelliğe sahip olan Domaniç Ormanları aynı zamanda tarihte de önemli bir yer olma özelliği taşımaktadır. Kütahya gezinize ekleyeceğiniz orman asırlık ağaçlarıyla sizi hem büyüleyecek hem de keyifli vakitler geçirmenizi sağlayacak.
Domaniç Ormanları’nın tadını çıkarttıktan sonra; Kütahya Kalesi’ni, Kütahya Çinili Camii’yi, Dumlupınar Müzesi’ni, Kütahya Çini Müzesi’ni ve Yoncalı Kaplıcaları’nı da gezi listenize ekleyebilirsiniz.
Kütahya Çinili Camii
Türkiye’de ve dünyada eşi benzeri olmayan Kütahya Çinili Camii, hem dış mimarisiyle hem de iç mimarisiyle görenlerin büyük bir hayranlığını kazanıyor.
Kütahya’nın simgesi durumundaki Çinili Camii, Orta Asya Türk mimarisinin örnek alınarak hayata geçirildiği bir yapı özelliği taşımaktadır. İçi ve dışı çinilerle süslendiği için Çinili Camii olarak adlandırılmıştır.
Ressam Ahmet Yakupoğlu’nun bir eseri olan cami her yıl yerli ve yabancı ziyaretçilerine ev sahipliği yapar. Kütahya gezinizde Çinili Camii’yi mutlaka gezmelisiniz. Ardından; Kütahya Kalesi’ni, Kütahya Çini Müzesi’ni, Dumlupınar Müzesi’ni ve Dumlupınar Şehitliği’ni ziyaret edebilirsiniz.
Kütahya Kalesi
Kütahya’nın ilk kurulduğu yerde bulunan Kütahya Kalesi, antik çağlardan bu yana varlığını korumaya devam etmektedir.
Hisar Tepesi’nde bulunan kalenin üç bölümü vardır; Kale-i Sagir, Kale-i Bala ve dış surlar. Kütahya Kalesi’nin yapım tarihi ve kim tarafından yapıldığına dair bir kitabesi bulunmamaktadır. Fakat kalede Bizans, Selçuklu, Germiyanlı ve Osmanlı dönemlerine tanıklık etmiştir.
Kütahya Kalesi günümüzde ise turistik bir gezi noktası durumundadır. Yıl içerisinde Kütahya’ya yolu düşenlerin uğramadan gitmediği bu kalede iki çeşme, iki mescit, gazino ve kır kahvesi mevcuttur. Evliya Çelebi’ye göre 70 burca sahiptir Kütahya Kalesi. Bu tarihi yapıyı gidip görmek ve manzarasına şahit olmak yeni bir yer tanımanın mutluluğunu yaşatacak sizlere. Aynı zamanda Kütahya gezinize; Dumlupınar Müzesi’ni, Yoncalı Kaplıcaları’nı, Kütahya Çini Müzesi’ni ve Kütahya Arkeoloji Müzesi’ni de ekleyebilirsiniz.
Kütahya Arkeoloji Müzesi
Kütahya Arkeoloji Müzesi ,1314 yılında Umur Bin Savcı tarafından yaptırılan eski bir medrese binasında ziyaretçilere açıktır.
Selçuklu mimarisinin özelliklerini taşıyan Kütahya Arkeoloji Müzesi, 9 odaya sahiptir. Her çağın ayrı ayrı önemli kalıntılarını gözler önüne sermektedir.
Paleolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden günümüze kalan eserler göz doldurmaya devam etmektedir. Zengin bir içeriğe sahip olan Kütahya Arkeoloji Müzesi’ni ziyaret ettikten sonra Dumlupınar Müzesi’ni ve Dumlupınar Şehitliği’ni de gezinize eklemeyi unutmayın.
Dumlupınar Müzesi
Ulusal Kurtuluş Savaşımızın yaşandığı topraklarda o günleri hiç unutmamak adına yapılan Dumlupınar Müzesi,Kütahya’nın Dumlupınar ilçesinde yer almaktadır.
