İçeriğe geç
Uşak’ta tarihî bir konak

Uşak

  • Ege Bölgesi

Uşak Hakkında

Ege ve Anadolu’nun birbirine bağlandığı noktada konumlanan Uşak, antik dönemlerden itibaren yerleşim için gözde olan şehirlerdendir ve M.Ö. 4000li yıllara kadar varan izlere rastlanmaktadır. Antik dönemde Temenothytia olarak anılan şehir tarih boyunca pek çok uygarlık tarafından yerleşke olarak tercih edilmiştir. Heraklilerden Aristomakhos’un oğlu Temenos’un adıyla anılan şehre özellikle bronz çağında çok fazla yerleşimin yapıldığı bilinmektedir. M.Ö. 2000’de Anadolu’daki siyasi birliği sağlamayı başaran Hititlerin, M.Ö. 1000 yılında ise Friglerin batıdaki sınırında bulunan il, çevresindeki bu çok kültürlülükte özellikle İon kültürünün etkisinde kalmıştır.

M.Ö 7. yüzyıla gelindiğinde ise parayı icat etmeleri ve ticarette yarattıkları etkiyle nam salmış olan Lidyalıların sınırlarına geçmiştir. Yine bu dönemde Ege bölgesini doğuya bağlayan ve tarihin en önemli ticaret yollarından biri olan “Kral Yolu” Uşak sınırlarından geçmekteydi. Lidyalıların egemenliğinin sonlanmasının ardından Perslerin hükmüne giren şehir daha sonra da tüm Anadolu gibi Büyük İskender’in hakimiyeti altına girmiştir.

Büyük İskender’in ölümünün ardından bu bölge İskender’in önemli generallerinden biri olan Antigonas’a hizmet payı olarak verilmiştir. Bir süre sonra da Bergama Krallığı’na bağlanan Uşak ve çevresi M.Ö 2. yüzyılda Roma İmparatorluğu’na geçmiş ve uzunca bir süre bu imparatorluğun sınırları içinde kalmıştır. Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılması sebebiyle de Doğu Roma sınırları içinde kalan il 12. yüzyıla kadar Bizans hakimiyetinde yaşamıştır.

1071 yılından sonra Anadolu’da güçlenmeye başlayan Selçuklular ile Bizans arasında zaman zaman el değiştiren yerleşke nihayet 1176 yılında Miryokefalon Savaşıyla beylikler dönemine kadar Selçuklulara bağlanmıştır. Beylikler Döneminde ise Germiyanoğulları Beyliği Uşak ve çevresinde hakimiyet kurmuştur. Ta ki 1391 yılında Yıldırım Beyazıt’ın beyliğin egemenliğine son vermesine kadar. Bu tarihten sonra Osmanlı himayesine giren bölge fetret devriyle beraber yeniden canlanan beyliklerden yine Germiyanoğullarına geçmiştir. En nihayetinde Germiyanoğulları Beyliği’nin son hükümdarı olan II. Yakup Bey’in isteğiyle Osmanlı İmparatorluğu’na bağlanmıştır. Şehrin kuzeybatısında yer alan ve günümüzde de varlığını sürdüren Aybey Mahallesi en eski yerleşim yeridir ve yerleşkelerin büyümesi de bu mahallenin güneyine doğru olarak şehri genişletmiştir.

Uşak, Osmanlı döneminde pek çok gezginin dikkatini çekmiştir. 17. yüzyıl bilim insanlarından biri olan Katip Çelebi Cihannüma adlı coğrafya bilgilerinin yer aldığı eserinde Uşak’tan bahseder. Eserde Uşak’tan dere içinde (günümüzde Dokuzsele Çayı) Kaleli bir kasaba olarak söz edilir. 17. yüzyılın bir diğer önemli isimlerinden olan ve hayatının elli yılından fazlasını Osmanlı topraklarını gezmekle geçiren seyyah Evliya Çelebi de Seyahatname’sinde Uşakla ilgili gözlemlerine yer vermiştir. Evliya Çelebi, Celali İsyanlarına karışan eşkıyalara karşı şehir halkı tarafından kale surlarının yeniden inşa edildiğinden ve bu bölgede ticaretin oldukça geliştiğinden bahseder. Bunlarla birlikte ticarete ve tüccarlara verilen önemin bir göstergesi olarak şehirde iki hamam, üç yüzün üzerinde dükkân ve loncalar için yapılmış bir han olduğundan da bahseder.

Şehrin adının nereden geldiğiyle ilgili çeşitli söylenceler mevcut. Uşak kelimesi Çağatay Türkçesi’nde “oğul, torun” anlamına gelmektedir. Uşak halkından bazıları arasında bu anlamı destekleyen bir söylence anlatılır. Bu söylenceye göre şehrin güneyinde bulunan Mende Köyü’nde bir bey ve oğulları vardır. O zamanlar şu an Uşak’ın bulunduğu bölge boş arazidir ve bu beyin mandırası olarak kullanılmaktadır. Bey de bu mandıraya oğullarını yerleştirmiştir. Ne zaman oğullarını görmeye bu bölgeye gidecek olsa “ben Uşşak’a gidiyorum.” Dediği için bölgenin adı uşak olarak anılmaya başlamıştır.

Arapça ’da ise uşşak kelimesi “aşıklar” anlamına gelmektedir. Halkın bir kısmına göre ise şehrin asıl anlamı budur ve nedenini sorduğunuzda ise size şu efsaneyi anlatırlar. Bu efsaneye göre de Mende Beyinin mandırası olarak kullanılan Uşak arazisinde yedi kişiden oluşan yönetici bir topluluk bulunmaktadır. Beyin yönetim işleriyle ilgilenen bu yedi kişinin her birisi kendince bir aşıktır. Kimisi sanatına aşık, kimisi yaptığı işe aşık, kimisinin yüksek maneviyatı vardır ve ruh yüceliğine aşıktır. Bu yedi aşığa sekizinci olarak da bey eklenir çünkü o da bu yedi yöneticisinin aşıklığına aşıktır. Bu hissi sebebiyle de biricik kızının bu aşıklardan birisiyle evlenmesini istemektedir. Bu durumu kızına açtığı zaman anlar ki kızı da yedi aşıktan en küçük olanına aşıktır. Böylelikle sayıları dokuza ulaşan aşıklar bu bölgede yaşamaya karar verirler ve sonunda bu bölge Uşşak yani aşıklar olarak anılmaya başlar.

Elimizde kesin bir bilgi bulunmadığından şehrin neden bu adı aldığını bilemiyoruz. Anadolu’daki yerleşkeler için önemli bir kaynak sayılan Evliya Çelebi’nin Seyahatname'sinde de kesin bir bilgi mevcut değildir. Evliya Çelebi Uşak’tan huzur dolu atmosferinden ve insanın içine işleyen doğası sebebiyle bu şehrin aşığı çoktur diye bahseder. Buradan yola çıkarak Evliya Çelebi de Arapça anlamı kabul etmiş diyebiliriz ama bu konu hakkında kesin bir bilgi yoktur.

