
Manisa
- Ege Bölgesi
Manisa Hakkında
İzmir’den sonra Ege Bölgesi’nin en büyük ikinci şehri olan Manisa’nın 1.367.905 kişilik nüfusu, şehrin merkezi ve 17 ilçesiyle 13.269 kilometrekarelik bir alana yayılır. Şifalı Mesir Macunu ve Sultaniye Üzümü ile meşhur olan Manisa, İzmir'e yakınlığının da sağladığı avantajla hızlı gelişen şehirlerimiz arasındadır. Her ne kadar şehir dağlarla çevrili olsa da Gediz Ovası’nın bereketli topraklarının da etkisiyle tarımsal üretim sıralamasında ilk üç ilden biridir. Yüzyıllardan beri devam eden dokumacılık, gıda, dericilik ve tarım konusunda faaliyet gösteren Manisa’da bugün önemli gelir kaynağı sanayidir. Bölgede bulunan Vestel, Bosch, ECA, Ülker ya da Eczacıbaşı fabrikaları, şehrin Türkiye’deki büyük organize sanayi bölgelerinden biri olmasını sağlar. Bu da zaman içinde yoğun göç almasına sebep olmuştur.
Haziran, temmuz ve ağustos aylarında 40 dereceye kadar yükselen sıcaklık sebebiyle ün salmış Mesir Festivali ya da Cirit Festivali gibi etkinliklerin yüzde 90’ı ilkbahar ve sonbahar aylarında gerçekleştirilmektedir. Haliyle turistler de Manisa’yı gezmek için bu ayları tercih etmektedir.
Tarihi kaynaklar bugünkü Yunanistan’ın Tesalya Bölgesi'ndeki Pelion Dağı civarında yaşayan Magnetleri, Manisa’nın kurucusu olarak göstermektedir. Verimli topraklarıyla tarih boyunca pek çok medeniyetin ilgisini çeken Manisa’da Hititler, Frigler, Yunanlar, Lidyalılar, İranlılar, Romalılar, Bizanslılar, Saruhanoğulları ve Osmanlılar hâkim olmuştur. Lidya bölgesi olarak bilinen alanın çoğunluğu Manisa’da olduğundan il sınırları içinde Sardes başta olmak üzere 20’den fazla antik kent mevcuttur. Osmanlı döneminde, şehirde yer alan Manisa Sancağı’nın geleceğin padişahlarına yönetimi öğrenmelerini sağlaması, buranın hâlâ Şehzadeler Şehri olarak anılmasına vesiledir. Osmanlı İmparatorluğu için şehir, 1437 ile 1595 yılları arasında Saruhan Sancağı olarak şehzadelerin yetiştirildiği önemli bir sancaktır. Bu dönemlerde şehre çok sayıda camii, çeşme, imalathane yaptırılarak dönemin sosyal ve ekonomik açıdan önemli bir merkezi haline gelmiştir. Osmanlı'nın 16 şehzadesi burada sancak beyliği yapmıştır. Süleyman Çelebi, Mehmet, Mustafa, Abdullah, Alemşah, Korkut, Mahmut, Yavuz Selim, Mustafa, 2. Selim, 3. Murat, 3. Mehmet bunlardan başlıcalarıdır. Manisa sancağında şehzadeler devlet yönetimi, dini-manevi dersler ve spor eğitimi alırlardı. Bu sporların içinde at binmek, ok atmak, yüzmek, kılıç kuşanmak, güreş tutmak vardı. Onlara eşlik eden Lalalar, şehzadenin manevi ve siyasi eğitimini üstlenen danışmanları görevini yapıyorlardı.
Manisa'nın meşhur yemekleri ve tatlıları

Sultaniye üzümü
Sultani üzümü, Manisa tarımının en çok anılan ürünüdür ve şehir bu üzümle tanınır.

Manisa kebabı
Şişe sarılan köfte pide, domates sosu, yoğurt ve tereyağıyla servis edilir.

Odun köftesi
Meşe odunu ateşinde pişirilen bir köftedir; Salihli’yle anılır.

Kapama
Kıymalı harç küçük hamur karelerine bohça gibi kapatılıp kızartılır, ardından kemik suyuyla ıslatılıp yoğurtla servis edilir. Alaşehir Kapaması coğrafi işaretle tescillidir.