İki katlı müstakil bir binada olan ve hala ziyarete açık olan Dumlupınar Müzesi, Kurtuluş Savaşına ait olan silahlar, kılıçlar, o dönmeleri yansıtan eski fotoğraflarla birlikte 139 adet eser sergilemektedir. Sizi etkisi altına alacak olan Dumlupınar Müzesi, aynı zamanda Dumlupınar Şehitliği’ne de oldukça yakın. Aynı gün içerisinde hem müzeyi hem de şehitliği gezmek birbirini tamamlayan anlamlı bir gezinin bütününü oluşturacak sizlere.
Dumlupınar Şehitliği
Tarihte çok önemli bir olay olan Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde ülkesi için savaşan ve şehit olan Türk askerlerinin anısına yapılan Dumlupınar Şehitliği Kütahya il sınırları içerisindedir.
Dumlupınar ilçesinde bulunan şehitlik 1992 yılında Kültür Bakanlığı tarafından hayata geçirilmiştir.
500 er ve 100 subayın mezar taşı bulunan Dumlupınar Anıtı’nda namazgah, şadırvan ve otopark bulunmaktadır. Aynı zamanda şehitliği ziyaret ettiğiniz sırada, burada bulunan Kurtuluş Parkı ve Dumlupınar Müzesi’ni de ziyaret edebilirsiniz. Büyük Taarruz’un 70. yıldönümünde yapılan bu anlamlı şehitlik anıtını gezip görmek ve yaşamak anlamlı saatler geçirmenizi sağlayacak.
Yoncalı Kaplıcaları
Kirazlı Dağı’nın eteklerinde bulunan Yoncalı kaplıcalarıKütahya il sınırlarında olup; Kütahya-Tavşanlı yolu üzerinden 17 kilometre sonra karşınıza çıkacaktır. Güzel bir efsaneyede sahiptir Yoncalı kaplıcaları.
Bir zamanlar Kütahya Valisi’nin güzel mi güzel bir kızı varmış. Kız birden amansız bir hastalığa yakalanmış. Hastalığı kötü ve bulaşıcıymış. Tedavisi olmayan hastalığı yüzünden kimseye bulaştırmamak için kızı Yoncalı’nın bulunduğu yere bırakırlar. Yemek ve içeceklerini de yanına bırakırlar. Bir süre yalnız başına kalan kız her gün gelmekte olan tüyleri dökülmüş bir kurt görür. Kurt her geçtiğinde tüyleri gürleşmeye başlar. Kız, kurdun bir yere girip çıktığını görür ve bir gün merak edip kurdu takip eder. Kurt bataklık olan bir yerde sırayla bataklıklara girip çıkar. Aynı şekilde kız da bataklıklara girip çıkmaya başlar. Bataklıkların sonunda bir su vardır ve kurt orada son olarak yıkanır. Kız yine kurdun yaptığını devam ettirir. Kısa bir süre sonra kız hızla iyileşmeye başlar. İyileştiğinde ise bir çobanla karşılaşır. Çoban kıza; “’in misin cin misin?”’ der. Kız in de değilim cin de değilim; senin gibi bir adem oğluyum der ve başına gelenleri anlatır. Çoban dinledikten sonra kızı babasına götürür. Babası kızını karşısında sağlıklı bir şekilde görünce sevinir ve kızına sarılır. Çobana sorar dile benden ne dilersen diye. Çoban kızının sağlığından başka bir şey dilemez; fakat baba ısrar edince kızla evlenmek istediğini söyler. Babası kızını çobana verir ve evlenirler. Baba, kızının iyileştiği bölgeye hamam ve cami yaptırır. Herkes gelsin faydalansın ve şifa bulsun diye. Hikaye böyledir.
Sağlık açısından önemli olduğu bilinen Yoncalı Kaplıcaları’nda vakit geçirmek sizi mutlaha iyi gelecektir.
