İçeriğe geç
Sivas Gök Medrese’nin avlusu

Sivas

  • İç Anadolu Bölgesi

Sivas Hakkında

Sivas gezi rehberi ile, Anadolu'nun en eski yerleşim birimlerinden biri olan Sivas'ın tarihini ve doğal güzelliklerini anlatmaya başlıyoruz... Roma devrinde "Sebastia" adıyla bilinen Sivas'ın Roma İmparatorluğu zamanında inşa edildiği düşünülmektedir. Şehirle özdeşleşmiş olan Sivas Kalesi'nin de M. Ö. 2 binli yılların başlarında inşa edildiği tahmin edilmektedir.

Sivas, İç Anadolu'da en çok Selçuklu dönemi eserine sahip olan kentlerden biridir. Şifaiye (Buruciye) Medresesi, Çifte Minareli Medrese, Gök Medrese ve Ulu Cami, Sivas'ta bulunan Selçuklu dönemi eserleridir. Tarihi ve doğal zenginlikleri ile dikkat çeken kentte birçok göl, vadi, yayla ve mesire alanı bulunmaktadır. Gürün Şuğul Vadisi, Sivas'ın önemli doğal zenginliklerinden biridir. Leylek, turna ve kızılbacak gibi kuluçkaya yatan kuşların bulunduğu Tödürge (Demiryurt) Gölü, "Koçhisar" adıyla da bilinen Hafik Gölü ve doğal yollarla meydana gelmiş bir göl olan Zara Tödürge Gölü, Sivas'ta bilinen en önemli göllerdir.

Sivas'ın doğal güzellikleri arasında önemli bir yer tutan yaylalar ise her mevsim farklı renklere bürünen büyüleyici manzaraları ile dikkat çekmektedir. Sivas'ın Koyulhisar ilçesine 20 kilometre uzaklıkta yer alan Eğriçimen Yaylası ve eşsiz doğa manzarası ile her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilen Başalağan Yaylası Sivas'ın önemli yaylalarına örnektir.

WhatsAppX

Sivas'ın meşhur yemekleri ve tatlıları

  • Kesme aşı

    Kesme aşı

    websta - kesme aşı - sivas yemekleri

    Evde hazırlanan mis gibi hamurun, erişte şeklinde kesilmesiyle ana malzemesi oluşur. Ardından pişen mercimeğin içine kesme hamurlar atılır. Diğer tarafta "gılik"ler sıvı yağda nane ve pul biberler kızartılır, yemeğin üzerine dökülür. Ev lezzet kokar.

  • Baviko

    Baviko

    Eğer bir misafir ağırlayacaksınız önce bavikoyu hazırlamaya başlarsınız. Hamurunu önceden hazırlayıp bir saat bekletir, ardından üzerine sarımsaklı ayranı dökersiniz. Yapması ustalık ister ancak bir ustanın elinden yedikten sonra bir daha unutamazsınız.

  • Kelle tatlısı

    Kelle tatlısı

    Bir tatlının adı neden kelle olur diye düşünüyorsanız hemen söyleyelim: Bu tatlı sofraya bir bütün halinde getiriliyor ve rengi nar gibi oluyor. İlk bakışta baklava gibi görünse de içi kadayıfa benziyor. Öğrendiğimize göre eski zamanlarda bu tatlı özel misafirler için yapılır ya da davetlerde hazırlanırmış. İçinde fındık, badem, ceviz, üzüm, tarçın ne ararsanız vardır. Yalnızca malzemelerden bile anlaşılabilir ne kadar özel olduğu.

  • Sirok, gömme

    Sirok, gömme

    Sirok ya da diğer adıyla gömme, hamurlu bir yiyecektir. Hazırlanan hamur fırında üzeri gevrek olana kadar pişirilir, ardından sert üst kısmı kesilir. Hamurun içi ufalanır, üst kısmı kare şeklinde kesilir. Üzerine tereyağı, kenarlarına ayran dökülür ve lezzet festivali yaşatır.

  • Salata kurutması

    Salata kurutması

    Sivas'a özgü salatalık dolması yapabilmeniz için elinizde salata kurusu ya da diğer adıyla salata kurutması olması gerekir. Patlıcan kurusu gibi hazırlanan salatalık kurusunu hazırlamak için salatalıkları ortadan kesip, içini oyup, ipe dizip, güneşli bir yerde bekletmeniz ve kurutmanız gerekir.

  • Mercimek badı

    Mercimek badı

    Sivas badı olarak da bilinen mercimek badı, Tokat badı ile sıklıkla karıştırılır. Ancak ikisinin arasında büyük bir fark vardır. Sivas badında mercimek, bulgur ve domates varken Tokat badına ekstra olarak ceviz eklenir. Gündüz gezmelerinin favorisidir bu yemek.

  • Pezik, dal turşusu

    Pezik, dal turşusu

    Pancar dallarıyla hazırlanan ve her yemekte boy gösteren pezik turşusu yani dal turşusu, her yıl büyük bidonlarda hazırlanır ancak iki üç ayda biter çünkü o kadar lezzetlidir ki her yemeğin yanında yemek istersiniz.

  • Peskütan çorbası

    Peskütan çorbası

    Öncelikle peskutan ya da diğer söylemiyle peskütanın ne demek olduğunu öğrenmek gerekir. Peskütan, yoğurt ve yarmanın pişirilmesi ve suyunu çekmesiyle hazırlanan kışlık bir besindir. Peskütan çorbası yapmak için bu nedenle peskütana ihtiyacınız vardır. Ardından çorbanızı hazırlar, yağınızı yakar, ekmeklerinizi hazırlar içmeye başlarsınız.

  • Sivas katmeri

    Sivas katmeri

    Her yerin katmeri meşhur diyebilirsiniz ancak Sivas'ın katmeri bambaşkadır. Bol yağ ile hazırlanan katmer, yumuşacık olur. Kestiğinizde çıkan sıcacık buhar sizi hatıralarınıza götürür. Yanına bir de çay yaptınız mı keyfinize diyecek yoktur.

  • Hingel

    Hingel

    Çerkeslerin hıngalına benzeyen ancak Sivas'ta hingel olarak bilinen mantı, Sivas'ı sivas yapan yemekler arasındadır. Patatesli ya da peynirli olarak yapılır, üzerine yoğurt dökülerek servis edilir. Yumuşacık hingeller ağzınızda bir karnaval yaratır.

  • Sübüra

    Sübüra

    Kare ya da yuvarlak şekilde hazırlanmış hamurlar, yoğurtla çorba haline getirilir. İçindeki hamurun adı boncuk mantıdır, yoğurtla hazırlandığında sübüra olur. Soğuk servis edildiği için yaz günlerinde mis gibi ferahlık verir.

  • Sivas ketesi

    Sivas ketesi

    Mayayla hazırlanan ve katmerin bir farklı versiyonu diyebileceğimiz Sivas ketesi, yemeklerin yanında ekmek tercih etmek istemeyenlerin en lezzetli alternatifidir. Kahvaltıların, 5 çaylarının da vazgeçilmezidir aynı zamanda. Yerken keyiflendiğinizi söylememize gerek yok sanıyoruz.

  • İçli köfte

    İçli köfte

    İçli köftenin çıkış noktası Sivas diyemeyebiliriz ancak Sivas'ın bir içli köftesi vardır ki dosta düşmana ibret verir. Oval değil yuvarlak olarak hazırlanan içli köftenin üzerine bazı bölgelerde yoğurt bazı bölgelerde tereyağı dökülür.

  • Divriği pilavı

    Divriği pilavı

    Sivas'ın bir ilçesi olan Divriği'den çıkan ve tüm Türkiye'ye afiyet vermemesi için herhangi bir sebep olmayan, sıradan bir pilavdan farkı ve tadıyla gönüllere taht kuran Divriği pilavını bir yiyen bir daha bırakamaz. İçindeki kuzu eti, nohut ve kuş üzümü lezzetine lezzet katar.