Kula güveci
Toprak güveçte, geleneksel olarak odun ateşinde pişirilen bir et yemeğidir.

Sinkonta
Balkabağının soğan ve sarımsakla pişirilip yoğurtla yenmesiyle yapılır.

Bohça kebabı
Et ve sebzeler bohça gibi kapatılarak pişirilir.

Kulak çorba
Kesme hamur ve kıymayla yapılan bir çorbadır.

Sura

Şekerli pide

Mantar tatlısı
Kültür mantarının meyvelerle kaynatılıp karanfil ve şekerle tatlandırılmasıyla yapılan alışılmadık bir tatlıdır.

Pideli paça
Büyükbaş hayvanın baş eti ve kaval kemikleri 8-10 saat pişirilir, pide üzerine sarımsaklı sirkeyle servis edilir. Kırkağaç Çakal Pideli Paça coğrafi işaretle tescillidir.
Manisa'da gezilecek yerler
Manisa Muradiye Camii
Manisa’nın il merkezine bağlı olan Sultaniye semtindeki Muradiye Camii, Mimar Sinan Eserleri arasında gösteriliyor.
Mimar Sinan’ın 90’lı yaşlarında projesini çizdiği cami, Koca Sinan’ın talebelerinden olan Mimar Mahmut Ağa tarafından inşasına başlanmış, fakat Mahmut Ağa’nın ani ölümü nedeniyle caminin yapımına Mimar Mehmet Ağa devam etmiştir. Mimar Sinan yaşı itibariyle sadece projesini çizdiği bu camiyi hiç görememiştir.
Cami, Osmanlı mimarisinin genel özelliklerini taşımakta. III. Murat adına inşa edilmiş olan külliyenin bir parçası olan caminin iki minaresi bulunuyor. Yanında ise külliyenin diğer parçaları olan imarethane ve medrese yer alıyor.
Urganlı Kaplıcaları
Manisa’nın termal bölgeleri arasındaki Urganlı Kaplıcaları, çevresindeki termal otellerle ve sunduğu doğal güzelliklerle huzur dolu bir tatil imkanı sunuyor. Manisa Urganlı, yıl içerisinde birçok turist tarafından ziyaret edilmektedir.
Bölgenin tercih edilmesinin önemli sebeplerinden biri termal sulara sahip olmasıdır. Urganlı Kaplıcaları, Turgutlu’ya 17 kilometre uzaklıkta olup, il merkezine 54 kilometre uzaklıktadır. Bikarbonatlı, sodyumlu ve karbondioksitli suya sahip olan kaplıcaları; kırık-çıkık, romatizma, kireçlenme, siyatik, egzama, hemoroid ve bağırsak hastalıkları tedavi edilmektedir. İzmir-Ankara karayolu üzerinden Urganlı yoluna devam ettiğinizde kolaylıkla ulaşabilirsiniz. İzmir Adnan Menderes Havalimanı kaplıcaya 70 kilometre uzaklıktadır. Yolculuğunuz sırasında havalimanını ulaşım için tercih edebilirsiniz. Urganı Kaplıcaları’nın yanı sıra şehirde Kurşunlu Kaplıcaları da bulunmaktadır. Güzel ve sağlıklı bir tatil için Urganlı Kaplıcaları tercih edebileceğiniz yerler arasında.
Kurşunlu Kaplıcaları
Manisa’nın Salihli ilçesinde bulunan Kurşunlu Kaplıcaları, ilçe merkezine 6 kilometre uzaklıktadır. Muhteşem bir vadi içinde bulunan kaplıcalar, hem şifalı sularını sunuyor hem de doğanın en güzel yüzünü…
Dilediğiniz her mevsimde gidip tatil yapabileceğiniz Kurşunlu Kaplıcaları il merkezine 65 kilometre, ilçe merkezine ise 6 kilometre uzaklıktadır. Termal suyu; sülfatlı, bikarbonatlı ve hidrojen sülfürlüdür. Eklem, kireçlenme, romatizma, cilt, sinirsel rahatsızlıklar ve kadın hastalıklarına iyi gelen Kurşunlu Kaplıcaları’nın sıcaklığı 52-96 derece arasında değişmektedir.