Mızık Çamı
Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Bey’in beşiğinin yapıldığı ağaç Domaniç’in Domur Köyünde yer almaktadır. Ağaç yıkılmış olmasına rağmen korumaya alınmış, üstü kapatılmıştır.
Kaynak: http://www.gezilebilecekyerler.com/kutahyada-gezilecek-yerler/
Kütahya'da kültür ve sanat
Kütahya çininin şehridir. Çiniciliğin ilk örnekleri 14. yüzyılın sonlarında görülür, asıl gelişme ise 16. yüzyılın ikinci yarısından sonra başlar. 18. yüzyılda İznik'te çinicilik sona erince bu sanat Kütahya'da tek başına sürmüştür.
Şehir merkezinde Arkeoloji Müzesi, Kossuth Evi Müzesi, Porselen Müzesi ve Çini Müzesi gibi birkaç müze bir arada durur. Kossuth Evi, 1848 sonrasında şehre yerleştirilen Macar mültecilerin hatırasını yaşatır.
Müzikle de bağı güçlüdür. Kütahya Mevlevîhânesi'nde müzik eğitimi verildiği, Ahmet Yakupoğlu'nun kırktan fazla neyzen yetiştirmesiyle şehrin 'Neyzenler Beldesi' diye anıldığı söylenir.
İpekten yapılan, her birinin bir adı olan oyalar da yöreye özgü bir el emeğidir. Her 6 Mayıs'ta Hıdırellez ile Kütahya'nın Fethi birlikte kutlanır.
Kütahya'nın tarihçesi
1-TÜRKLERDEN ÖNCE KÜTAHYA:
Anadolu ‘nun eski yerleşim yerlerinden birisi olan Kütahya ’nın kuruluş tarihini kesin olarak belirlemek mümkün olmamıştır. Ancak tarihinin çok eskilere dayandığı anlaşılmaktadır. Sırasıyla Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Makedonya, Bitinya ve Bergama krallıklarının hakimiyetinde bulunmuş daha sonra Roma İmparatorluğu ve onun ikiye ayrılmasından sonra Bizans İmparatorluğunun hakimiyetine girmiştir.
Eski kaynaklara göre; Kütahya ’nın Antik Çağ’ daki adı Katiaenion’dur. Ünlü Antik Çağ coğrafyacısı Strabon ’a göre bu ad “Kotis’in Kenti” anlamına gelmektedir. Kotiaeion adı temel sözcük aynı kalmak şartı ile, farklı dönem ve yazılışlara göre “Kotiaion”, “Cotyaeum” ve “Cotyaium” olarak da kullanılmıştır. Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, ilin tarihi MÖ VI. yüzyıla dayanmaktadır. İl toprakları içinde yerleşen en eski halk Frigler’dir. MÖ 1200 yıllarında, Anadolu' ya gelen Frigler, Hitit İmparatorluğu’nun topraklarına girdiler. MÖ 676’da Kimmerler Frigya Kralı III. Midas’ı bozguna uğratarak, Kütahya ve çevresine egemen oldular.
Makedonyalı Büyük İskender ‘in tarih sahnesine çıkması ve Persleri mağlup ederek Anadolu ‘yu hakimiyeti altına almasıyla Kütahya el değiştirmiştir. (M.Ö. 333) Büyük İskender ‘in genç yaşta ölmesi üzerine imparatorluk parçalanmış ve Kütahya İskender ‘in kumandanlarından Antigonos ‘un eline geçmiştir.
M.Ö. 278 yılında Bitinya Krallığı Kütahya ‘yı topraklarına katmış ve daha sonra da Bergama Krallığını eline geçirmiştir. M.Ö. 62 yılında Sezar ‘ın damadı Pompoeus Kütahya ‘yı Roma İmparatorluğu topraklarına katmıştır. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Kütahya Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğunun hakimiyetine girmiştir. Kütahya, Romalılar zamanında hiristiyanlığın önemli merkezlerinden birisi haline geldi. Takibata uğrayan hiristiyanlar Kütahya ‘ya sığındılar. Putperest Roma şehrin tahsisatını kesti ve şehir ihmale uğrayarak bir süre bakımsız kaldı.