  • Sivas kebabı

    Sivas kebabı

    Sebze ağırlıklı bir kebap olmasına rağmen öyle güzel ve uzun uzun pişer ki etin ve sebzelerin tadı bir olur. Ardından yemeye doyamazsınız. Patlıcanın taze olduğu dönemlerde yapıldığında ise bambaşka bir lezzeti vardır. Tokat kebabına benzetilse de Sivas kebabında patates bulunmaz.

  • Sivas köftesi

    Sivas köftesi

    Normal köftelerden daha geniş yapılan ve içinde baharat olmaması nedeniyle etin tadını alabildiğiniz köftelerdendir. Asıl özelliği ise Sivas'ta yetişen hayvanlardan elde edilen etin kullanılmasıdır. Taze otlar ve bitkilerle beslenen hayvan etinin lezzetini söylemeye gerek yoktur. Mis.

  • Madımak

    Madımak

    Ispanağa benzer bir yapısı olmasına rağmen lezzeti ıspanaktan oldukça farklıdır. Yoğurtlanıp yemek olarak servis edilen madımak yemeğinin güzel tarafı bu otun yetiştirme değil toplama olmasıdır. Yani özel bir alanı yoktur, ellerinizle tek tek toplar yemeğe sevginizi katarsınız.

    Kaynak: https://yemek.com/sivas-yemekleri/

Sivas'da gezilecek yerler

Anadolu yarımadasının ortasında yer alan Sivas, Roma devrinde Sebasteia adıyla anılmıştır. Birçok kaynakta adının Sebastia’dan türediği ve kent merkezinin Roma İmparatorluğu devrinde inşa edildiği geçmektedir.

Kentin ilk kuruluş yeri, bugün kent merkezinde Topraktepe adı verilen yükseltinin üzerinde gelişen, Roma İmparatoru Justinianus tarafından yaptırılan kaledir. Sivas Kalesi‘nin M. Ö. 2 binli yılların başında yapıldığı düşünülmektedir.

1884 yılında, o zamanki vali Halil Rıfat Paşa tarafından yaptırılan Hükümet Konağı da görülmesi gereken binalar arasındadır. Binanın ilk iki katı kesme taş, üçüncü katı ise 1913 yılında ahşap olarak inşa edilmiştir.

1332 – 33 yılında yaptırılan Ahi Emir Ahmet Kümbeti, kare planlı, köşeleri pahlanmış sekizgen gövdedir. Beldenin önemli dini yapılarından olan bina içerisinde 1960 yılında ortaya çıkarılan bir de mezar bulunmuştur.

1908 yılında yapılan Ziya Bey Yazma Eserler Kütüphanesi, Neo-klasik ve Ampir tarzındadır ve iki katlıdır. 2005 yılında tekrar onarılan yapı, kentin önemli kültür birikimini yansıtır.

Buruciye Medresesi, sağlam kalmış muhteşem taç yapısıyla Sivas’ın ve Anadolu’nun en ünlü yapıları arasındadır. 1271 yılında Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde yapılan medrese İran yakınlarındaki Borucerd’den gelme Muzaffer Borucerdi tarafından, fizik, kimya, astronomi öğrenimi amacıyla yapılmıştır.

Sivas Çifte Minare’nin günümüze ulaşan tek özgün yanı, Anadolu’nun en yüksek taç kapısına sahip görkemli ön cephesidir. Taç kapı üzerinde yükselen iki minare ise adeta Sivas’ın sembolü olmuştur.

Selçuklu Devrinde hastaların tedavi edildiği ve aynı zamanda tıp tahsilinin de yapıldığı en önemli medreselerden biri de Şifaiye Medresesi ve Darüşşifası‘dır. Günümüze ulaşabilen bölümü, Anadolu’nun en büyük şifahanesidir.

Sivas 4 Eylül Kongre Binası

Sivas kongresinin yapıldığı bina bugün müze olarak ziyarete açıktır. Kurtuluş Savaşı’nda bağımsızlığımızı ilan ettiğimiz bu bina o dönemin zorlu yolculuğundan izler barındırıyor. Binada ayrıca döneme ait silah, giysi gibi eşyalar da sergilenmekte.

Koyunkaya Mesire Yeri

Sivas’ın İmranlı ilçesinde bulunan Koyunkaya Mesire Yeri, cennetten bir parça sunuyor her gelen misafirine. Ulaşımı bir zor olsa da bu bölgeyi gördüğünüz an buna değdiğini hissedeceksiniz.

İmranlı ilçesine sadece 12 kilometre uzaklıkta olsa da zorlu bir yola sahiptir. İçinde sakladığı doğal güzellikleri sadece yol durumuna dayanabilenlere gösterir. Koyunkaya Mesire Yeri, yol boyunca size papatyalarla dolu yeşillikler, dereler, çağlayanlar ve kayaların içinden çıkan sular gösterecek. Bu bölgeyi keşfetme istediği daha ilk adımda başlar. Mesire yerine ulaşana kadar zaten birçok güzelliği keşfetmiş olursunuz. Koyunkaya’ya ulaştığınızda zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Harika bir doğaya sahip olan bu nokta size tüm güzelliğini gösterecek. Bu arada Sivas’ta bulunan Hafik Gölü’nü, Tödürge Gölü’nü ve Eğriçimen Yaylası’nı da gezi listenize ekleyebilirsiniz.

Eğriçimen Yaylası

Sivas’ın doğal güzellikleri arasında yerini alan Koyulhisar Eğriçimen Yaylası, yıl içerisinde birçok ziyaretçisini ağırlamaya devam ediyor.

Koyulhisar ilçesine 20 kilometre uzaklıktaki yayla, doğanın en güzel hediyelerin biri. Yeşilin her tonu, sıra sıra dizilmiş yayla evleri ve onu ziyarete gelen turistler… Tüm güzelliğini cömertçe gözler önüne seren Eğriçimen Yaylası, dağ turizmi için oldukça önemlidir. Yaylada alabalık tutabilir ve ilkbaharın en güzel renklerine şahit olabilirsiniz. Aslında her mevsim farklı renklere bürünür Eğriçimen Yaylası. Sonbaharda da tadına doyum olmaz, kışta da. İnsanı her mevsim büyüler ve güzelliğinden bir parça bırakır hafızalara. Sivas gezinizde Eğriçimen Yaylası’nı, mutlaka ziyaret etmelisiniz. Yanınızda fotoğraf makinenizi getirmeyi de sakın unutmayın. Sivas’ın diğer gezilecek yerleri arasında Hafik Gölü, Tödürge Gölü,Sivas Çifte Minareli Medrese ve Şifaiye Medresesi de bulunmaktadır.

Başalağan Yaylası ve Ağcabel Yaylası

Sivas Koyulhisar ilçesinin Güzelyurt köyü sınırları içerisinde bulunan 3000’e yakım rakımda olan Başalağan ve Ağcabel yaylaları hem doğal harikalar görünümüyle hemde havasıyla insanı büyülüyor. Hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı yaylaya son yıllarda yerli turistlerin akınına uğradığını görmekteyiz.

Eğer yolunuz Koyulhisar’a düşerse Başalağan ve Eğriçimen yaylalarını görmeden dönmeyiniz.

Sivas Koyulhisar Güzelyurt’a Doktor Tavsiyesi

Başalağan ve Ağcabelin hemen yanında bulunan lor kayasında biraz mola verip manzaranın keyfini çıkarmalısınız. Tarihi yaylalar olarak geçen Başalağan ve Ağcabel yaylaları zaman zaman dumanla kaplandığından diğer dağları küçük adacıklar şeklinde görürsünüz. Akciğer dostu olan Güzelyurt köyü ve yaylalarını doktorlarda hastaları için tavsiye etmektedirler. Başalağan ve Ağcabel arasında kalan Delikçe denilen tarihi mesire alanınıda görmelisiniz.