Uşak’ın aşıklık geleneği hakkında bir efsanesi de mevcuttur. Uşak’ta çok sayıda aşık ve söz ustası yaşamıştır. Bu ustalardan birisi ise Evren Dede’dir. Uşak’ın Banaz ilçesinde yaşayan Evren Dede koruluklarda saz çalıp türküler söylemektedir. Bu aşığın ezgileri o kadar güzeldir ki duyanlar büyülenmiş gibi sese doğru koşarak Evren Dede susana kadar oradan ayrılamazlarmış. Fakat bir gün Evren Dede’nin her gün saz çaldığı korudan ses gelmez olur ve onu bir daha gören olmaz. Bölge halkına göreyse Evren Dede’nin ezgileri hala o koruda yankılanmakta ve her rüzgâr onun ezgilerini taşımaktadır.

1894 yılında şehir için büyük bir felaket olan ve tarihte “Koca Yangın” adıyla anılan yangında Aybey Mahallesi dışında şehirdeki neredeyse bütün yerleşim yanmıştır. Bu felaketten 4 yıl sonra,1898’de, şehri İzmir’e bağlayan demiryolu inşa edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Yunan kuvvetleri tarafından işgale uğrayan Uşak 1922’de geri alınmıştır. 1953 tarihine kadar Kütahya’nın ili olan Uşak, bu tarihten sonra Kütahya’dan ayrılarak il olmuştur.

Uşak denilince akla gelen şeylerden biri de dokumacılık faaliyetleridir. Halılarıyla, seccade ve battaniyeleriyle adını duyurmuştur. Kök boya kullanılarak dokunan Eşme kilimleri ise el emeğinin en güzel örneğidir. Banaz, Eşme, Karahallı, Sivaslı ve Ulubey olmak üzere 5 ilçeden oluşan bu küçük şehir sanayi faaliyetleriyle birlikte kalkınmakta, doğal ve tarihi güzellikleriyle kendisini ziyaret etmek isteyenlere samimi bir atmosfer sunmaktadır.

WhatsAppX

Uşak'ın meşhur yemekleri ve tatlıları

  • Tarhana çorbası

    Tarhana çorbası

    Uşak’ın serin ikliminde hamur daha uzun ve düşük sıcaklıkta mayalanır; tarhananın lezzetini bu yavaş mayalanma belirler. Uşak Tarhanası coğrafi işaretle tescillidir.

  • Keşkek

    Keşkek

    Uşak’ta düğün gibi özel günlerde misafirlere ikram edilen bir yemektir.

  • Katmer

    Katmer

    Özenle açılan kat kat hamurdan yapılan bir hamur işidir.

  • Döndürme böreği

    Döndürme böreği

    Ulubey'e özgü sayılan bu börek kahvaltı ve çay saatlerinin vazgeçilmezidir. İç harcı genellikle ıspanak ya da kabaktır.

  • Çömlek eti ya da çömlek kebabı

    Çömlek eti ya da çömlek kebabı

    Erkek keçi ya da koyun eti çömlekte pişirilir.

  • Alacatene

    Alacatene

    Temel malzemesi yeşil mercimek olan bir yemektir; Uşak'ta akşam yemeklerinde sık yenir.

  • Uşak usulü muska böreği

    Uşak usulü muska böreği

    Ispanaklı harç muska biçimli yufkalara sarılır.

  • Demir tatlısı

    Demir tatlısı

    Adını hamuru şekillendirmek için kullanılan demir kalıptan alır; hamur kızartılır ve şerbetlenir. Ulubey'de nişan sonrası kız evinden gönderildiği için nişan tatlısı da denir.

  • Cendere tatlısı

    Cendere tatlısı

    İçi bol cevizle doldurulan hamur rulo yapılıp iki ucundan büzülerek kıvrım verilir ve şerbetlenir.

Uşak'ta gezilecek yerler

Köklü kültürü, doğal güzellikleri, sıcakkanlı insanları ile Uşak görülmeye değer pek çok güzelliğe ev sahipliği yapıyor…

Ege bölgesindeki şehirlerimizden biri olan Uşak, binlerce yıllık bir tarihin yanı sıra pek çok doğal güzelliğe sahip olan, ülkemizin görülmeye değer kentlerinden biri. Eğer Uşak’ta bir gezi yapmayı planlıyorsanız sizin için hazırladığımız listeye bir göz atın…

Müzeler: Uşak geziniz sırasında şehir merkezinde görülecek yerler arasına müzeleri mutlaka alın. Binlerce yıllık arkeolojik buluntuların sergilendiği Uşak Arkeoloji Müzesi ve Uşak’ın köklü geleneğini daha yakından tanıyabileceğiniz Uşak Atatürk ve Etnografya Müzesi’ni gezmenizi öneriyoruz.

Örenyerleri: Uşak, Ege bölgesindeki birçok kent gibi çok köklü bir tarihe sahip. Tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Uşak’ta Blaundus Antik Kenti ve Banaz Akmonia Antik Kenti’ni gezebilir, Uşak’ın tarihinde keyifli bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

Doğal Güzellikler: Yalnızca tarihi ile değil; doğal güzellikleri ile de görülmesi gereken bir yer Uşak. Evrenli Doğal Parkı, Ilıcak Subaşı Parkı, Ulubey Kanyonu, Göğem Göleti, Takmak Göleti, Karaağaç Göleti’ni Uşak gezilecek yerler listenize mutlaka ekleyin.

Kaplıcalar: Hem sağlık hem de keyif dolu bir gezi yapacağınız Uşak kaplıcaları da Uşak’ta gezmenizi önerdiğimiz yerler arasında. Özellikle Aksaz Kaplıcası, Örencik Kaplıcası ve Hamamboğazı Kaplıcaları Uşak kaplıcaları arasında en bilinenler.

Tarihi Uşak Evleri: Uşak’ın simgelerinden biri olan ve Kültür Bakanlığı’nca koruma altına alınmış olan Uşak Tarihi Evleri şehir geziniz sırasında mutlaka görmeniz gereken bir kültür mirası. Günümüze 86 tanesi ulaşabilmiş olan Tarihi Uşak Evleri’ni Aybek Mahallesi, Karaağaç Mahallesi, Kurtuluş Mahallesi ve Işık Mahallesi’nde görebilirsiniz.

Uşak Bedesteni: Şehir merkezinde bulunan ve günümüzde Sahaflar Çarşısı olarak da bulunan Uşak Bedesteni kentte görebileceğiniz tarihi yapılardan biri. Yaklaşık 100 yıllık bir yapı olduğu tahmin edilen Uşak Bedesteni’nde gezebilir ve alışveriş yapabilirsiniz.