Roma ‘nın hiristiyanlığı resmen kabul edilmesinin ardından piskoposluk merkezi oldu. Bizans döneminde ise Kütahya ‘nın önemi çok arttı. Bizanslılar şehre hakim ve kale inşasına elverişli buldukları sarp tepeye burçlar ile tahkim edilmiş iki kat sur içinde bir şato yaptılar. Bu şato, Germiyanoğulları ve Osmalılar döneminde yapılan Kütahya Kalesinin esasını teşkil etmiştir.
Malezgirt’ te Sultan Alparslan yenilen Romanos Diogenes tahtını geri almak için giriştiği mücadelelerde yenilip esir düşünce, Kütahya ‘ya getirilip gözlerine mil çekilerek hapis edilmişdir. (Romanos daha sonra sevk edildiği Kınalı Ada ‘da vefat etmiştir.)
2-KÜTAHYA 'NIN TÜRK HAKİMİYETİNE GİRMESİ:
Malazgirt Muharebesinden sonra Türkler, hızla Anadolu 'nun fethine giriştiler. 1071 yılından sonraki bir kaç yıl içinde Anadolu 'nun hemen hemen tamamı Türkler tarafından fethedildi. Anadolu Selçuklu Devleti 'nin ilk hükümdaro Kutalmışoğlu Süleyman Şah 'ın kardeşi Melik Mansur, 1074 yılında Kütahya 'yı fethetti. Kütahya, Anadolu Selçuklu Devleti 'nin bir uç şehri oldu.
Yirmi yıl kadar Türk hakimiyetinde kalan Kütahya, 1096 yılında başlayan Birinci Haçlı Seferi sonunda tekrar Bizans İmparatorluğu hakimiyetine geçti. (1097)
Sultan 2.Kılıçarslan 1182 yılında yeni bir fetih hareketine girişerek Uluborlu ve Kütahya 'yı ikinci defa topraklarına kattı.
Sultan 2.Kılıçarslan 'ın, ülkesini on bir oğlu arasında paylaştırması sırasında Kütahya, Gıyaseddin Keyhüsrev 'in hissesine düştü. Daha sonra kardeşler arası taht kavgaları sırasında durumdan yararlanan Bizans, Kütahya 'yı ele geçirdi ise de Sultan Alaattin Keykubat zamanında Selçuklu kumandanlarından İmaüddin Hezar Dinarı tarafından üçüncü defa ele geçirildi. (1230)
Uzun yıllar "Kale Muhafızı" olarak Kütahya 'da kalan Hezar Dinarı Kütahya 'nın imarına çalışmış, bir çok eser bırakmıştır.
Kütahya 'nın Melik Mansur tarafından fethedildiği yıllarda şehir Büyük Selçuklu İmparatorluğuna bağlı bulunuyordu. Melik Mansur 'un Büyük Selçuklu İmparatorluğu hükümdarı Melikşah' a karşı ayaklanması üzerine Melikşah Ümera' dan Emir Porsuk Bey komutasında bir ordu göndermiş, yapılan savaşta Melik Mansur öldürmüştür. (1090)
Bu olaydan sonra Emir Porsuk Bey kuvvetleri Kütahya 'da yerleşti. Porsuk Bey bir müddet Kütahya 'da "Kale Muhafızı" olarak görev yapmıştır. Kütahya 'nın önemli akarsularından Porsuk Çayı 'nın adı buradan gelmektedir.
3-GERMİYANOĞULLARI DÖNEMİNDE KÜTAHYA:
"Germiyanlı" Türk aşiretlerinden birinin adı iken sonradan bir beyliğin ve ailenin adı olmuştur. Aşiretin ilk tarihi şahsiyeti olarak, baba İshak isyanı sırasında Malatya 'da faaliyet gösteren Alişir oğlu Muzafferüddin 'in adına rastlanır. Germiyanlı sülalesinden Kerimüddin Alişir 'in adı, Selçuklu saltanat mücadelesinde Moğollar tarafından Müinüddin Süleyman Pervane 'nin şikayeti üzerine öldürülen Selçuklu emirleri arasında geçer.