Güzelyurt köyü sınırlarında bulunan Sayderesi ve Elmaalan mahallelerinde tarihte rumların yaşadığına dair tarihi kalıntılar mevcuttur. Definecilerin en çok tercih ettiği bölgelerden birisidir. Manzara ve temiz hava almak isteyenlere şiddetle öneririm.

Tödürge Gölü

Demiryurt Gölü olarak da bilinen Tödürge Gölü, Sivas’ın gezilecek yerleri arasındadır. Sivas-Erzurum karayolunun 50 kilometre sonrasında karşınıza çıkacak olan Tödürge Gölü, özellikle Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin düzenlediği su sporlarıyla şenlenir. Şenliğe halkta katılır ve çeşitli eğlencelerle her yıl güzel saatler geçirilir. Gölün kenarında bir gazino bulunmaktadır. Gölde kayık gezintileri yapılabilmektedir. Aynı zamanda burası bölgenin en iyi mesire yerlerinden biridir.

Bu gölde tepeli batağan, kızıl boyunlu batağan, leylek, angut, karaçaylak, saz delicesi, deniz kartalı, turna, sumru ve kızılbacak gibi kuluçkaya yatan kuşlar bulunur.

Sivas’a yolunuz düşerse kesinlikle Tödürge Gölü’nü ziyaret etmelisiniz. Ardından Koyunkaya Mesire Yeri, Eğriçimen Yaylası, Şifaiye Medresesi ve Sivas Çifte Minareli Medrese’yi gezerek tarihe kısa yolculuklar da yapabilirsiniz.

Hafik Gölü

Sivas’a bir gün yolunuz düşerse; Koyunkaya Mesire Yeri’ni, Şifaiye Medresesi’ni, Eğriçimen Yaylası’nı, Sivas Çifte Minareli Medrese’yi ve turizm açısından önemli tarihi ve doğal güzelliklerini mutlaka ziyaret edin.

İç Anadolu’nun önemli şehirleri arasındaki Sivas; Hafik Gölü’yle ve çevresiyle yıl içerisinde birçok ziyaretçisini ağırlar. Koçhisar Gölü olarak da bilinen Hafik Gölü’nde birçok balık türü vardır. Bu bölgeye geldiğinizde serbest olta balıkçılığı yapabilirsiniz. Aynı zamanda gölün çevresinde birçok tesis bulunuyor. Tesislerden biri de belediyeye bağlı olan Göl Gazinosu’dur. Gazino daha sonra özel kuruluşlar tarafından alınmıştır. Hafik Gölü’nün çevresini keşfe çıkarken ve doğal-sıcak bir ortamda zaman geçirirken burada bulunan herhangi bir tesiste rahatlıkla dinlenebilirsiniz. Hafik Gölü’nü ilk keşfedenlerden biri de siz olun.

Sivas Çifte Minareli Medrese

Sivas il merkezinde bulunan medrese Anadolu Selçuklu Devleti’nin en önemli eserlerindin biridir Gök Medrese, Medresenin çifte minareli taç kapısı, ve kapının üzerindeki süslemeler, yapının en görkemli bölümüdür. Süslemelerde 12 tür hayvan başı, yıldız, ve ağaç motifleri kullanılmıştır. Duvarları yontma taştan yapılan medresenin minareleri 25 metre uzunluğundadır. 1271 yılında İlhanlılar Veziri Şemseddin Cüveyni tarafından yaptırılmıştır. Medrese, süslemeli taç kapısı ve tuğla-çini örgülü iki minaresi ile dikkati çekmektedir. Medresenin mekânı yıkılmış, sadece doğu yönündeki minarelerin bulunduğu asıl cephesi ayakta kalmıştır.Kitabesindeki bilgiye göre; medrese İlhanlı Veziri Sahip Şemseddin Mehmed Cüveyn tarafından yaptırılmıştır. Sivas’a yolunuz düşerse medreseyi mutlaka ziyaret etmelisiniz. Günümüz sadece görkemli iki minaresi kalan medresenin bir de taç kapısı vardır. Taç kapısı, üzerindeki süslemeleriyle dikkat çekmeye bugün de devam ediyor. Medresenin karşısında Şifaiye Medresesi vardır. Geziniz sırasında eski bir tıp okulu olan ve aynı zamanda hastane olarak da kullanılan Şifaiye Medresesi’ni de ziyaret edebilirsiniz.

Şifaiye Medresesi

Yapıldığı ilk dönemlerde hem tıp eğitimi verilen hem de hastane olarak kullanılan Şifaiye Medresesi, Sivas’ın il merkezinde bulunmaktadır.

Karşısında ise yine turizm açısından oldukça önemli yapıtlar arasındaki Sivas Çifte Minareli Medrese vardır. Şifaiye Medresesi Anadolu Selçuklu sultanlarından l.İzzettin Keykavus tarafından yaptırılmıştır. 1217 yılında yaptırılan medresenin zengin işlemeleri göze çarpan detaylar arasında. Özellikle taç kapısı üzerindeki figürler göz doldurmaya devam ediyor. Şifaiye Medresesi’nin bir özelliği daha var; Anadolu Selçuklu tıp okullarının en eskisi ve en büyükleri arasındadır. Sivas’a yolunuz düşerse Şifaiye Medresesi’nin göz alıcı güzelliğini mutlak ziyaret edin.

Sızır Şelalesi

Sivas Sızır Şelalesi Gemerek ilçesine bağlıdır. Yaz kış coşkun akan şelalesi ve yeşillikler içerisindeki mesire alanıyla Sivaslıların dinlenmek için gittikleri yerlerin başında gelir. Tam bir doğa harikasıdır.

Sızır Şelalesi

Bu doğa harikası Sivas’ a 136 kilometre uzaklıktayken, Kayseri ilçesine ise 102 kilometre mesafede yer almaktadır.

Gerçek anlamda keşfedilecek yerler arasında ilk sıralarda olan Sızır Şelalesi, her mevsim sularını büyük bir coşkuyla bırakır. Gerçekten görülmesi gereken bir bölgedir ve özellikle İç Anadolu bölgesinde yaşayanlar günübirlik gezilerle Sızır Şelalesi’ni ziyaret ederek huzur dolu saatler yaşayabilirler. Aynı zamanda bu harika şelale 2. derecede sit alanıdır ve günümüzde turizmde önemli bir nokta olmaya başlamıştır. Yürüyüş yollar, ağaç köprü ve korkulukları, merdivenler yapılarak daha cazip duruma getirilmiştir.

Divriği Ulu Camii

Sivas’ın Divriği ilçesinde bulunan Divriği Ulu Camii eşsiz yapısıyla dünya sanat tarihinde yerini almıştır.

Divriği Ulu Camii

1228 yılında Anadolu Selçuklu Devletine Bağlı Mengücek Beyliği’nin başında olan Ahmet Şah’ın eşi Melike Turan tarafından inşa ettirilmiştir. Bitişiğinde bulunan Darüşşifa da onlara ait eserlerdendir. Bu yapının bulunduğu kasabada fazlasıyla Selçuklu eseri bulunmaktadır. Üç boyutlu detaylı geometrik stillerin ve bitkisel bezemelerin bulunduğu caminin bir örneği daha yoktur. Bu sanat tarihçileri ve mimarlar tarafından söylenmektedir.

Dört kapısı bulunan cami ve darüşşifanın isimleri; Kuzey Taç Kapısı, Şifahane Taç Kapısı, Şah Mahfili Taç Kapısı ve Cami Batı Taç Kapısı’dır. Mimarlık ve mühendislik harikası olan Divriği Ulu Camii, en önemli yapılardan biri olup, mutlaka görülmesi gereken yerlerden sadece biridir. Bu camiyi gezdiğiniz sırada bol bol fotoğraf çekmeyi unutmayın.

Kangal Balıklı Kaplıcaları

Kangal Balıklı Kaplıcaları

Şifalı suyu ve içerisindeki balıklarıyla ünlü kaplıca merkezimizdir. Buranın sedef hastalığı ve bazı romatizmal rahatsızlıklara iyi geldiği bilinmektedir. Suyunun tedavi edici özelliğinin yanı sıra içerisindeki balıklar da deri hastalıklarını iyileştirmektedir. Tesis mevcuttur.