Eğer Manisa Kurşunlu’da tatil yapmak istiyorsanız, erken Kurşunlu termal otellerin birinde önceden yerinizi ayırtmanız gerekiyor. Tatiliniz sırasında kaplıcaların tadını çıkarırken, şehrin güzelliklerine şahit olamaya Salihli’den başlayabilirsiniz. Bintepe Tümülüsleri Salihli ilçesinde görmeniz gereken yerlerin ilk noktalarından biridir.
Bintepe Tümülüsleri
Anadolu’nun en büyük Tümülüsleri olan Bintepe Tümülüsleri, Manisa’nın Salihli ilçesi sınırlarında bulunmaktadır.
Lidya krallığının büyüleyici Tümülüsleri bölgenin en önemli turistik noktalarından biridir. Bintepe Tümülüsleri’nin en büyüğü 35 metre çapında, çevresi ve dairesi 1115 metre, yüksekliği ise 69 metre olan Alyattes mezarıdır ve bu bilgiyi antik çağ tarihçilerinden Heredot vermiştir. Sardes Antik Kenti yolu üzerinden 2 saat sürecek araç yolculuğuyla ulaşmanız mümkün. Manisa tatilinize bu görkemli Lidya krallığına ait Tümülüsleri mutlaka ziyaret edin. Sidas Antik Kenti, Manisa Kalesi ve Ağlayan Kaya şehrin diğer turistik alanlarındandır.
Sidas Antik Kenti
Manisa’nın tarihini içinde gizleyen Sidas Antik Kenti, Saittai ismiyle de bilinmektedir. Detaylı bir kazı çalışması yapılmayan Sidas Antik Kenti Lidyalılara aittir.
Tarihinde önemli roller üstlenen antik şehire Türkler Sidas ismini vermiştir. Demirciler ilçesinde bulunmaktadır ve detaylı bir kazı yapılmasa da kentin içinde birçok mimari parça vardır. İsim anlamı ise güzel, kutlu orman anlamlarına gelir. Sidas Antik Şehri’nin ortasından bir dere geçer ve bu dere etrafında Roma ve Lidya kalıntıları bulunur.
Bu kent Manisa gezinizde sizi çok heyecanlandıracak ve bol bol keşif yapma fırsatı bulacaksınız. Giriş kapısı, hükümet binası ve açık hava tiyatrosu dikkatinizi çekecek yapılar arasındadır. Sidas Antik Kenti tüm gizemiyle sizleri bekliyor. Manisa gezinize dahil edeceğiniz antik şehirden sonra; Manisa Kalesi’ni, Spil Dağı Milli Parkı’nı,Ağlayan Kaya’yı ve Manisa Müzesi’ni de gezip tarihi ve doğal alanları keşfedebilirsiniz.
Manisa Kalesi
Manisa’nın tarihi kalıntıları arasında yer alan Manisa Kalesi, Spil Dağı’nın eteklerinde konuşlanmıştır ve gören herkesin dikkatini çekmeye devam etmektedir.
Manisa tatilinizde kesinlikle bir an bile canınız sıkılmayacak. Doğal güzellikleri ve tarihi alanları gezip görerek hem eğlenecek hem de bilgi dolu bir yolculuk yapacaksınız. Manisa Kalesi, Sandık Tepe üzerinde bulunur.
Yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte kimler tarafından yapıldığı hakkında da net bir bilgi yoktur; fakat Magnetler tarafından kurulduğuna dair fikirler bulunmaktadır. Aynı zamanda Makedonya Kralı İskender’in bu kalede önemli malzemeleri sakladığı bilinmektedir.
İki bölümden meydana gelen Manisa Kalesi manzarasıyla da sizleri büyüleyecek. Tatilinize; Ağlayan Kaya’yı,Manisa Müzesi’ni, Bintepe Tümülüsleri’ni, Sart Antik Kenti’ni ve İvaz Paşa Camii’ni de ekleyerek keyif ve keşif dolu zamanlar geçirebilirsiniz.