Malatya taraflarında bir bölgeye "Germiyan" adı verildiği Selçuklu ve Bizans kayıtlarında belirtilmektedir. Germiyanlı adının Malatya taraflarından Batı Anadolu 'ya gelen bu aşirete bu nedenle verildiği (Kütahya' lı gibi) tahmin edilmektedir.
Germiyanlı Beyliğini kuran Yakup Bey, Moğollar tarafından öldürülen Kerimüddin Alişir Bey' in oğludur. Kendisi Anadolu Selçuklu Sultanı 3.Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında devletin ileri gelen emirlerinden birisiydi. Görev sahası Ankara ve civarı idi.
3.Alaattin Keykubad' a bağlı iken 1300 yılında bağımsızlığını ilan etmiş, Kütahya merkez olmak üzere beyliğini kurmuştur. Beyliğin ilk müstakil idarecisi olan Yakup Bey devri (1300-1340) Germiyanoğulları' nın en güçlü dönemini oluşturur. Yakup Bey' in hakim olduğu topraklar, bazı kaynaklarda Yakup-ili adıyla adlandırılmıştır.
Bazı kaynaklarda Bizans 'ın Yakup Bey devrinde Germiyanoğullarına yıllık 100.000 dinar vergi ve hediyeler gönderdikleri belirtilir. Yakup Bey' den sonra yerine oğlu Mehmet Bey (1340), onunda 1361 yılında ölümü üzerine yerine oğlu Süleyman Şah geçti.
Osmanlı Sultanı 1.Murat, oğlu Şehzade Beyazid' e Süleyman Şah' ın kızı Devlet Hatun 'u istemek üzere bir heyet gönderdi. Süleyman Şah' da cevabi bir mektupla devrin ileri gelen alimlerinden İshak Fakih' i Osmanlı başkentine gönderdi. İshak Fakih' in getirdiği hediyeler arasında meşhur Germiyanlı atları, Denizli bezleri ile altın ve gümüş eşyalar bulunuyordu.
Süleyman Şah, kızının çeyizi olarak Kütahya, Simav, Emet ve Tavşanlı 'yı Osmanlılara bıraktı. Kendisi Kula 'ya çekildi.1381 yılında yapılan düğünden sonra Şehzade Beyazid Kütahya Sancağına idareci olarak gönderildi.
Ancak Kütahya, Ankara Savaşından sonra tekrar Germiyanoğulları 'nın hakimiyetine geçti. (1402) Bu sefer beyliğin başına II.Yakup Bey vardı. Bu durum II.Yakup Bey 'in 1429 yılında ölümüne kadar sürdü.Yakup Bey 'in vasiyeti üzerine Germiyan ülkesi Osmanlı hakimiyetine geçti.
Kütahya, Germiyanoğulları zamanında tarihinin en parlak devirlerinden birini yaşamış, iktisadi ve fikri bakımdan büyük gelişmelere sahne olmuştur. Beyliğin merkezi olması sebebiyle Kütahya 'da bir çok mimari eserler inşa edilmiş, şair, edip ve fikir adamları bu şehirde toplanarak eserler kaleme almışlardır.
4-OSMANLILAR DÖNEMİNDE KÜTAHYA:
Osmanlı yönetimine geçtikten sonra Kütahya bir "Sancak Merkezi" oldu. I.Murad' ın oğlu ve Germiyan Beyi Süleyman Şah 'ın damadı olan Bayezid 'de Kütahya Sancak Beyi olarak görevlendirildi.
Osmanlı Devletinin Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa 1451 yılında beylerbeylik merkezini Kütahya 'ya taşıyarak buraya yerleşti. Kütahya uzun süre beylerbeylik merkezi olarak kaldı.
Timur Ankara savaşından bir hafta sonra Kütahya' ya gelmiş, çok sevdiği bu şehirde bir ay kalmıştır.