Tekke Deresi

koyulhisar tekke deresi

Koyulhisar’ın sınırları içerisinde yer alan Tekke deresi Doğal görünümü, havası ve suyundan dolayı çok sevilmektedir. Özellikle Sisorta bölgesine giden otobüslerin mola verdiği tekkederesi çeşmesine uğramanızı ve orada da bir anı olarak fotoğraf çekmenizi tavsiye ederiz.

Kızılelma Köyü – Oymalık Parkı

Kızılelma Köyü aynı zamanda tarihi kalıntılara ve mağaralara ev sahipliği yapmaktadır. Sivas Koyulhisar Kızılelma köyü gezilecek yerdir. Sivas Koyulhisar Kızılelma köyünde bulunan Oymalık Parkı gidilmeye değer.Koyulhisar’ın sisorta bölgesi diye adlandırılan Kızılelma Köyünde rakım yüksek olduğu için hava oldukça temiz ve serin. Yaz aylarında bile akşamları soba yakılmaktadır.

Kızılelma Köyü derneği her yıl geleneksel olarak Oymalık Parkı şenliği düzenlemektedir. Şenliğe bölgenin yerel sanatçıları ve Komşu köylüler ve bölgeye bağlı siyasetçiler katılmaktadır.

Kaynak: http://www.gezilebilecekyerler.com/sivasta-gezilecek-yerler/

Sivas'da kültür ve sanat

Halk Şairleri ve Ozanlar

Şüphesiz halk şairlerimizde diğer sanatçılarımız gibi birbirinden ayrı özelliklere sahiptir. Hiçbir şair, ötekine tıpa tıp benzemez. Ama hemen hemen hepsine aynı gelenek ve törelerden geldikleri için birbirine benzer yanlarıda eksik değildir.

Bazı şairlerin hepside şiirlerini sazla çalıp çağırırlar. Halk şairi ile sazını birbirinden ayıramayız. Keramet sazdamıdır, sözdemidir bilemeyiz? Aşık sazına gözü gibi bakar. Aşık Veysel'in;

"Ben ölürsem sazım sen kal dünyada , Gizli sırlarımı aşikar etme" deyişi elbette ki çok anlamlıdır.

Şairlerimizin hemen hepsi aşk, ölüm, hasret, yiğitlik, tabiat, din gibi temalar işlemişlerdir. Aşk konusu baş köşeyi tutmaktadır. Ölüm karşısında şairlerimizin uysal, teslimkar ama alabildiğine üzüntülüdür. Ölümün bıraktığı yıkımlar, kayıp olan güzellikler dostluklar terennüm edilir.

Sivas'ın şair ve aşıkları şunlardır:

Şemseddin Sivasi, Pir Sultan Abdal, Ruhsati, Kul Himmet, Suzi, Aşık Veysel, Zaralı Halil Söyler, Mesleki, Aşık Talibi, Recep Kamil, Şeyh Halit.

Diğer aşıklarımız ise; Sefil Selimi, Aşık Talibi, Gürünlü Aşık Rıza, Ali İzzet Özkan, Veysel Cehdi Kut, Kul Gazi, Feryadi, Belcikli Seyit, Karasarlı Seyit, Aşık İsmeti, Ali Dayı, Şükrani, Nuri Sivasi, Kul Himmet.

Tabiat teması da Sivas şairleri tarafından en iyi şekilde işlenmiştir. Şairlerimizin en zengin yanlarından birini teşkil etmektedir. Çeşitli hayvanlardan tasvir edilerek tabiat manzarasını tamamlar. Tabiatın güzellikleri yanında çeşitli afetlerde şairin, ozanın gönlünde dile gelmiştir. İşte o zaman şiir olmuş, destan olmuş, türkü olmuş. Anadolu yaylasına göz atıldığı zaman Sivas'ın aşıklar yatağı olduğu görülür. Sivas şairleri aynı zamanda Sivas büyükleridir . Hepside en duru en özlü Türkçe ile söylemişlerdir. Türküleri, deyişleri günlük müzik yaşantımıza girmiştir. Radyo ve televizyon programlarında hemen hemen hepsinin türkülerine yer verilir.

Yurttan sesler Korosunun kurucusu halk müziğinin derleme ustası Muzaffer Sarısözen'i anmadan geçemeyiz. Ayrıca masal üstadı Eflatun Cem Güney, Tevfik Aksoy Kayabeyzade, Memduh Bey günümüz şairlerinden Vehbi Cem Aşkun edebiyat dalında denemeler yapmış; radyo sanatkarlarından Ömer Altuğ, Emel Sayın ve Selehattin Erorhan da Sivas' ta yetişen Türk musiki ve halk müziği ses sanatçılarıdır. Halk şairlerimizin özelliklerini anlatan bazı ünlü değişlerini şöyle sıralayabiliriz.

AŞIK VEYSEL

1894 yılında Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde doğdu. Babası Karaca Ahmet, annesi Gülüzar Hatun' dur.

7 yaşına geldiğinde gözünün birini yakalandığı çiçek hastalığından kaybetti. Diğer gözüne perde indi. Çok geçmeden iki gözünüde kaybetti.

Oyalanması için babası Aşık Veysel'e bir saz aldı. Çamşıhlı Ali ve Molla Hüseyin adlı saz ustalarından dersler aldı. Önceleri Pir Sultan Abdal, Yunus Emre, Aşık Kerem, Aşık Erzurumlu Emrah gibi ustaların türkülerini söyledi. 1933 'te Cumhuriyetin 10. Yılı için yazdığı destanının yayınlanması ve Sivas Aşıklar Bayramındaki başarısı dikkat çekti. Ahmet Kutsi Tecer'in de yardımlarıyla Veysel kırk yaşından sonra kendi eserlerini vermeye başladı. Çeşitli Köy Enstitülerinde saz öğretmenliği yaptı. Aşık Veysel, İki kez evlendi. İki oğul, dört kız babasıdır. Şiirlerinde yurt sevgisi, kardeşlik, birlik ve okuma sevgisi işledi. 21 Mart 1973 tarihinde "Sadık Yarım" dediği kara toprakla kucaklaştı.

Sivas Mutfağı Yemekleri

İl mutfağı tarım ürünlerine dayanmaktadır. Harman sonunda (sonbahar) kışlık yiyecek hazırlıkları başlar. Un öğütme, bulgur dövme, çekme, erişte, kadayıf, salça yapımı, sebze kurutma, etlik kesimi bunların başlıcalarıdır.

Yöre yemekleri daha çok unlulara dayanmaktadır. Keş, peskütan, çökelek, süt ürünlerinden hazırlanan yiyeceklerdendir. Yöre yemekleri genellikle kırsal kesimlerde yazları ayranlı, pancarlı çorba, madımak, evelik, düğücek aşı gibi yemekler yapılır. Kışları ise tırhıt, sübüra, kelecoş, tarhana, içli köfte, hingel gibi hamurlu yemekler yenmektedir. Kentte genellikle sebze yemekleri yapılmaktadır. Sivas kebabı ünlüdür.

Tandırda kül çöreği, fotla, patates yada peynirle yapılan kömbe, kete, lavaş yörede yaygın ekmek çeşitlerindendir.