Spil Dağı Milli Parkı
Manisa’da bulunan Spil Dağı Milli Parkı, il merkezine 23 kilometre uzaklıktadır. 60 metreden 1517 metreye kar yükselen Spil Dağı Milli Parkı, aynı zamanda havası şehre göre 10-15 derece daha serindir.
Hem mitolojik hem de flora bakımından oldukça zengindir. Mitolojiye göre Tanrı Kronos’un karısı Kybele Sipylena’dan ismini alır. Bu arada Kybele, bitki, hayvan ve bereket tanrıçasıdır. Spil Dağı Milli Parkı’nda bulunan mağaralar, içi sülükle dolu Sülüklü Göl çevreyi keşfiniz sırasında dikkatinizi çekecek detaylar arasında.
Hayvan bakımından da zengin olan milli parkta, ayı, karaca, kurt, çakal, akbaba, porsuk, domuz, tilki, dağkeçisi, sansar ve benzeri birçok hayvan türü bulunmaktadır. En ilginizi çekecek olan nokta ise Manisa Tarzanı’nın mezarı olacak. Manisa gezinize; İvaz Paşa Camii, Ağlayan Kaya, Manisa Müzesi, Sart Antik Kenti ve Sardes Antik Kenti’ni de ekleyebilirsiniz.
İvaz Paşa Camii
Abdülmüin’in oğlu İvaz Paşa tarafından 1484’de yaptırılmış olan İvaz Paşa Camii, Manisa”nın Mutlu Mahallesi’nde bulunmaktadır.
İvaz Paşa Camii aynı zamanda Edirne’de bulunan üç şerefeli camini küçük bir örneğini temsil etmektedir. Özellikle kesme taş ve tuğla işçiliği kullanılan caminin doğusunda İvaz Paşa’nın mezarı bulunmaktadır.
Zengin detayları vardır ve erken Osmanlı mimarisinin bir örneği durumundadır. Manisa İvaz Paşa Camii içindeki çiniler ve ahşap minberlerin geometrik süslemeleri oldukça dikkat çekici olup; gezip gördüğünüzde fazlasıyla etkileneceğiniz bir atmosferi var. Manisa İvaz Paşa Camii’ni gezdikten sonra Manisa’nın diğer güzellikleri olanAğlayan Kaya’yı, Manisa Müzesi’ni ve Sart Antik Kenti’ni de ziyaret edip yeni yerler keşfedebilirsiniz.
Ağlayan Kaya
Manisa’nın Çaybaşı Mahallesi’nde bulunan Ağlayan Kaya uluslararası bir üne sahiptir. Ağlayan Kaya’nın bir özelliği daha vardır ki; kendine adanmış bir efsanesi bulunmaktadır.
Efsaneye göre; Spil Dağı yakınlarında yaşayan ve Tantalos’un kızı olan Niobe’nin 12 çocuğu olmuştur. Bununla sürekli övünen Niobe, Zeus’un eşi olan Leto’nun iki çocuğu olduğu için her fırsatta kendisinin çok çocuğu olduğunu dile getirmiştir. Bu durum Tanrıça Leto’yu çok sinirlendirir ve çocukları olan Artemis ile Apollon’u çağırıp Niobe’ye ceza vermelerini söyler. Apollon ve Artemis oklarıyla Niobe’nin tüm çocuklarını öldürür. Niobe çocuklarının ölümünden sonra günlerce ağlar, Tanrı Zeus, Niobe’ye acır ve onu Spil Dağı’nın eteklerinde taşa çevirir. Ağlayan Kaya efsanesi böyledir.
Bu kayanın çoğunlukla göz çukurundan yaş geldiği ve yanında çocuklar oynadığında kayadan yaş akmadığı Çaybaşı mevkiinde bulunan Ağlayan Kaya Manisa’nın fazlasıyla ziyaretçisi vardır. Kesinlikle ziyaret edilmesi gereken yerlerden biridir. Manisa gezinizde; Bintepe Tümülüsleri’ni, Manisa Müzesi’ni ve Sart Antik Kenti’ni ziyaret etmeyi sakın unutmayın.
Manisa Müzesi
Şehzadeler şehri Manisa’da ilk müze çalışmaları 1934 yılında düşünülmüştür.