Uşak Gezilecek Yerler – Tarihi Yerler

Uşak Atatürk ve Etnografya Müzesi

Uşak Atatürk ve Etnografya Müzesi

Uşak’ın tarihi binalarından biri olan Kaftancızade Konağı, günümüzde Etnografya Müzesi olarak hizmet vermekte. Şehrin hem tarihi mimarisini hem de kültürel yaşantısını gözlemleyebileceğiniz konak, il merkezine bağlı olan Bozkurt Mahallesi’nde bulunuyor.

Bu yapıya Atatürk Evi de denmektedir. Bunun sebebi, Kurtuluş Savaşı’nın cereyan ettiği dönemlerde karargah binası olarak kullanılması ve Atatürk’ün bir süre burada ikamet etmiş olmasıdır. Aynı zamanda Yunan Ordusu Başkomutanı Trikopis ile Atatürk bu binada görüşmüştür. Trikopis esir düşmesine rağmen bu konakta Atatürk’ün misafiri olmuştur.

Kaftancızade Konağı, 1973 yılında kamulaştırılmış ve restore edilmiştir. 1978 yılında ise müze olarak hizmet vermeye başlamıştır.

Müzede yöresel kıyafetler, kilimler, eski silahlar ve halılar sergilenmekte. Üst katı Atatürk Müzesi olarak düzenlenmiş olup, bu katta Atatürk’ün yatak odası ve kişisel eşyaları mevcuttur.

Cimcim Çeşmesi

Uşak’ın şehir merkezinde bulunan Cimcim Çeşmesi, 1896 yılıyla tarihlendirilmektedir.

Çeşmenin kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. Yapımı sırasında kesme taş kullanılmış olup, mimari açıdan oldukça gösterişlidir. Cimcim Çeşmesi’nin her iki yüzünde basık yuvarlak silmeli kemerler görülmekte olup, çeşmenin köşe dolguları ise kabartma ay yıldız motifleri ile süslenmiş. Özellikle kıvrımlarındaki incelik, taş oyma sanatının en benzersiz örneklerinden biridir.

Cimcim Çeşmesi’nin kitabesinde şöyle yazmaktadır;
“’Toplanıp ehli mürüvvet yaptılar bu çeşmeyi
Oldu çari ab feyz harü şevrullah ile
Görmek istersen eğer dünyada ab-ı kevseri
Çeşme-i Cimcimden iç bi kâse aşkullah ile ”
Sene 1316 (1896)
.

Çeşme, şehir merkezindeki Halit Ziya İlköğretim Okulu’nun yakınında bulunuyor.

Blaundus Antik Kenti

Blaundus Antik Kenti

Uşak’ın çok eski yerleşim alanlarından biri olan Blaundus Antik Kenti, Ulubey ilçesine bağlı olan Sülümenli Köyü’nde yer almakta…

Derin bir vadiyle çevrelenmiş bir alanda bulunan Blaundus, Hellenistik dönemle tarihlendirilmektedir. Şehir merkezine yaklaşık 41 kilometre uzaklıktaki kent, özellikle Roma döneminde önemli bir yerleşim alanı olmuştur.

Blaundus Antik Kenti’ni gezerken kale, tiyatro, tapınaklar, stadyum ve kaya mezarlarına rastlamak mümkün ve hepsi yüzyıllara meydan okuyan halleriyle farklı bir döneme sürüklemeye yetiyor.

Uşak Tarihi Evleri

Uşak Tarihi Evleri

Cumhuriyetin ilk yıllarıyla tarihlendirilen Uşak’taki tarihi evlerden günümüze kadar gelen sayılı bina yapısı vardır.

Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan evleri her köşede göremeseniz de Aybek Mahallesi, Karaağaç Mahallesi, Kurtuluş Mahallesi ve Işık Mahallesi’nde rastlamak mümkündür.

Tarihi Uşak evleri genellikle iki katlı yapılara sahiptir. Birinci katları taştan olan evlerin ikinci katları ahşaptır. Şehirde sadece 86 tane kalan tarihi evler Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınmış durumda.

Uşak’ta özellikle tarihi evleri görmek için Kurtuluş, Karaağaç ve Işık mahallelerini gezebilirsiniz.

Uşak Bedesteni

Uşak’ın en sağlam bedesteni olan ve günümüzde Sahaflar Çarşısı olarak kullanılan yapı, şehrin il merkezinde bulunmakta olup, Uşak Bedesteni adıyla anılıyor.

Mendepazarı mevkiindeki Uşak Bedesteni’nin hangi yıl ve kim tarafından yapıldığı bilinmemekle birlikte, bazı kaynaklardaki bilgiye göre mimarının bir İtalyan olduğu ve yapının 1901 yılında inşa edildiği bilgisi bulunmakta… Bedestenin mimarisi dikdörtgen planlı olup, her iki ucunda da birer giriş kapısı var. Uzun bir koridora sahip ve koridorun her iki yönünde odalar sıralanmış durumda.

Uşak Bedesteni 1980 yılında büyük bir restorasyon döneminden geçerek hem onarılmış hem de yenilenmiştir ve artık Sahaflar Çarşısı olarak hizmet vermektedir.

Evrenli Doğal Parkı

Uşak-Sivaslı ilçesinde bulunan Evrenli Doğal Parkı, bölge halkının mesire yeri olarak kullandığı noktaların başında geliyor.

Park ilçe merkezine 1 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır ve asfalt bir ulaşım yoluna sahiptir. Özellikle bahar ve yaz aylarında kalabalıklaşan Evrenli Doğal Parkı yeşil bir alana hakim. Yeşilliklerin bir kısmı doğal, diğer bir kısmı ise sonradan yapılmış çam ağaçlandırmasıdır.

Ilıcak Subaşı Parkı

Uşak’ın dinlenilen, eğlenilen ve keyifli yürüyüş yapılabilen noktalarından biridir Ilıcak Subaşı Şelalesi. İzmir-Uşak çıkışında bulunan parkta piknik de yapılabiliyor.

Toplam alanı 10.000 metrekare olan parkın içerisinde futbol sahası, tenis kortları, spor tesisleri, yüzme havuzu, çocuk oyun alanları da bulunuyor. Şehir halkının sık sık geldiği ve ailelerin, arkadaş gruplarının eğlenceli vakit geçirdiği Ilıcak Subaşı Parkı, gün boyu bir an bile sıkılmaya fırsat vermeyen bir nokta… Bu özelliği sayesinde şehre gelen turistlerin de muhakkak uğradığı yerler arasında olmayı başarmıştır.

Aksaz Kaplıcası

Uşak ilinin termal su zenginliklerinden sadece biri olan Aksaz Kaplıcası, Örencik Kaplıcası’nın bulunduğu Ulubey ilçesinde yer alıyor.