Sivas Yöresel Sözlük

Sivas ağazı, sivas yöresel kelime ve ifadeleri:

Abrası olmak : Bir sıkıntının üstüne sıkıntı gelmek

Ağartı : Süt, yoğurt gibi yiyecekler

Ağlenmek : Araba için: durmak, eğlenmek

Aleşmek : Bir yerde oturmak, yerleşmek, durmak

Ahıldane : Herkese akıl veren, bilgiçlik satan

Ahraz : Dilsiz

Aktarmak : Sacın üzerinde yufkayı döndermek, pişirmek

Alayı : Hepsi, tümü

Al karısı : Lohusalara geldiğine inanılan efsanevi yaratık

Anışdırmak : Anlaşılması için dolaylı yoldan hatırlatmak

Arık : Zayıf

Arlanmak : Utanmak

Atlı : Edepsiz

Avgun : Su taksimatının yapıldığı oyuk taş

Avkalamak : Elleri ile sarsmak

Avuz : Memeli hayvanın doğum sonrası ilk sütü

Ayıtlamak : Ayıklamak

Aynı gelmek : Mektubun cevabı gelmek

Ayrıksı : Uyumsuz

Azınsımak : Az bulmak, yeterli bulmamak

Babalanmak : Zıkkımlanmak anlamında yemek

Bacılık : Ahret kardeşliği

Bad : İnce bulgurla yapılan etli dolma içi

Bağdaş kurmak : Bacaklarını dizden bükerek altına alıp oturmak

Batal : İri, büyük

Bayah, bayahtan : Az önce, demin

Bekitmek : Sağlamlaştırmak, tutturmak

Beslek : Hizmetçi, besleme

Bezirgân pilavı : İçine soğan, yağ, kıyma konularak yapılan bulgur pilavı

Bezmek : Usanmak

Belemek : Çocuğu kundaklamak

Bıldır : Geçen yıl

Bibi : Hala

Bir cimcik : Bir fiske tuz için kullanılır. Çok ufak tefek insana da denir.

Bir goşam : İki avuç dolusu

Bişgel : Çabuk pişen yiyecek veya iyi pişmiş yemek

Bişirim : Pişirim. Pişirmelik kadar olan, bir pişirim gibi

Bun : Bunalma hali, sıkıntı

Burunlamak : Kıymet vermemek

Büngüldemek : Kaynamak

Cambaz : Hayvan alıp satan kimse

Camuz : Manda

Can leğeni : İçinde ölü yemeği yapılan büyük leğen

Cazı : Suratsız, geçimsiz ve kötülük yapan kadın

Ceht : Bir şeyi yapmaya kararlı olma

Cingan : çingene

Ciyiş : Yakın akraba veya komşu yaşlı kadın

Cıbır : Yoksul, parasız

Culuk : Hindi

Cücük : Civciv

Çalınmak : Bir şeyi etrafta acele ile aramak

Çeç : Savrulan samandan ayrılmış buğday yığını

Çecik : Tülbenti başın etrafına sararak bağlama tarzı

Çemkürmek :Azarlamak, saygısız konuşmak. Küçük köpeğin havlaması

Çemrenmek : Paçaları sıvamak

Çepük : Alkış

Çelpeşük : Çalpak iş, karışık, dolaşık

Çevrüntü : Elekte ortada toplanan ot tohumu, saman ve toprak

Çığırmak : Çağırmak, türkü söylemek

Çığrık : Çıkrık, eskiden yün eğirmek için kullanılan araç.

Çıngı : Kıvılcım

Çıtlatmak : Bir şeyi üstü kapalı anlatmaya çalışmak.

Çimmek : Yıkanmak

Çir : Ekşi kaysı kurusu

Çor : Hastalık, dert

Çöçelenmek : Konuşamamak, bir iş yapamamak

Çöğlenmek : Bir tarafı eğilip devrilmek

Çördük : Küçük yabani armut

Çullu : Varlıklı

Çulsuz : Fakir, berduş

Dadanmak : Alışmak

Dalamuk : İnce yapılı, narin

Darazımak : Elbisenin dikiş yerinden eskiyerek incelmesi ve açılması

Darıkmak : Darda kalmak

Dartılmak : Kibirlenmek. Dartıla dartıla iş görmek: Yavaş ve salınarak iş görmek

Dayak : Destek

Deli depek : Dengesiz insan

Dene : Dane, buğday

Depme : Yünden dokunmuş büyük un çuvalı

Devlik görmek : Kış hazırlığı yapmak

Devrisi gün : Ertesi gün

Dındıklamak : Fazla incelemek

Dilmek : İnce doğramak

Dinelmek : Ayakta durmak

Dingildemek : Oynamak

Dirliksiz : Geçimsiz

Dolak : Başa veya dize dolanan uzun yün örgüsü.

Donak : Giyim, kuşam, süs

Donanmak : Giyinmek

Döşürmek : Toplamak

Döşürüksüz : Tertipsiz, iş bilmeyen kadın

Dulda : Güneş ve rüzgâr etkisinden korunan yer

Duluk : Yanak

Düğülcek : Bulgurun en ince kısmı. Çorbası yapılır

Düremeç : Ekmek arasına peynirvb. Konularak hazırlanan yiyecek

Düve : Bir yaşındaki inek

Düven : Döğen. Biçilmiş ekinleri sürmek için kullanılan altına çakmak taşları konulmuş ve öküzler tarafından çekilen tahta.

Düzayak : Merdiveni olmayan, bir katlı ev.

Eccük : Azıcık

Eğin : Sırt

Eke toka : Bilmiş, büyümüş

Ekis nükte yapmak : Alaycı ve kırıcı konuşmak

Eksük görmek : Evin ihtiyacını veya evlenecek kızın ihtiyacını almak

Ekti oğlak : Anası ölen yavru başka bir hayvana alıştırılırsa bu yavruya denir.

Elçim : Yün tararken, bir taramalık için ele alınan yün.

Elleşmek : İlişmek

Em : Merhem, ilaç

Eme : Babanın kız kardeşi

Emiceklik vermek : Umut vermek, güvendirmek

Evme : Acele etmek

Erinmek : Üşenmek

Farfara : Çok konuşan, ağzı kalabalık

Fing atmak : Ordan oraya durmadan gitmek

Firik : Sapıyla yakılan Buğday başağının pişen daneleri

Farımak : Yaşlanmak, kocamak

Fetil : Taze yemek için yapılan kalın yufka ekmeği

Gabala : Toptan

Gadinge : Yenge. Amca, dayı veya yakınların eşleri

Gamga : Odun parçası.

Garametli : Talihsiz, kadersiz

Geçmiş : ihtiyarlamış, kocamış. Helva için: fazla kavrulmuş

Gelberi : Tandırdan kül çekmeye yarayan demirden alet

Gejgere : İki kollu küçük sedye

Gevşemek : Geviş getirmek

Gicişmek : Kaşınmak

Gıdik : Keçi yavrusu

Gılik : Ortası delik ekmek

Görümcağız : Küçük görümce

Gursaklı : Kursaklı, izzet-i nefisli, gururlu

Gübür : Çöp, pislik

Gümen : Şüphe, bilinmeyen

Gümenli : Hamile

Güvermek : Otlar için: yeşermek. Bir yere çarpma sonucu vücudun morarması

Güvertme : Ufak çocuklarda çıkan küçük çıban

Harar : Yünden dokunmuş çuval

Hasput : Kağnı tekeri

Hasuda : Aside. Un, yağ, şeker ve su ile yapılan hafif bir tatlı

Havflenmek : Korkmak

Hayvah : Eyvah

Hedik : Haşlanmış buğday. Diş hediği: Diş buğdayı

Helki : Su kovası

Herslenmek : Hırslanmak, kızmak

Hırtlak : Gırtlak

Hızan : Yoksul

Horam : Bir elin kavrayacağı ot

Hozan : Ekin biçildikten sonra tarlada kalan kısmı

Ihmak : Çökmek

Ismarıç : Başkası için alınacak şey, sipariş

İki tek : Az

İleğen : Leğen

İndiriş etmemek : Tenezzül etmemek

İskemi : Sandalye

İşkillenmek : Şüphelenmek

İşmar : Göz kırpma, işaret

İt dirseği : Arpacık

Ivga vermek : Kışkırtmak

İyeşmek : Sürtüşmek, zıt gitmek

Kanatlı : Evin iki yana açılan sokak kapısı

Kanayak : Kadın

Kanlı : Katil

Karış : Beddua

Karmak : Arkasından konuşmak

Kârınsıma : Kâr sayma

Katık : Ayran

Kavramak : El ile ekin yolmak

Kavum hısım : Akrabalar

Kavurma herlesi : Unu yağda hafif kavurup, tuz ve su konularak yapılan çorba

Kaygana : Koyuca yapılan yumurta herlesinin yağda kızartılmasıyla hazırlanan yiyecek