O dönemde Manisa halkı, öğretmenler ve Halkevi’nin çabalarıyla eserler toplanmaya başlanmış ve Manisa Muradiye Külliyesi’nin medresesi 1935 yılında restore edilerek bulunan eserler buraya taşınmıştır. Aslında ilk olarak depo denilebilecek olan medrese, 1943 yılında kapılarını ziyaretçilere açmıştır. 1958-1962 yıllarında kapatılan Manisa Müzesi, kapsamlı bir onarımdan geçmiştir.
İki bölümden oluşan müze arkeolojik ve etnografya eserleri olarak varlığını sürdürmektedir. Likya bölgesinin yerleşim alanı olan, Attila, Daldis, Apollonis, Tabala, Thyatira gibi antik şehirlerden bulunan kalıntılar serginin büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Aynı zamanda tavus kuşlu mezar freski, gümüş İncil muhafazası ve kandiller önem teşkil eden diğer yapıtlardandır.
Roma ve Bizans döneminin izlerini taşıyan kalıntıları da görebileceğiniz Manisa Müzesi, geniş kapsamlı eserleriyle ziyaretçilerine görsel bir şov sunmaya devam ediyor. Fırsat yakaladığınız an Manisa Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.
Sart Antik Kenti
Manisa’nın tarihi yerlerinin bir parçası olan Sart Antik Kenti, sırlarla dolu tarihi eşliğinde arkeolojik kazıları devam etmektedir.
Lidya Krallığının başkenti konumunda olan antik kent, tarihte ilk altın paranın basıldığı yer özelliğini taşımaktadır.
Salihli ilçesinin sınırları içerisinde olan Sart Antik Kenti’nde 1854 yılından beri kazı çalışmaları yapılmaktadır. Yüzyıla aşkın devam eden kazılarda çıkartılan eserlerin 0.06’ı çıkarılmıştır. Kral Yolu’nun sona erdiği antik kentin, 1858 yılında bilimsel nitelik kazanmıştır. Tatilinin çoğu zamanını gezilecek görülecek yerlerde geçirmeyi düşünenler için gidilesi bir yerdir. Tarihin kokuları eşliğinde Sart Antik Kenti’ni keşfe çıkabilirsiniz. Bol keyif alacağınız bu gezide tarihin gizli kalmış yerlerinde dolaşarak bilgi sahibi olacaksınız.
Sardes Antik Kenti
Tunç çağının sonlarında kurulup M.Ö. 6.yy.’a kadar hüküm süren Lidya Uygarlığı’nın başkenti olan Sardes’in kalıntılarıManisa’nın Salihli ilçesinde Sart Kasabası’nın yakınlarında yer almaktadır.
Sardes Antik Kenti ayrıca tarihte paranın ilk basıldığı yerdir. Sardes kenti, hayvancılık, tarım, ticaret ve altın madenciliği sayesinde zengin bir kent olmuştur ve gerek ticari gerekse idari bakımdan uzun yıllar önemini korumuştur.
Kent, Hristiyanlıkta önemli olan yedi kiliseden birine sahiptir. Bu durum din açısından da önemli bir yer edinmesini sağlamıştır. Manisa’nın Salihli ilçesindeki Sardes, günümüze gelen kalıntılarıyla pek çok turistin ilgisini çekmektedir.
Manisa'da kültür ve sanat
El Sanatları
Sanayileşmeyle birlikte, geleneksel el sanatlarımızın bazıları azalmış, bazıları da yok olmaya başlamıştır. Bunun yanı sıra Manisa’da başta halıcılık olmak üzere, halen sürdürülen el sanatları mevcuttur.Yörede halı, kilim, cicim, sili ve çarpana gibi dokumacılık türleri ile güveç yapımı, ahşap at arabası yapımı, keçecilik, semercilik, bakırcılık gibi el sanatları hala varlığını sürdürmektedir.