İlçe merkezine 25 kilometre uzaklıktaki Aksaz Köyü’nde bulunan kaplıca, deniz seviyesinden 650 metre yükseklikte. Kaplıcanın kaynak suyu Aksaz Çayı kenarındaki bir granit kayasının dibinden kaynamaktadır. Sıcaklığı 39 derece olup, suyun içerisinde sülfat karbonatlıdır. Ağrılara, felçlilere, sancılara ve cilt rahatsızlıklarına şifa olduğu bilinmekte…

Uşak’ta termal bir bölgede birkaç gün kalmayı düşünürseniz Aksaz Kaplıcası ve Örencik Kaplıcası tercihleriniz arasında olabilir.

Örencik Kaplıcası

Ülkemizin termal su zenginliklerinin bir kısmına sahip olanUşak’ta, Örencik Kaplıcası’nın önemi büyüktür.

Yıl içerisinde birçok turiste ev sahipliği yapan Örencik Kaplıcası Uşak-İzmir karayolunun üzerinde bulunan Göre Köyü’ne yaklaşık 10 kilometre uzaklıktadır. Bölgedeki termal suyun sıcaklığı 38 derecedir ve kadın-erkek hamamları mevcuttur.

Örencik Kaplıcası’nın karaciğer, mide, ve cilt hastalıklarına iyi geldiği biliniyor.

İnay Kervansarayı

Uşak’ın tarihi kalıntılarından biri olan İnan Kervansarayı, günümüzde harap bir durumdadır.

Herhangi bir onarım ve restorasyon geçirmediği için kervansarayın sadece bir kısmı ayakta kalabilmiştir. İnay Kervansarayı, Ulubey ilçesine bağlı olan İnay Köyü’ne yer alıyor. Yapımı sırasında moloz ve kesme taş kullanıldığı görülüyor.

Bu tarihi kalıntının 13. veya 14. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmekte…

Her ne kadar çok fazla bakımsız kalmış olsa da Uşak gezinize İnay Kervansarayı’nı dahil edebilirsiniz.

Burma Camii

Uşak’ın il merkezinde Küme Mahallesi’nde bulunan Burma Camii’nin hangi yıl yapıldığı hakkında kesin bir bilgi olmamasına rağmen, Evliya Çelebi’nin Seyahatnameadlı kitabında ismi Hacı Mustafa Camii olarak geçmektedir ve yapım yılı M. 1572-1573 yılları olarak kabul edilmektedir.

Ulu Camii’nin doğusunda yer alan Burma Camii’nin yapımında moloz taş, tuğla ve beton malzeme kullanıldığı görülmekte olup, caminin özellikle minaresi dikkat çekmektedir. Minaresi burma yivli olarak inşa edilmiştir ve tek şerefelidir. Burma Camii, 1771-1772 yılları arasında tamir geçirmiş olup, 1922 yılında geçirdiği bir yangından sonra onarılmıştır. Aynı zamanda 1988 ve 2008 yıllarında da geniş çaplı bir onarım sürecinden geçmiştir.

İki kubbesi bulunan Burma Camii ibadete açıktır.

Uşak Arkeoloji Müzesi

Uşak’ın merkezine bağlı Kurtuluş Mahallesi’nde yer alan Arkeoloji Müzesi, zengin bir koleksiyona sahiptir.

Uşak’ta ilk müze fikri 1966 yılında ortaya çıkmıştır ve1970 yılında Arkeoloji Müzesi’nin açılışı yapılmıştır. Çok fazla kalıntıyı içerisinde barındıran Uşak Arkeoloji Müzesi, esasında biraz küçük bir binadır. Öyle ki müze binasının bahçesinde bile çok sayıda paha biçilemez arkeolojik parçalar sergilenmekte.

Mezar stelleri, adak stelleri ve bol miktarda heykeller görebileceğiniz Uşak Arkeoloji Müzesi’nde Tunç çağından günümüze gelen gaga ağızlı testiler ve taş baltalar da bulunmakta. Aynı zamanda Roma çağının küçük parçaları olan toprak kaplar, cam eserler de müzede mevcut.

Şehrin ilk ziyaret edilesi mekanlarından biridir Uşak Arkeoloji Müzesi. Pazartesi günleri hariç her gün 08:30-16:30 saatleri arasında müzeyi gezebilirsiniz.

Hamamboğazı Kaplıcaları

Uşak’ın termal turizm bölgesi olan Hamamboğazı Kaplıcaları, Banaz ilçesinin 7 kilometre kuzeydoğusunda bulunmaktadır.

Kaplıcaların çevresi yemyeşil çam ormanlarıyla kaplıdır ve bu bölgeye geldiğinizde mutlaka doğanın içinde yürüyüş yapmalısınız.

Hamamboğazı Kaplıcaları’nda gazoz, sarı kız ve kara kız isimleriyle bilinen üç ayrı su bulunmaktadır. Sarı kız kükürtlü ve ılık iken; kara kız orta sıcaklıktadır. Gazoz ise; kükürt, demir ve diğer şifalı madenler içerir. Kaplıca suları genellikle, kronik romatizmalara, mide, bağırsak ve karaciğer hastalıklarına iyi gelmektedir. 2004 yılından bu yana termal turizm bölgesi olarak bilinen Uşak Hamamboğazı Kaplıcaları, şifalı sularıyla, hem ruhunuzu hem de bedeninizi yenileyecek.

Kaynak: http://www.gezilebilecekyerler.com/usakta-gezilecek-yerler/

Uşak'ta kültür ve sanat

El Sanatları

Uşak Halısı : 16.yy.da uşak ve çevresinde yapılan halılarla Türk halı sanatının ikinci ve son parlak devri başlamıştır. Uşak halılarının madalyonlu ve yıldızlı olarak iki türlü halı tipi görülmektedir. Uşak halılarından en önemlilerinden biri olan madalyonlu halının boyu 10 metreye ulaşmaktadır. Bol sayıda kalmamış olan bu halılar 18.yy. ortalarına kadar devam etmiştir. Madalyonların yıldız şeklini almasından sonra yıldızlı Uşak halıları meydana gelmiştir. Avrupa’ daki müzelerde bu tip halılar çok sayıda saklanmaktadır. 16yy.sonlarında Uşak halılarının şöhreti bütün Avrupa’ya yayıldı. Asil aileler üzerlerinde kendi armaları işlenmiş Uşak halıları sipariş etmeye başlamışlardı.