Keçe delen : Çok kuvvetli ve devamlı yağan yağmur

Kehle : Bit

Kelecoş : Peskütan ile yapılan bir çeşit koyuca çorba

Kelik : Eski ayakkabı

Kemçük : Dişsiz

Kenger : Sütünden sakız yapılan ot

Kesek : Tarlada iri ve sert olan toprak parçası

Kesmük : Savurma sırasında buğdayla karışık olan saman

Keşik : Sıra

Kete : İçine kavrulmuş un konularak yapılan yağlı börek

Kıyımsız : Cimri

Kızıllanmak : Kıskanmak

Kızı olacağı : Üvey kızı

Kivra : Kirve, sünnet babası

Kor (Kör) : Çukur, mezar

Kömbe : Eskiden külde pişirilen yağlı kalın çörek

Köp : Kağnının, öküzlerin kuyruklarının altına gelen kısmı

Köremez : Süt yoğurt karışımı bir yiyecek

Kötülemek : Sağlığı bozulmak, hastalanmak

Közlemek : Ateşte kızartmak

Kurcalamak : Karıştırmak

Kuşhana : Ağzı kapaklı, büyük bakır sahan

Küflet : Ev halkı, külfet

Kürük : Eşek yavrusu

Mahana : Bahane

Malamat : Etrafa rezil olmak

Mısmıl : İyi, temiz

Mundar : Murdar. Pis, temiz olmayan

Mundar etmek : Bir şeyi ziyan etmek, bozmak

Müzevir : Fitneci

Nâlet : Lânet

Natır : Kadınlar hamamında hizmet eden kadın görevli

Nekes : Cimri

Nemârek : Neyime gerek

Nemrut : Asık suratlı, çehresiz

Nörüyon : Ne (iş) görüyorsun? Ne yapıyorsun?

Onmak : İyi gün görmek, mutlu ve zengin olmak.

Ovmaç : Yufka ekmeğin parçalanmasıyla yapılan yağlı yemek

Oynaş : Dost

Öcbelemek : Israr etmek, üstüne düşmek

Öndüç : Ödünç

Özelemek : Yoğurdu karıştırarak ezmek

Partalcı : Palavracı

Pehli : Eti kızartılarak yapılan patlıcan yemeği

Pepe : Kekeme

Peskütan : Yoğurdun az un ile pişirilmesiyle hazırlanan kışlık yiyecek Pıskırık : Aksırık

Pin : Kümes

Puhari : Baca

Rapata : Tandıra hamur yapıştırmaya yarayan tutacak

Sâbi : Küçük çocuk

Seğirtmek : Koşmak

Seyip : Başıboş

Sınamak : Denemek

Sınıkçı : Kırık, çıkıkçı

Sınmak : Kırmak

Sille : Tokat

Sitil : Kova

Soharıç : Soğan, yağ ve kıymanın beraber kavrulmuş şekli

Sohum : Lokma. ağza sokulan ekmek parçası

Sokranmak : Söylenmek

Sorutmak : Ayakta durmak

Sünmek : Uzamak

Süyem : Baş parmak ile, işaret parmağı arasındaki uzunluk

Şeremet : Eline çabuk

Şire : Şıra. Tatlılara ekilen şerbet

Şişek : Yaşına değmiş dişi koyun

Şişmek : Şımarmak

Taze gelin : Yeni gelin

Tirit : Yemeğin yağlı suyu

Tohma : Karın şişiren, rahatsızlık veren yemek

Tokaç : Yün, halı ve kilim yıkamak için kullanılan, bir ucu yassı tahta Toklu : Yaşına değmiş erkek koyun

Tökezimek : Bir yere ayağı takılmak

Tummak : Suya batmak

Tutam : Bir elle tutulan kadar

Tutmaç : Kesilmiş hamur, mercimek ve yoğurtla yapılan çorba

Ucun ucun : Azar azar

Uğmaç : Ekmek ovularak yapılan yiyecek

Uğundurma tutturmak : Birini aç bırakmak

Umma : Lohusaların göğüslerinin şişmesi

Urum : Anadolu

Uruplağ : Eski bir tahıl ölçüsü. (Arpa için yaklaşık 13 kg. Buğday için 16 kg

Üğürlenmek : Kendi kendine söylenerek nazla sallanmak

Üleş : Leş

Ürümek : Havlamak

Variyetli : Zengin, varlığı yerinde olan

Vergili : Evlenmek üzere sözü verilmiş kız

Yağarnı : Sırt

Yahşi : İyi, güzel

Yal : Köpek yiyeceği

Yarımağız : isteksiz

Yarımlağ : Yarım uruplağ

Yaşmak çalmak : Ağzı örtecek şekilde baş bağlamak

Yavan : Yağsız, tatsız, tuzsuz

Yayan : Yürüyerek

Yeğnik : Hafif

Yekinmek : Birden kalkmak

Yemeni : Deriden yapılan hafif ayakkabı

Yeygü : Hayvan yiyeceği

Yoğşumak : Hamurun açılacak kıvama gelmesi

Yumak : Yıkamak

Yumuş : Emir

Yük kemeri : Yüklük. Yatak yorgan konan dolap

Yüz yavuncusu : yüze gülen

Zelve : Öküzün boyunduruğunun çıkmaması için takılan eğri deynek Zerze : Halkalı kapı demiri

Zilingir : Uykusunu alamamış

Zürriyet : Döl, soy.

Sivas Yöresel İfadeler

Bu kısımda Sivas yöresine ait yeminler, dualar, beddualar, atasözleri, bilmeceler ve deyimler yer alıyor.

Yeminler

1- İnandırmak için;

- Ekmek çarpsın ki

- Işığa kör bakayım ki

- İki gözüm çıksın

- Kur’an’a el basayım

- İki gözün önüme aksın

- Mus’ab çarpsınki

- Yavrumun hayrını görmeyeyim

- Falanca ile zina edeyim

- Eve gitmek nasip olmasın

2- Sır Almak için;

- Allahını seversen

- Allah aşkına

- Peygamberin hakkına

- Allah lillah aşkına

- Allahını seversen söyle

- Sevdiğinin başı için

- Sevdiklerine kavuşmayasın

- Babanın canı ananın başı için

- Benim hatırım için

3- Sır Verdirmemek için;

- Çocuklarının ölüsünü öpesin

- Oğlunun kızının ölüsünü öpesin

- Ölmüşlerinin etini yiyesin

- Kıldığın tuttuğun elin olsun

Dua-Beddualar

Dualarımız:

- Allah seni yüzseksenbeş yaşına kadar kocaltsın. (Musa Peygamberin 185 yaşında öldüğüne inanılır.)

- Son beşiğim altın eşiğim.

- Allah İmandan kur’an’dan ayırmasın

- Allah ne muradın varsa onu versin.

- Allah görünmez kazalardan esirgesin.

- Allah tuttuğunu altın etsin.

- Sofrana Halil İbrahim bereketi dolsun.

- Yerin durağın cennet olsun.

- Kötü talih kapını çalmasın inşallah.

- Hızır yoldaşın olsun.