13.yüzyıldan itibaren yöreye yerleşmeye başlayan Türk boyları, yerleşik düzene geçilmesinden sonra da eski yaşamlarına ilişkin birçok alışkanlıklarını sürdürmüşlerdir. Başlıca geçim kaynakları hayvancılık olan bu boylar, kendi hayvanlarının yünlerini doğal boyalarla boyayarak, simgesel motiflerden oluşan geleneksel desenlerle, kendi ihtiyaçları için halı, kilim ve benzeri dokumalar yapmaktaydılar. Yerleşik düzene geçilmesinden sonra daha da yaygınlaşan halı dokumacılığı,
17. yüzyıldan başlayarak ün kazanmış, Manisa-Merkez Yunt Dağı Köyleri ile Gördes, Kula ve Demirci İlçeleri önemli halıcılık merkezleri haline gelmiştir.
19. yüzyılda batı ülkelerinde bu halılara talebin artması, halı ticareti ile uğraşan şirket ve tüccarların seri üretime yönelik ve Avrupai zevke uygun siparişler vermesi, Türklere özgü çift düğüm tekniğinin ve doğal boyaların terk edilmesine ve desenlerde dejenerasyona yol açmış, kısaca ticari kaygılarla kalite düşürülerek, yöre halıcılığında yozlaşma meydana gelmiştir. Bu durum, ilgili kurum ve kuruluşların üniversitelerle işbirliği yaparak yıllar süren çalışmaları sonucunda, yöre halıcılığında geleneksel özelliklere dönüş sağlanana kadar da devam etmiştir.
Halılar, Gördes, Kula, Demirci ve Yunt Dağı Halıları şeklinde, dokundukları yörenin adıyla anılmaktadır. Ayrıca Yunt Dağı, Kula, Sarıgöl ve Selendi Köylerinde kilim dokumacılığı, Akhisar’da keçecilik ve fonksiyonel ya da dekoratif amaçlı minyatür yaylı at arabası ve kağnı üretimi, Salihli Gökeyüp Kasabası’nda güveç yapımı, Kula’da bakırcılık yörede görülen diğer önemli el sanatlarıdır.
Gördes Halıları
Taban halılarından ziyade seccadeleriyle ünlü olan Gördes, 17. ve 18. yüzyılda Batı Anadolu’nun önemli bir halıcılık merkezidir. Batı ülkelerinde, Gördes adı seccade anlamında kullanılacak, Türklere özgü “çift düğüm” denilen dokuma tekniği, “Gördes Düğümü” adıyla anılacak kadar ün yapmıştır.
Ülkemizde 19. yüzyılda kurulmaya başlanan İstanbul, Bursa, Bandırma, Hereke ve Kayseri gibi halıcılık merkezlerinde Gördes seccadeleri, desenlerinde çeşitli yöresel değişiklikler ve ilaveler yapılmak suretiyle örnek olarak kullanılmıştır.
Atkısı, çözgüsü yün olarak çift düğüm tekniğiyle dokunan, klasik Gördes seccadelerinde hakim renkler koyu kırmızı, mavi, deve tüyü ve kremdir. En belirgin özelliklerinden biri de basamaklı ters “V” ya da at nalı şeklindeki mihraplarıdır. Mihrap kemerleri iç bordür ve sütuncelere bağlanmış, mihrap kemerinin iç kısmı, sembolik anlamlı motifler veya stilize bitki motifleri ile tezyin edilmiştir. Mihrap kemeri ile bordür arasında kalan köşelikler, küçük çiçekler, yaprak ve dallardan oluşan motiflerle bezenmiştir. 16. yüzyıl saray seccadelerinden önemli ölçüde etkilenmiş olan 17.yüzyıl Gördes seccadelerinin köşeliklerinde de ayni zerafet ve incelik sezilmektedir.
Tabanlık ve ayetlik kısımlarında stilize motiflerden oluşan pano desenler yer alır. Bordürler çiçek, elma ve nar benzeri stilize bitki motiflerinden oluşmakta ya da minik bitki motifleri ile süslü çubuklu bordürler kullanılmaktadır. Gördes seccadelerine desen veya bordürlerine göre değişik adlar verilmiştir. Çiçek motiflerinin stilizasyonu neticesi meydana gelen kırmızı renkli iri rozetlerin elmaya benzemeleri nedeniyle, bu motiflerin kullanıldığı tip Elmalı Gördes, şematikleşmiş testere dişli yaprak motiflerinin bulunduğu tip Taraklı Gördes, sütunceli tip Sütunlu Gördes ve zemininde minik çiçekli motiflerin bulunduğu tip Sinekli Gördes gibi isimlerle anılır. Sinekli Gördes genellikle kız çeyizi için dokunduğundan Kız Gördes adıyla anılmaktadır.