Kütahya' da bulunan Ulu Camii 'nin ilk şekli Yıldırım Beyazid tarafından yaptırılmıştır. Kayıtlarda Ulu Camii 'nin adı "Yıldırım Han Camii" olarak da geçer.
Anadolu tarafına yapılan seferlerde Osmanlı ordusunun toplantı yeri ve aynı zamanda önemli bir uğrak yeri olan Kütahya önemli eserlerle de donatılmıştır. Tarihte bilinen en eski toplu iş sözleşmesi 13 Temmuz 1766 tarihinde Kütahya 'da imzalanmıştır. O dönem Kütahya Valisi Ali Paşa' nın huzurunda yapılan görüşmeler sonucunda işveren ile işçiler arasında anlaşmaya varılmış, çırak, kalfa ve ustaların ücretleri ayrı ayrı belirtilmiştir. Söz konusu anlaşmada bahsedilen işçiler çinicilerdir.
Kütahya adı Mısır Valisi Ali Paşa ile Osmanlı Devleti arasında yapılan savaşlar sonunda 1833 yılında yapılan anlaşma ile uluslararası alanda duyulmuştur. Zor durumda kalan Osmanlı Devleti 'nin Rusya 'dan yardım istemesi üzerine, Osmalı Devleti üzerinde Rus nüfuzu olmasını istemeyen İngiltere ve Fransa, Mehmet Ali Paşa 'yı ikna ederek Kütahya Anlaşmasının yapılmasını sağlamışlardır.
1848 ihtilalleri neticesinde başlayan Macar Milli Hareketi, Avusturya ve Rusya tarafından kanlı bir şekilde bastırılınca, hareketin liderlerinden Kossuth Lajos, Bathyayi ve Mesrares 1849 'da Osmanlı Devletine sığındılar. Rusya ve Avusturya' nın baskılarına rağmen Osmanlı Devleti mültecileri geri vermedi. Kossuth (Koşut) ve maiyeti Kütahya' ya yerleştirildiler. 1851 yılına kadar Kütahya' da kaldılar. Kaldıkları ev bugün müze haline getirilmiştir ve ziyaretçilere açıktır.
5-MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA KÜTAHYA:
İzmir 'in 15 Mayıs 1919 'da Yunanlılar tarafından işgali ve düşman kuvvetlerinin Anadolu içlerine doğru ilerlemeye başlaması üzerine bütün yurtta olduğu gibi Kütahya' da da Kuvayi Milliye teşkilatı kuruldu ve 20 Eylül 1919' da faaliyetlerine başladı. Kurulan teşkilat halktan maddi ve manevi büyük destek gördü. Teşkilat başkanı askeri şube reisi Nüzhet Bey 'di.
Çerkez Ethem Bey' in maiyetindeki müfreze kumandanlarından Piriştineli İsmail Hakkı Bey, Kütahya' ya gelerek "Müdafaai Hukuk Merkezi" ile müştereken faaliyet göstermeye başladı. Silah, cephane ve para tedarikine ve asker toplanmasına başlandı. 21 Temmuz 1920' de başlayan çalışmalar sonucunda kısa süre sonunda "Kütahya Milli Taburları" teşkil edildi. 6 Ağustos 1920' de Afyon' da bulunan Mustafa Kemal Paşa, İsmail Hakkı Bey' in daveti üzerine Kütahya' ya geldi ve tren istasyonunda "Kütahya Milli Alayını" teftiş ederek takdirlerini bildirdi. Kütahya' da birkaç saat kalan TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa, ayrılırken, Mutasarrıf Said Bey' e Kütahya halkına karşı takdirlerini bildiren bir yazı vermiştir.