Kilimcilik : Yöremizde tanınmış olan el sanatı Eşme Kilimleridir. Ancak diğer bölgelerimizde olduğu gibi Eşme Kilimleri de büyük bir değişikliğe uğramıştır. Geçmişte Eşme halkının kendi ihtiyaçları için yaptığı, bugün örnekleri camii ve mescitlerde bulunan eski kilimler, günümüzde evlerinde kullandıkları ve tüccar siparişleri ile ticari amaçla dokudukları kilimler karşılaştırıldığında, boya ve iplik kalitesi bakımından oldukça değişiklikler görülür. Eşme Kilimleri genel olarak, “ Altınbaş,Toplu-hürriyet-Albaş-Selvili Namazlağ olarak gruplandırılır. Ayrıca “ Gıcıklı dedikleri bir kilim türü de yapılmıştır. Her yıl mayıs sonunda Uluslar arası Eşme Kilim Kültür ve Sanat Festivali düzenlenmektedir.

Pamuk İpliği : Pamuk ipliği ( Kısa Elyaf) alanında başta Kaynak ve Erteks olmak üzere 16 işletme vardır Pamuk ve benzeri işletmeler ağırlıklı olarak open-end teknolojisiyle çalışmakta olup, kurulu OE, iğ sayısı 10.000’e kadar yaklaşmıştır. Yıllık üretim kapasitesi 18000 civarındadır. Genellikle 10/1-30/1 arası inceliklerde pamuk ipliği üretilmektedir.

Tekstil Terbiyesi : Pamuklu tekstil terbiyesi (kasar-boya-baskı apre) alanında dört kuruluş faaliyet göstermektedir. Yıllık işleme kapasitesi 50.000 metre civarındadır.

Yün ve Akrilik İplik Üretimi : Uşak’ta çok eski senelerden beri üretilen halının Hammaddesi yün ipliği, önceleri kirman,çıkrık ve elemle gibi basit el aletleri ve insan gücü ile imal edilmekteydi. Zamanla Avrupa’da sanayileşme hareketlerinin etkisiyle 1890-1895 yıllarında Yılancızade Kumpanyası, Hacıgedik ve Bacaloğlu Yün iplik ve mensucat fabrikaları kurulunca bu fabrikalar Uşak ve civarının uzun süre halı ipliği ihtiyacını karşılamıştır

1950 yılından sonra Yılancıoğlu fabrikasının tasfiyesi ile burada bulunan makineler diğer iş sahipleri tarafından yeni iş yerlerine monte edilmiş, İstanbul’ dan ve yurt dışından makineler getirilmiş, yurt dışında çalışan işçilerin girişimlerinin de eklenmesiyle bu sanayi kolu hızlı bir gelişme göstermiştir. Yün ipliği ağırlıklı olarak ştrayhgarn tipi olup az miktarda kammgarn tipi üretim de yapılmaktadır. Uşak, ştrayhgarn yün iplikçiliği alanın da hayli gelişmiştir. Faaliyette bulunan 275 tarakla Avrupa’nın en büyük ştrayhgarn tarak makine parkına sahiptir. Bugün Uşak’ta yün ipliği imal eden 80 civarında iplik fabrikası mevcut olup, yıllık üretim kapasitesi 40.000 ton/yıl’dır. Yıllık kapasite kullanım oranı % 50’dir. Yarı kammgarn iplik üretimi ise 7 işletmede yapılmakta, bu iplikler akrilik, trikotaj ve halı ipliği olarak tüketilmektedir. Yıllık üretim 2.500 tondur.

Elyaf ve İplik Boya : Uşak’ta 41 adet işletmede elyaf ve iplik boya yapılmaktadır. Temel olarak yün ve akrilik boyaması uygulanmaktadır. Bu işletmelerden 16 adedi yalnız boya tesisi olup diğerleri entegre tesisleridir. Boyama çoğunlukla elyaf halindedir ve yılda 15.000 ton boyama yapılmaktadır.

Elyaf Açma : Elyaf açma işlemi genellikle penye telefi değerlendirme şeklindedir. Eskiden İtalya’ya ihraç edilen penye telefleri ( Konfeksiyon, kumaş artıkları ) son yıllarda yapılan yatırımlarla Uşak’ta değerlendirilmeye başlanmıştır.

Bu yöntemle hem elyaflar tekrar değerlendirilerek ekolojik açıdan yarar sağlanmakta, hem de dahilde işlenerek katma değer elde edilmektedir. Uşak’ta elyaf açma için kullanılan 100 adet garnet makinası vardır. Bu makinalarla yılda 15.000a Adet elyaf açılarak ekonomiye geri kazandırılmaktadır. Açma elyaflar ştrayhgarn ve OE.iplik işletmelerinde kullanılmaktadır.

Diğer Tekstil Ürünleri : İlimizde son yıllarda özellikle çorap üretimi alanında önemli yatırımlar yapılmaktadır. Bunun yanında ev tekstil üretimi(nevresim,çarşaf) konfeksiyon üretimi triko kazak üretimi, yuvarlak ve çözgülü örme kumaş üretimi sayılabilir.

HALK HEKİMLİĞİ :
1. Sinirleri yatıştırmak için –Kavun
2. Kansızlığa karşı-Üzüm
3. Ateş düşürmek için –Erik
4. Soğuk algınlığı ve öksürük içir-Pişmiş Elma
5. İshal için -Muşmula
6. Sancıyı kesmek için- Kekik
7. Karın ağrısı için- Nane
8. Sıtmaya- Sarı Diken Suyu
9. Uykusuzluğun giderilmesi için (Haşhaş Kabuğu)
10. Diş sızısı için (Karanfil Suyu)

HALK VETERİNERLİĞİ :
Halkın temel geçim kaynaklarından biri olan hayvancılıkta meydana gelen hastalıklar halkın uyguladığı çeşitli yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılır.

İshal: Buna yörede “ötürük” denir. Hayvan ishal olunca dağ eriğinin kurutulmuşu kaynatılır. Hayvana içirilir. Meşe mazılarının kurutulmuşu toz haline getirilir. Çamaşır kili suda köpürtülerek hayvana içirilir.

Şap Hastalığı : Hayvan topallar yürümekte güçlük çeker tırnaklarının arasına katran çalınır. Keçi kılından yapılan bir örgü ile katran iyice sürülür.

Uyuz : Katran yağ ile karıştırılır.Ateşin üzerinde kaynatılır. Bez veya keçe ile hayvanın ağız kısımlarına, koltuk altlarına,bacak aralarına sürülür. Hayvan yıkanarak DDT’

Edebiyat (Aşık tekke edebiyatı,halk şairleri)

AHMEDİ (1334-1413)
Asıl adı Tacettin İbrahim Bin Hızır’dır.Doğum yeri Uşak’ın Sivaslı İlçesidir.

XIV. asır Anadolu Türkçesi Edebiyatının en büyük şairidir.Aynı zamanda hekim, hattat, ressam ve alim bir kişidir. Ahmedi çok sayıda kaside,gazel söyleyerek;büyük aşk ve macera hikayeleri yazarak manzum tarih ve tıp kitapları meydana getirerek,divan şiirinde nesne vadisinde ve ilim yolunda kurucu şair sıfatıyla çalışmıştır.