Kilim Dokumacılığı
Manisa-Merkez Yunt Dağı Köyleri, Sarıgöl İlçesi Güneydamları ve Şeyhdavutlar Köyleri ile Selendi İlçesi Karakozan, Eskin, Kazıklı, Dumanlar, Kürkçü, Karabeyler, Zıraman, Kınık, Mıdıklı, Yukarı Güllüce, Aşağı Güllüce, Karaselendi, Avlaşa, Çinan ve Kabaklar köylerinde, gerek halkın kendi ihtiyaçları için, gerekse de ticari amaçlarla, farklı kalitelerde, geleneksel motifli kilimler dokunmaktadır. Selendi’nin Tavaklar Köyü’nde ise bir kooperatif mevcuttur.
Keçecilik
Orta Asya’dan bu yana göçebe hayatının bir mirası olarak sürdürdüğümüz keçe yapımı, yakın zaman kadar yaygı, kepenek ve koşum takımlarının parçaları olarak günlük hayatın vazgeçilmez unsuru iken giderek geçmişe gömülmeye yüz tutmuştur.
Manisa-Merkez, Akhisar, Alaşehir, Demirci ve Kula’da mevcut atölyeler yakın zamana kadar faaliyet göstermişler ancak kullanımının azalması neticesi Akhisar Merkez’de ve Kula’da faaliyet gösteren bir kaç atölye hariç diğerleri kapanmıştır. Mevcut keçeciler civar köylerin ve turistik hatıra eşya satıcılarının siparişleriyle varlığını sürdürmeye çalışmaktadır.
At Arabacılığı
Motorlu taşıt araçlarının ve asfalt yolların yaygınlaşmasından önce Manisa yöresinde yaylı at arabaları ve kağnılar üreten, tamir eden çeşitli atölyeler mevcuttu. Ahşaptan yapılan yaylı at arabaları rengarenk boyanır, çeşitli çiçek, bitki ve manzara resimleriyle süslenir, ulaşım ve taşımacılıkta kullanılırdı.
Halen Akhisar ilçesinde bu işle uğraşan atölyeler mevcuttur. Ancak değişen yaşam koşullarına paralel olarak üretimi neredeyse yok denilebilecek hale gelen, bu arabaları üreten atölyeler aslının aynı fakat daha küçük ölçülerde arabalar yaparak ayakta kalabilmişlerdir. Akhisar’da yapılan yaylı at arabaları bu gün nostalji arayanlar için bahçe ve iç mekan süsleri olarak kullanılmaktadır.
Güveç Yapımı
Salihli-Köprübaşı yolu üzerinden ulaşılan, Salihli’ye bağlı Gökeyüp Kasabası’nda, güveç yapımı yaygın bir şekilde evlerde ve daha ziyade kadınlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Erkekler tarafından yakın çevreden getirilen bu işe uygun topraklar dövülerek inceltildikten sonra yoğrulup çeşitli pişirme kapları yapılmakta ve kurutulduktan sonra bahçelerde yakılan ateşlerde, pişirilerek satışa hazır hale getirilmektedir.
Semercilik
Önceden şehir içerisinde her çeşit yük taşımacılığı da “Eşeklerle” ya da “At Arabaları” ile yapılırdı. Günümüzde taşımacılığın motorlu araçlarla yapılması, yani traktörlerle kente ulaştırılması neticesinde at ve eşek gibi hayvanlar önemini yitirmiş, dolayısıyla “Semercilik” zenaatı hemen hemen terkedilmiştir. Yük ve binek hayvanı olarak kullanılan at, eşek ve katır gibi hayvanların taşıyacaklar yükün hayvanın sırtına zarar vermemesi için ağaç iskelet üzerine deri ile keçe arası kamış otları ile doldurulup sarılarak dikilen semer çok özen isteyen bir sanat dalıdır. Semer yapımı; günümüzde turistik amaç kapsamında minyatür biçimde de üretilmektedir.