Beddualarımız:

- Allah seni yok eder inşallah

- Allah seni yerin dibine sokar inşallah

- Allah karaltını kaldırır inşallah

- Allah cızırtını vere

- Atlar kuyruğunda gidesin inşallah

- Ölmeyesinde sürüm sürüm sürünesin

- Babasının gözünü yılanlar vura

- Boynu altında kalsın

- Anan baban derine gide

- Boyu devrilesica

- Çatında budunda kala inşallah

- Doğmaz olaydın

- Eskin eskine kalmaz inşallah

- Karaltın kalkar inşallah

- Gidişin ola da dönüşün olmaya

- Son gittiğin olur inşallah

- Ömrün kesilasıca

- Yerde yaşayasıca

- Yerde oturasıca

- Oyunun ola koyunun olmaya

- Koyunun ola konun (ağıl) olmaya

- Konun ola da koyunun olmaya

- Allah tavuğumu çalının çırnağı gözüne batsın, tüyü yüzünde bitsin

- Allah belanı versin

- Allah canın alsın

- Ocağın sönsün

- Adı bilinmedik derde düşesin

- Gidişin olsunda gelişin olmasın

- Her nefesde döşünden sızı gelsin

- Aşından ekmek çıksın

- İyi nimetlere perhiz tutasın

- Yavrunu bağrına bastığın zaman kuçağında taş göresin

- Damı çökesice

- Ocağı batasıca

- Bugünler de mazarını kazsınlar

- Döşekte uzanıp ölmeyesin

- Kazancın ilaçlara yetmesin

- Ömrün uzun olsun dert ile yaşa

Ayrıca beddua görünümünde olup da beddua olmayan sözlerde vardır.

Bunlara ters beddua denilmektedir. Şöyle ki ;

- Çekilsin damarın kanın kurusun

- Yastık yoldaşınla ihtiyar olma

- Davulu önünde gidasıca

- Cuma günü ölesıce

- Allah cezanı alsın

- Ölü kargalar gözünü oysun

- Göçmüş duvar üstüne yıkılsın

- Susuz, derelerde boğulasın

Deyimler

Acısını çıkarmak

Adamlığı öğrenmek.

Ağırdan almak

Ağzını toplamak.

Aklına koymak

Ayakkabı dar olunca, dünya geniş olmuş, ne fayda?

Bit yeniği

Burnu sürtülmek

Cereme çekmek.

Çırasını yakmak.

Çizme rafa çıkmış ama, ne muştalar yemiş.

Dâvâ çalmak

Değirmen sele gitmiş sen şakşağını arıyorsun.

Eliyle etmek

Eşeğe gücü yetmez, palanını (semerini) döver.

Ezel yemez idim bal ile kaymak şimdi tablalardan keşkapan oldum.

Gafil avlanmak

Gelin oyunu sever, düğün mahana (bahane).

Gelin de severdi gülüp oynamayı bahtından güvey de çalgıcı çıktı.

Gönlü olmak

Günahını almak

Hatır yıkmak

İçi açılmak

İflahı kesilmek

İnadım inat, kör Murat.

İssisi (sahibi) veriyor da tellalı vermiyor.

Karış vermek: (Beddua etmek)

Kirli çıkı

Küsen yatağını ayrı sersin.

Lokman Hekim gelse çare bulunmaz.

Mescidin içi dururken dışı haramdır.

Nefis körlemek

Nuh der peygamber demez.

Ocağı kül olmak

Ölür müsün, öldürür müsün ?

Para delisi

Püsküllü belâ

Sarmısağı gelin etmişler kırk gün kokusu çıkmamış

Sulu göz

Surat etmek

Şafak attı

Şeytan kulağına kurşun

Taşa tutmak

Un ufak etmek

Üst başa geçmek

Vergili el

Verip veriştirmek

Vursan ölür, vurmasan kısmetini elinden alır.

Yağlı ballı olmak

Yan çizmek

Yedi canlı

Yüze gülmek

Bilmeceler

Alaca karga, bulaca karga, içi dolu kavurga ? (nar)

Altı odunluk, üstü unluk ? (iğde)

Anası su, babası taş, yedi âleme baş ? (tuz)

Avcuma sığar, ambara sığmaz ? (övendire)

Bahası büyük, yükü yeğnik ? (altın)

Bir küçücük fıçım var, iki türlü su yutar ? (yumurta)

Bir tencerem var kapaklı, etrafı saçaklı ? (göz)

Bir yorganım var, toprağı tutar denizi tutmaz ? (kar)

Burdan attım kılıcı, halep’te oynar bir ucu ? (şimşek)

Çalı dibinde mum yanar ? (tavşan)

Çıt demeden çalıya geçti ? (güneş ışığı)

Dağ başında kara papak. (keçi)

Elemez melemez, ocak başına gelemez, gelse de duramaz ? (yağ)

Etten kantar, altın tartar ? (kulak-küpe)

Ey milidi milidi, dış kapının kilidi, yatsıdan sonra bize gelen kim idi ? (uyku)

Ey yurtlar yüce yurtlar, yusuf’u yiyen kurtlar, tırnağından su içer, tepesinden yumurtlar ? (buğday)

İki küçük mil taşı, dolanır dağı taşı ? (göz)

Kabuğu var içi yok, sopa yer suçu yok ? (davul)

Kat kattır ama katmer değil, kırmızıdır ama elma değil, yenir ama meyva değil? (soğan)

Kokusu var gül değil, toz gibi ama kül değil, dağı taşı devirir dev değil ? (barut)

Oniki oğlu, dört kızı var ? (yıl)

Uçar kuş değil, karadır taş değil ? (tıstan böceği)

Dağda tapılar

suda çıpılar

arşın ayaklı

burma bıyıklı ? (balta, balık, leylek, tavşan)

Kuyu, kuyunun içinde suyu

suyunun içinde yılan

yılanın ağzında mercan ? (gazlambası, gazyağı, fitil, ateş)

Keser sapı

kol, el, parmak, tırnaklar.)

Gara dağ

Gara dağın altında kalem dağ

Kalem dağın altında ışıldar

Işıldarın altında mışıldar

Mışıldarın altında bir torba kıl ?

(saç, baş, göz, burun, bıyık, sakal)

Ata Sözleri

Acı (yiti) sirke küpüne zarar verir.

Bakan göze yasak olmaz.

Çıkacak cana ceza olmaz.

Dağ dağ üstünde olur, ev ev üstünde olmaz. (iki aile bir arada barınamaz)

Deli dağdan, aşık sudan, akıllı yeşillikten hoşlanır.

Eken biçer, konan göçer, cennetin kapısını cömertler açar.

El karnı ağrıyınca kara donu giydirir.

El yumruğunu bilmeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanır.

En kötü koca bir dağdan iyi gölge verir.

Gavur içinde din artmaz, yoksul içinde mal artmaz.

Gönül halden bilmez, Erciyes’ten kar ister.

Gurbette öğünmekle hamamda türkü söylemek kolaydır.

Hak doğrunun yardımcısıdır, arşa çıkıncaya kadar.

Hançer yarası geçer de dil yarası geçmez.

Huylu huyundan vazgeçmez, ya öle, ya gebere.

İşine (sanatına) hor bakan, boğazına torba takar.

İtinen (itle) yatan bitle kalkar.

Kadındır adamı deli eder, kadındır deliyi adam eder.

Kadının yüklendiği göç şuraya varmaz.

Kaynanalı gelin hatun gelin, kaynanasız gelin natır gelin (dir).

Kel ölür sırma saçlı, kör ölür badem gözlü (olur).

Kılıç kınını kesmez.

Leyleğin ömrü lak lakla geçer.

Mal biter malamatlık bitmez.

Mart ayı dert ayı (dır).

Meyvalı ağacı taşlarlar.

Nasibi kesilen itin kurban bayramı arifesinde ayağı kırılır.

Ne ekersen onu biçersin

Nerde kazan kaynar orda maymun oynar.

Oğlan anasını, inek danasını bilir.

Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar.

Paralı adamdan dağlar da korkar.

Rahat koyun yerinden oynamaz.

Rüzgâr eken fırtına biçer.

Saç sefadan, tırnak cefadan uzar.

Sağırın oğlu ağlamaz.

Su aktığı yere yine akar

Şalgam suya düşünce yağ oldum sanır.

Toprağı işleyen, ekmeği dişler.

Yenenle yanana dağ bile dayanmaz.