Eserleri :Divan sanat bakımından en kıymetli eseridir. 8000 beyiti aşan bir manzumedir.Kaside ve gazellerden oluşur. Çoğu Yıldırım’ın oğlu -Emir Süleyman adına yazılmıştır.

Ömer Bedrettin UŞAKLIGİL : (1904-1946)
1904 yılında doğan Ömer Bedrettin Cumhuriyet döneminin saygın şairlerindendir.Ününü kaynağı halk şiirinde olan lirik dizelerinden alır.Ömer Bedrettin ilk öğrenimini Uşak’ta orta öğrenimini Sivas’ta ve İstanbul’da yapmıştır.1943 yılında Büyük Millet Meclisine Millet Vekili olarak girmiş 24 Şubat 1946 yılında hayata gözlerini yummuştur.

Ömer Bedrettin memleket renklerini ve manzaralarını yansıtan duygulu, zevk, şekil, kalıp ve vezin yönlerinden sağlam şiirleriyle hecenin beş şairinden biri olarak geçmiştir.

Deniz Sarhoşları,Yayla Dumanı,Sarı Kız mermerleri isimli üç şiir kitabı vardır.

Anlatmalar (destanlar,efsaneler,halk hikayeleri,masallar,fıkralar vb.)

EFSANELER

ALİ İLE KEZBAN EFSANESİ


Bir zamanlar Uşak civarında yaşayan varlıklı bir ailenin Kezban adında bir kızı vardır.Çobanlık yapan garip Ali dağ eteklerinde sürü güderken bir gün Kezban'ı görür. Çoban Ali ondan sonra Kezban'a vurulur. Sevdasının acısıyla her gün yanık yanık kaval çalar. Kezban da her gün gelip Ali'yi dinler. Aşklarını birbirlerine söylerler. Artık dayanamaz hale gelen Ali anasına :

-'Var git ana Kezban'ı babasından iste' der.

Annesi oğlunu kıramaz varır beyin evine muradını söyler.Bey kızar. --'Oğluna söyle yüksek dağların başı dumanlı olur, baş döndürür.Başını yükseklerde gezdireceğine dağın eteklerinde sürüsünü gütsün dengini bulsun' der.

Bu hal üzerine Ali’de Kezban da derinden yaralanmışlardır. Neticede kaçmaya karar verirler gece yarısı bir pınar başında buluşurlar. Bu arada beyin adamları pusu kurmuşlardır. Orada ikisini de vururlar.

DİKİLİTAŞ EFSANESİ


Vaktiyle Uşak İlinin Banaz İlçesi yakınındaki Ayrancı Köyünde çocuklu bir kadın yaşarmış. Bu kadının evi köy dışındaki bir tarlanın ortasındaymış,tarlanın civarında tek tek evler varmış. Bir gün bu kadın yufka açıyormuş. Tam o vakit kadının çocuğu ağlamaya başlamış. Bunu gören kadın çocuğuna doğru uzanarak neden ağladığına bakmış ve çocuğunun altına pislediğini görmüş ve yerinden kalkıp bez almayı üşendiği için çocuğunun altını açtığı yufkalardan biriyle temizlemiş. Tam bu sırada annesi de çocukta oracıkta taş oluvermişler. Şimdi bu olayın geçtiği yer Dikili taş mevkii olarak bilinmektedir.

FIKRALAR

ALLAHIN İŞİ BAKKALIN TAŞI
Köylünün biri Uşak’a gitmiş.Burma Camiinin karşısındaki bakkaldan bir şeyler alacakmış.Bakkal köylünün aldıklarını kilo yerine teraziye taş koyup taşla tartıyormuş. Köylü sormuş :
-'Senin dirhemin yok mu?Neden taşla tartıyorsun' demiş.
-'Sus…sus…çarpılırsın.Allahın işine cami karşısındaki bakkalın taşına karışılmaz' demiş.

DAĞIN TAŞIN KURDUN KUŞUN KIYMETİNİ BİLELİM
Çok eski zamanlarda Yörük Uşak’a inmiş. İndiğinde Uşak’taki lokantaların çoğu kapalıymış. Nedenini sormuş:
-'Ramazan geldi' demişler.
Yörüğün ramazanla, kurbanla ilgisi yokmuş. Aç acına yaylasına geri dönmüş.
-'Amanın dostlar, yaylamızın kıymetini bilelim Uşak’a Ramazan deye biri gelmiş ortalığı kırmış geçirmiş.Açık tek bir aşçı dükkanı bulamadım.Açlıktan öldüm.Sis siz olun Ramazan gelince Uşak’a gitmeyin.Şu yaylamızdaki kurdun,kuşun,dağın,taşın kıymetini bilelim.' demiş.

VALİ BEY BENDEN SONRA GELİR


Vilayette çalışan memuru herkes tanır. Sürekli takılırlarmış. Memurda hergün bir fıkra uydururmuş. Günlerden bir gün:
-'Bu vilayette Vali bey benden sonra gelir.'demeye başlamış.

Bu sözü sabahları günaydın yerine kullanmaya başlamış. Söz sonunda Vali beyin kulağına gitmiş. Vali bey sormuş.
-'Söyle bakalım bu vilayette Validen önce kim gelir.' demiş
Memur:
-'Ben efendim' diye yanıtlamış.
Vali:
-'Ne demek o' diye sinirlenirken yanıtını da almış
-'Efendim siz saat onda, on otuzda teşrif buyurursunuz. Ben ise sizden önce saat dokuzda vilayete gelirim.' demiş.

  • Neredeyim :
  • Üst Menü
  • Kültür

Şiirler (Destanlar,türküler,maniler,tekerlemeler,ninniler,ağıtlar)

DESTANLARIMIZKURTULUŞ DESTANI
Bugün Bir Eylül
Güneş pırıl pırıl
Işık saçıyor
Kocatepe de Türkün aslanları
Destan yazıyor
Kahpe düşman
Vurgun yemiş kaçıyor
Kutluyoruz,
Kutlu olsun Bir Eylül

Süvariler
Düşmanların peşlerine takıldı
Nice!
Kol,gövde,baş,bacak
Dumlupınar ovasına saçıldı.
Atanın oğulları
Akdenize açıldı.
Kutluyoruz
Kutlu olsun Bir Eylül