KÜTAHYA MUTASARRIFI SAİD BEYEFENDİYE
Büyük Millet Meclisinin selam ve ihtimamını muhterem halkımıza, kahraman orduya ve hamiyetkar memuriyne tebliğ etmek üzere Kütahya' yı dahi ziyaret eden heyetimiz, burada gördüğü mefhabetbahş ve itmi'nannaver tezahüratı samimiye ve aliyeden dolayı fevkalade müftehir ve mesrurdur. Vatansever Kütahya ahalisinin mali fedakarlığı, maddi ve manevi himemat ve mesaisiyle beş on gün zarfında ihzar ve techiz edilen binlerce mevcuda baliğ kıtaatı askeriyenin giriştiğimiz dini, milli, vatani mücadelede muzafferiyetimizi temin edecek kahraman bir zümre olarak isbat-ı fedekari edeceğinizden eminiz. Gerek zat-ı alileriyle Müdafaai Huku gayyürüyesini gerek umum Kütahya halkının mucib-i mübahhat olan himematından dolayı hissettiğimiz şükranı, Büyük Millet Meclisi namına beyan ile arz-ı veda eder ve iş bu ihtisasat-ı mahmedefkaranemizin aynen bütün ahaliye tebliğ buyurulmasını rica ederiz..
6 Ağustos 1336 (1920)
Büyük Millet Meclisi Reisi
M.Kemal
Kütahya-Eskişehir muharebeleri sırasında hazırlıklarını henüz tamamlayamamış olan Türk ordusunun muharebe şartları gereği Sakarya nehrinin doğusuna çekilmesi sonucunda 17 Temmuz 1921 tarihinde Kütahya Yunanlılar tarafından işgal edildi. Bu karanlık günler çok sürmedi. yaklaşık bir yıl sonra 26 Ağustos 1922 'de başlıyan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos tarihinde yapılan Başkumandan Meydan Muharebesi sonucunda Yunan ordusu dağıldı. Aynı gün (30 Ağustos 1922) Türk birlikleri Kütahya 'ya girdi. Böylelikle işgal devresi sona erdi ve Kütahya ebediyyen Türk hakimiyetine girdi.
Kaynak: http://kutahya_net.tripod.com/Tarihce.htm
Kütahya'ya ulaşım
Kütahya'ya karayolu, demiryolu ve havayolu ile seyahat etmek mümkündür. Şehre ulaşmanın birçok alternatifi mevcuttur. Türkiye genelinde birçok ilden Kütahya'ya günaşırı seferler düzenleyen şehirler arası otobüs firmaları bulunmaktadır.
Kütahya'nın bazı şehirlerle karayolu uzaklığı şu şekildedir:
- İstanbul - Kütahya: 360 km
- Ankara - Kütahya: 310 km
- İzmir - Kütahya: 334 km
- Eskişehir - Kütahya: 78 km
- Afyon - Kütahya: 96 km
- Bursa - Kütahya: 182 km
Kütahya'ya ulaşım için bir diğer alternatif ise demiryoludur. Eskişehir , Balıkesir, Afyon ve Ankara'dan uzanan demiryollarının durakları arasında Kütahya da yer almaktadır.
Kütahya'ya gitmek için bir diğer seçenek ise havayolu ulaşımıdır. Türkiye'nin 4. büyük havalimanı olan Zafer Havalimanı'na birçok şehirden tarifeli seferler bulunmaktadır. Zafer Havalimanı, Kütahya şehir merkezine 43 kilometre uzaklıktadır.
Kütahya'nın ilçeleri
- Altıntaş
- Aslanapa
- Çavdarhisar
- Domaniç
- Dumlupınar
- Emet
- Gediz
- Hisarcık
- Merkez
- Pazarlar
- Simav
- Şaphane
- Tavşanlı
Kütahya'nın ekonomisi
Kütahya'nın ekonomisinde Cumhuriyet döneminde kurulan tesisler iz bırakmıştır. Şehirde 1954'te bir şeker fabrikası, 1961'de de bir azot fabrikası üretime geçmiş, azot fabrikası 1966'da genişletilmiştir.
Bunların yanında tuğla ve kiremit ocakları ile un fabrikası da yörenin eski üretim kollarındandır. Geleneksel çinicilik de yeniden canlandırılmıştır.



Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…