Bakırcılık
Kula ilçe merkezinde bakırcılar, gelişen teknolojiye rağmen varlıklarını hediyelik ve süs eşyası olarak kullanılacak bakır kaplar üreterek sürdürmektedirler.
Boyacılık
Anadolu’da dokumacılık yapılan hemen her merkezde boyacılık vardı. Gerek dokuma ipliğini gerekse bezleri boyayan “boyacı taifesi” önemli bir işlevi yerine getiriyordu. Manisa’da 17. yüzyılda boyacılıkla uğraşanların tamamının Türk olduğu belirtilmektedir. Boyacılar, bez ve iplikleri kendi aralarında bölüşerek boyarlardı.
Kırmızı rengi veren kökboya, Anadolu’nun hemen her tarafında yetişebilmekteyse de, en iyisi ve en meşhuru Kırkağaç yakınındaki Bakır Kasabası’nın mahsulüydü. Manisa, Akhisar ve Gelenbe’nin kökboyası da en iyiler arasındaydı. Alaşehir’in “kızıl ivadisi”nden sancak yapılmaktaydı.”Türk kırmızısı”nın temelini oluşturan kökboya,19.yüzyılın sonlarına doğru Türkiye tarımından adeta kovuldu; kimya sanayisine yenik düştü.
Kaynak: http://www.manisakulturturizm.gov.tr
Manisa'nın tarihçesi
Antik kaynaklar Manisa'nın kurucularını Teselya'daki Pelion Dağı çevresinde yaşayan Magnetlere bağlar. Yakındaki Sardes, parayı ilk basan ve kullanan Lidyalıların başkentiydi; bugün Salihli sınırları içindedir. MÖ 546'da Lidya, Ahameniş İmparatorluğu'na yenilmiş, MÖ 133'te de bölge Pergamon Krallığı ile birlikte Roma hâkimiyetine geçmiştir.
1313'te Saruhan Bey şehri alıp başkent yapmış, 1412'de Manisa Osmanlı egemenliğine girmiştir. 1437 ile 1595 arasında 16 şehzade burada sancak beyliği yapmıştır.
Şehir, 1919'da Yunan işgaline uğramış, 8 Eylül 1922'de geri alınmıştır. 5-8 Eylül 1922 arasındaki büyük yangında binaların çoğu yok olmuştur. 2012'de büyükşehir belediyesi kurulmuştur.
Manisa'ya ulaşım
Manisa’ya havayolu, demiryolu ya da karayolu ile ulaşım mümkündür. En yakın havalimanı 39 kilometre uzaklıktaki İzmir Adnan Menderes Havalimanı’dır. Buradan araç kiralayarak ya da otogara giderek otobüsle Manisa’ya ulaşılabilir. Otobüsle gidecekler için İstanbul, Ankara, Antalya ve İzmir gibi büyükşehirlerden pek çok otobüs firmasında Manisa seferi bulunmaktadır. İstanbul-Manisa arası 442 kilometre (yaklaşık 6 saat), Ankara-Manisa arası 563 kilometre (yaklaşık 7 saat) ve Antalya-Manisa arası 430 kilometredir (yaklaşık 6 saat). Demiryolunu tercih edecekler için Bandırma, Balıkesir, İzmir, Uşak, Aydın ve Denizli illerine demiryolu bağlantısı mevcuttur.
Manisa'nın ilçeleri
- Ahmetli
- Akhisar
- Alaşehir
- Demirci
- Gölmarmara
- Gördes
- Kırkağaç
- Köprübaşı
- Kula
- Merkez
- Salihli
- Sarıgöl
- Saruhanlı
- Selendi
- Soma
- Turgutlu
Manisa'nın ekonomisi
Manisa, Ege'de İzmir'den sonra ikinci büyük sanayi ve ticaret merkezi sayılır. Gelişmiş bir organize sanayi bölgesi vardır; Vestel, Indesit, Bosch, Ülker ve Ferrero gibi markalar Türkiye'deki üretim tesislerini burada kurmuştur. Şehir 2005'te Financial Times tarafından dünyanın en iyi yatırım kenti seçilmiştir.
Tarım da önemli bir geçim kaynağıdır. Üzüm, özellikle sultani üzümü başta gelir; zeytin üretimi de ayrı bir yer tutar.



Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…