Uşak’a
Askerimiz girdi giriyor
Düşman mevzileri
Birer birer eriyor
Göğem Köyünden
Düşmanların ordusu
Trikopis’i esir veriyor İkindi vaktinde
Minareler, selalarla çınlıyor
Süngü yemiş düşman iti
Köpek gibi inliyor.
Milleti ile vatanım
Atası ile diriliyor
Kutluyoruz
Kutlu olsun Bir Eylül Serçe sürüsünden,
Alay mı olur?
Bu topraklar benim.
Düşmanlara
Vatan mı olur?
Her destan yazanlar
Kemal mi olur? Şubat ’96 Kemal AKTAY
Kutluyoruz, Uşak Bl.Siv.Sav.Müdürü
Kutlu olsun Bir Eylül TÜRKÜLERİMİZ

ON YEDİ BENLİ ŞADİYE :

Ay bulutta bulutta

Mendilim kaldı dutta

Geleceksen gel gayri

On yedi benli Şadiyem

Daha gönlüm umutta

Evleri camiye yakın

Ak gülleri sen takın

Zengin kocaya vardın

On yedi benli Şadiyem

Hani gerdanında altın

Ay buluta giriyor

Gözüm yari güdüyor


Geleceksen gel gayrı

On yedi benli Şadiyem

Gençlik elden gidiyor

Aya karşı duramam

Dama kilit vuramam

Ay buluta girince

On yedi benli Şadiyem

Bağlasalar duramam

NERİMAN’IN TÜRKÜSÜ :


Yıllar önce Sivaslı İlçesinde yemyeşil gözlü,altın sarısı upuzun saçlı güzeller güzeli bir kız yaşarmış.Havacı bir üsteğmen bu kızı görmüş sevmiş ve talip olmuş.Haberler salınmış dünürler gönderilmiş.Neriman’da teğmeni beğenmiş ve nişanlanmışlar.Birbirlerini çok sevmişler.Hasretle düğün mevsimini beklerken;teğmen bir uçak kazası geçirir ve ölür.Kara haber Neriman’a tez ulaşır.Neriman’ın dünyası kararmıştır.Hayalleri ümitleri sevdiceği hepsi gitmiştir.”Gayrı bana yaşamak haram” deyip evinden çıkar gider.Sivaslı halkı Neriman’ı günlerce arar.Tam on gün sonra kullanılmayan bir kuyuda ölüsünü bulurlar.Ailesi yanıp kavrulmuştur.Tüm yöre halkı üzülmüştür.

EKİNLER EKİLİRKEN
Ekinler ekilirken
Çiziye dökülürken
Senide benden ayırdılar
Sunada boylu Neriman
Şafaklar sökülürken

Vardım pınar akmıyor
Yar yüzüme bakmıyor
Dokuz da daldan gül kopardım
Suna da boylu Neriman
Senin gibi kokmuyor

Uşak duman sis oldu
Açan güller hep soldu
Aç gözünü göreyim
Suna da boylu Neriman
Kalbim hasretle doldu.

Kaynak :Bu türkünün öyküsü ve sözleri Ali KIRHAN’dan alınmıştır.

KİREMİTTE BUZ MUSUN


Kiremitte buz musun?

Gelinmisin kız mısın?

Yarim size varıcam


Evdede yanlız mısın?

Şu binanın üst yanı

Altıda berber dükkanı

Teskereli geliyor

(Yan Osmanım yan) Hacıların Osmanı (Yan Osmanım yan)

Deniz üstünde biber

Kayıklar gelir gider

Ne mektup var ne haber

Yüreğim yanar gider (Yan Osmanım yan)

MANİLER


Ağacın dibinde yatarım

Tabancamı atarım

Beni beğenmeyen kızları

Yarım soğana satarım

Altın dişim kanamaz

Sevda bana yaramaz
Ver ana sevdiğime
Kendi düşen ağlamaz

Arabamız dört teker

Düz ovada su çeker

Konuşturmazlar yarim

Merhaba desek yeter

Banazın kavakları

Dökülür yaprakları

Kokulu güle benzer

Şu Uşağın kızları

Ben bir kuzu gördüm
Tüyünü kırmızı gördüm
Aşağı mahalleye indim
Sevdiğim kızı gördüm

Bir taş attım gediğe

Saat geldi yediye

Analar kız büyütmüş

Oğlanlara hediye

Pencereden at beni

İn aşağı tut beni

Dizlerinin üstünde

Ninni çek uyut beni

Tabağa koydum darı

Ağlarım zarı zarı

Beni Uşak’tan ayırdı

Keleter başlı karı

Zeytin kara ben kara
Zeytine vermem para
Gel yarim buluşalım
On bire çeyrek kala

Kara örgü örmezler

Bana sana vermezler

Gel yarim kaçıverem

Karanlıkta görmezler

Kara kara kazanlar

Kara yazı yazanlar

Cennet yüzü görmesin

Aramızı bozanlar

Kara koyun etli olur
Kavurması tatlı olur
Buralarda yar seven
Ölmez ama dertli olur

TEKERLEMELER


1-Hep deli hop deli bizimkilerin soyu sopu deli
2-Yumurta tık tık elinden bıktık.
3-Gulağım sağır demenim ağır ür benim koca cavır
4-Sarı öküz saza gider,boynuzu düze gider ben gızı almaya geldim.Verirseniz gıza geldim.Vermezseniz tuza geldim.Gızınıza güllü derler oğlumuza ünlü derler.
5-Çıt pıt nerden geldin ordan çık gelin saçları kıvırcık.
6-Düşün koca Musa düşün eşek alınırmı gışın onunda parası peşin

NİNNİLER
1-Uyusunda büyüsün ninni
Kuzularla büyüsün ninni
Nenni yavrum neni

Yeşil billur testin olsun
Yavrum bir Allahta senin dostun olsun
Nenni yavrum nenni uyu yavrum hu hu hu

Al telinden kurusun yelden
Baban gelcek gurbet elden
Neni yavrum neni uyu yavrum hu hu hu

Nennilerle büyüteyim
Yavrum seni nasıl uyutayım
Nennilerle uyusun nenni.
Kuzularla yürüsün nenni

2-Şu dağların eteği
Dibindedir aslan yatağı
Iramış gitmiş annesinin yolları
Nenni oğluma nenni

Merdiven indiremedim
Yönünü yöntemini döndüremedim
Ben gurbetin içinde
Yavrumu bilemedim
Nenni de oğluma nenni

UŞAK AĞZINDAN İLENMELER
Allah hekim bilmedik dertler versin
Atılıp gidesice kuduz

Canından ciğerinden yanasıca
Cehennem kazanına düşesiceler

Ekmek Hıdır’ın su Bedir’in yin yin gudurun gırannık

Naha ayıbını gara topraklar örtsün
Naha işşallah cigerin başına pelit közü yapışsın

Naha işşallah bi gızın köçek bi olun çiçek olsun
Naha işşallah kafana hırsız daşı inşin

Olmalara gomalara erme gara cavur
Oduna ocağına bayguşla dünesin
Olmalara ermelere gamla emi