Zülm ile âbâd olanın, ömrü berbat olur.

Ağustostan sonra ekilen darıdan

Bal vermeyen arıdan

Kocasından sonra kalkan karıdan

Haram kazanılan paradan

Kimseye hayır gelmez

Allahümme ferden

Sakın kelden körden

İlle topaldan ille topaldan

Altundan kupa olsa, susuz çeşmeden dolmaz

Yiğit ne kadar mert olsa, düşenin dostu olmaz

Ananın ilki olmaktansa dağlarda tilki ol.

Aslı paktan kemlik gelmez şek

Katıra güvenme babası eşek

Ayağını sıcak tut başını serin

Kendine bir iş tut düşünme derin.

Deh demeden giden at

Buyurmadan gören evlat

Eve girince gülen avrat

Gir oyna çok oyna.

Deh demeden gitmeyen at

Buyurmadan görmeyen evlat

Eve girince gülmeyen avrat

Gir ağla, çık ağla.

Dostun sofrasında ben yemem deme, elin gitsin gelsin yemesen de.

Dur dur durmuşa var

Askerden gelmişe var

Karısı ölene var

Kıymetini bilene var (Kıymetini bilenle evlen)

El oğlu hilebazdır kimse bilmez fendini

Her kime iyilik edersen sakın ondan kendini.

Ev yapayım dersen himinden (temelinden) başla

Zengin olayım dersen durmadan işle

Fakir olayım dersen uykuya başla

Uyku seni bir kenara götürür.

Geçme muhannet köprüsünden koy aparsın su seni

Yatma tilki gölgesinde koy yesin aslan seni.

Irmak kenarında ev yapma sel için

Dağ başında harman yapma yel için

Kocalıkta genç karı alma el için.

Önce deveni bağla, sonra tevekkül et.

Sev seni seveni, yer ile yeksân ise

Sevme seni sevmeyeni Mısır’a sultan ise

Söz bilirsen söyle ibret alsınlar

Söz bilmezsen sus ki adam sansınlar.

Tarlada ekinim var deme ambara girmeyince

Hayırlı evladım var deme el koynuna girmeyince

Sadık dostum var deme başına bir hal gelmeyince

Vefakâr karım var deme yok gününü görmeyince

Unu eleyene, kızı dileyene vermeli

Üzümünü ye, bağını sorma

Yolcu isen er (erken) git

Borçlu isen ver git

Rençber isen herk et (toprak işle)

Atalar sözü yerde kalmaz

Ata dostu oğula mirastır

Alışveriş güldür, çabuk solar

Başın (canın) sağlığı, dünya varlığı

Büyük evin nimeti, küçük evin ziyneti

Ev sahibinin aşına değil, kaşına bakılır

Ustasız zenaat haramdır

Her adam bir olmaz, her çiçek gül olmaz

İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı

İnsanı bir gemi

Akıl dümeni

Fikir yelkeni

Kullan kendini

Göreyim

Kanma kötü sözüne bilse

İyisini söyler

Ağarmadık saç, ağrımadık baş olmaz

Ağır taş yerinden kalkmaz, yuvarlanan taş yosun tutmaz

Ağızdan burun yakın, kardeşten karın yakın (karın:insanın kendi, nefsi)

Ev sahibinin nefesi eve direktir

Ev dediğin evrendir, ucu dönmez kervandır

Alma mazlumun ahını, gökten indirir şahini

Ana baba ne demek bal ile kaymak yemek

Kardeş kardeşi atmış, yar başında tutmuş

Ar gitti Mısır’a, namus da ardı sıra

Kağnı gider de Kayış ne çeker

Araba devrilince yol gösteren çok olur

Bana benden olur her ne olursa, başım rahat bulur dilim durursa

Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz ovada yolunu şaşırır

Kaynak: http://www.sivasbulteni.com/sivasin-kulturu-1810h.htm

Sivas'ın tarihçesi

Sivas Anadolu'nun en eski yerleşimlerinden biridir. İlk yerleşim Cilalı Taş Devri'ne (MÖ 8000-5500) uzanır; Maltepe Höyüğü kazıları yerleşimin MÖ 2600'lerden 2000'lere kadar kesintisiz sürdüğünü gösterir. Eski adları Sebastea, Sebasteia ve Samassia'dır.

Şehir sırasıyla Hititler, Medler, Persler, Makedonya ve Roma egemenliğine girmiştir. Malazgirt Zaferi'nden kısa süre sonra Türk egemenliğine geçmiş, 1174'te Selçuklu sınırlarına katılmıştır. İbn Battuta, 14. yüzyılın ilk yarısında Sivas'ı İlhanlıların Anadolu'daki en büyük şehri olarak tanımlamıştır. 1400 yazında Timur şehri ele geçirmiş ve surları yıktırmıştır.

Osmanlı döneminde eyalet merkezi olmuş, 1863'te Sivas vilayeti kurulmuştur. Mustafa Kemal Paşa 4 Eylül 1919'da Sivas Erkek Lisesi'nde Sivas Kongresi'ni toplamış; kongrede hiçbir ülkenin manda ve himayesinin kabul edilmeyeceği kararı alınmıştır.

Sivas'a ulaşım

Sivas'a nasıl gidilir diye merak edenler için; Sivas'a ulaşmanın birçok alternatifi bulunmaktadır. Şehre, kara yolu, hava yolu ve demir yolu ile ulaşmak mümkündür. Sivas'ın Türkiye'de tüm illerle karayolu bağlantısı mevcuttur. Ülke genelindeki hemen her ilden otobüs firmaları Sivas'a gün aşırı seferler düzenlemektedir. Sivas merkezden ilçelere ulaşım ise otogarın yakınında bulunan ilçe ve köy garajından sağlanmaktadır.

Sivas - Ankara arası 441 kilometre, Sivas - İstanbul arası 892 kilometre, Sivas Antalya arası 836 kilometre, Sivas - İzmir arası 1023 kilometre, Sivas - Adana arası 501 kilometre, Sivas - Mersin arası 518 kilometre, Sivas - Bursa arası 821 kilometre, Sivas - Malatya arası 247 kilometre, Sivas - Kars arası 645 kilometre, Sivas - Diyarbakır arası 480 kilometredir.
Sivas'a demir yolu ulaşımı ise Sivas Tren Garı üzerinden sağlanmaktadır.

Sivas'tan her gün Ankara, İstanbul, Kayseri ve Kars gibi büyük şehirlere tren seferleri yapılmaktadır. Sivas'a hava yolu ile ulaşım ise Sivas Nuri Demirağ Havalimanı ile sağlanmaktadır. Uçak firmasının hemen her gün Sivas'a düzenlediği uçuş seferleri bulunmaktadır.

Sivas'ın ilçeleri

  • Akıncılar
  • Altınyayla
  • Divriği
  • Doğanşar
  • Gemerek
  • Gölova
  • Gürün
  • Hafik
  • İmranlı
  • Kangal
  • Koyulhisar
  • Merkez
  • Suşehri
  • Şarkışla
  • Ulaş
  • Yıldızeli
  • Zara

Sivas'ın ekonomisi

Sivas ekonomisinde tarım ve sanayi ilk sırada gelir; ardından ticaret ile ulaştırma ve haberleşme yer alır. Üretimde buğday, arpa, çavdar, ay çekirdeği, patates ve şeker pancarı en büyük payı alır. Türkiye'nin en büyük linyit işletmesi de Sivas'tadır.

Şehir demiryolunda önemli bir kavşaktır. 1939'da kurulan TÜDEMSAŞ en büyük ve eski endüstri kompleksidir; 1938'de temeli atılan çimento fabrikası 1943'te hizmete girmiştir.

Merkez 1. Organize Sanayi Bölgesi'nde yaklaşık 260 fabrikada 10.000'den fazla kişi çalışır.

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…

    Sivas hakkında yorum yazın

    Hesap gerekmez. Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır. E-posta adresi istemiyoruz.

    0 / 2000