Zank ölümünden geberesice
Zıkkımın gır kökünü ye işşallah

KALIPLAŞMIŞ SÖZLER(Atasözleri,deyimler,bilmeceler,dua ve yeminler)

ATASÖZLERİ
-Adam sel kadın göldür.
-Akılsız kafanın taban çeken zorunu
-Ak köpeğin pamuk pazarına zararı olur.
-Ar yiğidi kambur eder.
-Babanın akçası ananın bohçası.
-Borç yiğidin kamçısıdır.
-El ile gelen düğün bayram.
-Gün geçer kin geçer.
-Leyleğin boklusu yuvada kalır.
-Ne umarsın bacından bacın ölüyor acından.
-Yalamayınca doyulmaz,yıkamayınca giyilmez

DEYİMLER
-Adı batmak
-Ağmaz yanından asılmak
-Aşı dünden kaynamak
-Başı kazan olmak
-Ciğerini sökmek
-Çökertip gidivermek
-Dibine darı ekmek
-Dipsiz kile boş ambar
-Eli hamur karnı aç
-Hortlamak
-Gabak çiçeği gibi açmak
-Leb demeden leblebiyi anlamak
-Namerde muhtaç olmamak
-Saçları öne dökülmek
-Sakalı değirmende ağartmak

UŞAK AĞZINDAN BİLMECELER
• Ak çıkının içinde sarı altın (YUMURTA)

Altı kaya üstü kaya içinde sarı maya (YUMURTA)
• Altı göl üstü gül (LAMBA)
• Harımdan atla gaz yumurtla (KABAK)
• Sarı öküz sarkık durur düşerim diye korkup durur (İĞNE)
• Kat kattır katmer değil kırmızı elma değil (SOĞAN)
• Et dedim met dedim git kapı arkasına yat dedim (SÜPÜRGE)

YEMİNLER
• Şartlar şart olsun
• Yeminim yemin olsun
• Dininden dönen kafir olsun

Müzik Kültürü

Yöremize ait 40-50 civarında türkü söylenir bunlardan bazıları
a)Kiremitte Buzmusun
b)On yedi benli Şadiye
c)İndim nane biçmeye
d)Ormandan gel a cavırın kızı da ormandan
e)Ayşem Nerden Geliyon
f)Ekinler Ekilirken

EKİNLER EKİLİRKEN

Ekinler ekilirken
Çiziye dökülürken
Seni benden ayırdılar
Suna da boylu KEZİBAN
Şafaklar sökülürken

Vardım Pınar akmıyor
Yar yüzüme bakmıyor
Dokuz daldan gül aldım.
Suna da boylu Keziban
Yarım gibi kokmuyor

Uşak duman sis oldu
Açılan güller soldu
Aç yüzünü göreyim
Suna da boylu Keziban
Kalbim hasretle doldu.

Halk Müziği Araçları : Tezeneli sazlardan 4 telliden 12 telliye dek bağlamalar, Cura, bozuk, şeşber, uşak ilinde çalınırdı. Günümüzde ise halen bağlama, tambura, divan ve cura çalınmaktadır. Yaylı sazlardan 3 telli kemane, üflemelilerden zurna, dilli, dilsiz kaval ve düdüklerle, vurmalılardan davul, toprak Darbuka, tel, zil ve kaşık yaygın olarak kullanılır.

Kaynak: http://www.usakkulturturizm.gov.tr

Uşak'ın tarihçesi

Uşak'ın eski adı Temenothyrea'dır. Bölgede yerleşimin yaklaşık İÖ 4000'lere uzandığı, Tunç Çağı'nda yaygınlaştığı düşünülür. İç Ege'de, batı ile orta Anadolu arasında bir geçit konumundadır.

Yedinci yüzyılda Kral Gyges döneminde bölgenin büyük bölümü Lidya'ya geçti. Lidya'nın sonundan (İÖ 546) 334'e kadar Perslerin elinde kaldı; Büyük İskender sonrasında Bergama Krallığı'na, İÖ 189'da da Roma'ya bağlandı.

1071'den sonra bölge Selçuklular ile Bizans arasında el değiştirdi, 1176'daki Myriokefalon Savaşı'ndan sonra Selçukluların eline geçti. Germiyanoğulları dönemi 1391'de Yıldırım Bayezid ile bitti; Uşak 1429'da Yakup Bey'in vasiyetiyle Osmanlı'ya katıldı.

Yunan kuvvetleri Uşak'ı 29 Ağustos 1920'de işgal etti, şehir 1 Eylül 1922'de geri alındı. Uşak 1953'te çıkan bir kanunla il oldu.

Uşak'a ulaşım

Ankara-İzmir karayolu üzerinde bulunan Uşak’a Türkiye’nin her yerinden otobüsle ya da kendi aracınızla ulaşmanız mümkün. Şehre İstanbul’dan karayolu ulaşımı yaklaşık 6 saat, Ankara’dan ise yaklaşık dört buçuk saat sürmektedir. Bunun yanı sıra Afyon-Uşak-İzmir demiryolu da şehrin merkezinden geçmekte olup Ankara-İzmir hızlı treni de şehirden geçmektedir. Tren garı şehrin merkezinde olduğundan demiryoluyla şehre ulaşan turistler için oldukça avantajlıdır.

Şehirde ayrıca merkeze yaklaşık 7 kilometre uzaklıkta bir de havalimanı bulunmaktadır. 1998 yılında şehirlerarası ulaşım için açılan havalimanı ne yazık ki talep yetersizliği sebebiyle 2001 yılında kapatılmıştır. Önceki yıllarda İstanbul ve Ankara’daki havalimanlarıyla Uşak havalimanı arasında seferler düzenlenirken günümüzde tarifeli sefer hizmeti bulunmamaktadır. Havayoluyla şehre ulaşmak isteyen ziyaretçiler için Uşak’a komşu olan Kütahya’nın Altıntaş ilçesinde bulunan uluslararası havalimanı bir alternatif olabilir. Havalimanından Uşak merkeze yolcu servisleriyle ulaşılabilir.

Uşak'ın ilçeleri

  • Banaz
  • Eşme
  • Karahallı
  • Merkez
  • Sivaslı
  • Ulubey

Uşak'ın ekonomisi

Uşak bir sanayi kentidir. Tekstil ve karma deri organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi siteleri vardır.

Başlıca ürünleri iplik, ham ve baskılı kumaş, elyaf, battaniye, deri, kilim, seramik ve halıdır. Halı dokumacılığı ve kilim yapımı yörenin öne çıkan el sanatlarındandır.

Uşak Şeker Fabrikası 1926'da kuruldu ve bugün de çalışmaktadır.

Fotoğraflar

  • keskek

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…

    Uşak hakkında yorum yazın

    Hesap gerekmez. Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır. E-posta adresi istemiyoruz.

    0 / 2000