
Giresun
- Karadeniz Bölgesi
Giresun Hakkında
Bütün renklerin birbiriyle buluşup mükemmel bir resim ortaya çıkardığı Giresun şehri, Doğu Karadeniz bölgesinin en çok turist çeken yerlerinden biridir.Özellikle kirazı, fındığıyla ve kemençesiyle meşhur olan Giresun, halen doğal güzelliğini koruyabilen ender Karadeniz şehirlerinden biri.
Giresun M.Ö. 7. Yüzyıldan bugünlere kadar gelirken nelere tanıklık etti? En başa dönersek, M.Ö. 7. Yüzyılda Giresun “Kaşka” bölgesi olarak biliniyordu. Bunu takiben bölgede, Pers, Roma İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun izleri görülmüştür. En sonunda ise 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti kapsamına girmiştir. Giresun Yunanca “Kerasounta”, başka bir deyişli “boynuz” anlamına gelir. Giresun’un coğrafi şekli boynuza benzediği için bu isim verilmiştir. Yayla turizmin yaygın olduğu kentte buna ek olarak fındık ve kiraz ihracatı da yapılmaktadır. Temiz havasıyla tercih edilebilecek bu nadide Karadeniz kenti yıl boyunca ilgi görmektedir.
Giresun'un meşhur yemekleri ve tatlıları

Fasulye diblesi
Taze fasulyenin az suyla kavrularak pişirildiği bir Karadeniz yemeğidir.

Mısır unu ekmeği
Mısır unuyla yapılan ve Karadeniz sofralarının temel ekmeği olan bir ekmektir.

Taflan tuzlusu kavurması
Taflan (karayemiş) yemişlerinin salamurası yağda kavrularak yapılır.

Hamsi böreği
Hamsiyle yapılan bir Karadeniz böreğidir.

Merevcen - Diken ucu kavurması
Merevcen denen dikenli bir bitkinin taze sürgün uçlarının kavrulmasıyla yapılır.

Pezik - Pazı mıhlaması
Pazı (pezik) yağda çevrilip mısır unu ya da yumurtayla bağlanarak pişirilir.

Pezik - Pazı mücveri
Pazı yumurta ve unla karıştırılıp tavada kızartılır.

Katmer
Kat kat açılıp yağlanan hamurla yapılan bir hamur işidir.

Isırganotu çorbası
Taze ısırgan otuyla yapılan bir çorbadır.

Fındıklı güllaç
Kaynak: http://mahmure.hurriyet.com.tr/yemek/yemek-tarifleri/giresun-mutfaginin-en-meshur-tarifleri_1016072?s=10
Giresun'da gezilecek yerler
Giresun Tirebolu Kaleleri
Tirebolu ilçesi, ilk olarak Miletoslular tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. İlk adı Tripolis yani “3 şehir” anlamına gelmekte idi. Tirebolu ilçesinde 3 tane kale var. İkisi deniz kenarında Tirebolu Kalesi ve Sen-Jan Kalesi, diğeri ise deniz kenarından daha içeride bulunan Andoz Kalesi. Eğer Giresun’a giderseniz bu üç kaleyi de gezmeyi unutmayın.
Giresun Kümbet Yaylası
Giresun’un Dereli ilçesinde bulunan Kümbet Yaylası, yapılacaklar listesinde olması gerekenlerden birisi. Zaten Giresun’un yaylaları bir başkadır. Eğer gezebiliyorsanız bütün yaylalarını gezmenizi öneririz. Kümbet Yaylasına ulaşım oldukça kolaydır. Yolu asfalttır ve yaz mevsiminde dolmuşar gitmektedir.
Harika bir manzarası olan Kümbet Yaylasında altyapı tamamen yapılmıştır. Otelinden oto tamircisine, sağlık ocağından lokantasına kadar birçok tesis bulunmaktadır. Eğer piknik yaparsanız Kümbet Yaylasında yapmayın. Çünkü yağmur piknik yapmanıza izin vermez. Ama ortalama 8 kilometre daha giderseniz dağın güney yamacındaki Şebinkarahisar’da piknik yapabilirsiniz. Çünkü buranın iklimi biraz daha kuraktır.
Giresun’daki diğer yaylalar şunlardır;
- Bektaş Yaylası ve Şenlikleri
- Yavuz Kemal Beldesi (Kulakkaya Yaylası)
- Melikli Obası Yaylası
- Tamdere Yaylası
- Tamzara Yaylası
- Kulakkaya Yaylası
- Sis Dağı Yaylası
- Paşakonağı Yaylası
- Çakrak Yaylası
- Anastos Yaylası
- Dokuzgöz Yaylası
Giresun Meryem Ana Manastırı
Giresun’un Şebinkarahisar ilçesine bağlı olan Meryem Ana Manastırı, ilçenin Saıyer Köyü Kayadini Mahallesinde bulunmaktadır. Bu manastırın geçmişi orta çağ zamanına kadar gitmektedir. Manastır tek bir kayanın içi oyularak yapılmış olup 4 katlıdır. İlk üç katı farklı amaçlarla, dördüncü katı ise kilise olarak kullanılmıştır. Duvarları resimlerle süslenen Meryem Ana Manastırı, Türkiye’nin ikinci büyük doğal oyma manastırıdır.
Giresun Müzesi – Gogora Kilisesi
Bu müzenin bulunduğu bina önceden bir kilise idi ve bir Ortodoks kilisesi idi. Bu kilise 18. yüzyılda yapılmıştır ve 1923 yılına kadar da kilise olarak kullanılmaya devam etmiştir. 1923 yılında sonra tam 25 yıl boş kalan bu kilise 1948 yılında sonra 1967 yılına kadar cezaevi olarak kullanılmıştır. 1967 yılından sonra 15 yıl yine boş bırakılan bu kilise 1982 yılında restore edildi ve 1988 yılında itibaren de müze olarak kullanılmaya başlandı. Bu müzede Hititlerden Osmanlı’ya kadar bir çok tarihi eser bulunmaktadır.
Giresun'da kültür ve sanat
Giresun kültürünün en özel yeri, kıyıdan yaklaşık 1,6 km açıktaki Giresun Adası'dır. Doğu Karadeniz'in tek adası olarak anılan bu yerde Pontus dönemine ait olduğu tahmin edilen sur kalıntıları, kuleler ve bir manastır bulunur. Adanın, Argonaut efsanesinde Argo'nun yolculuğunda bir durak olduğu anlatılır.
Her yıl 20 Mayıs'ta Uluslararası Aksu Festivali düzenlenir. Festivalde Hamza Taşı'nın sacayağından geçmek en bilinen gelenektir; ardından ada turu yapılır. Aksu geleneği şehirliler için baharın karşılanışı gibidir.
Kent merkezinde Giresun Kalesi, Giresun Müzesi ve Kapu Camii gibi yapılar görülebilir. Kümbet Yaylası ve Fındık ve İnsan Anıtı da şehrin tanıdık simgeleri arasındadır.
Giresun'un tarihçesi
Doğu Karadeniz ve Giresun’la ilgili ilk tarihi bilgileri Yunanlı coğrafyacı ve seyyahların eserlerinde bulmaktayız. Bu eserlerde bu bölgede yasayanları Kolhlar, Driller, Mossinoikler, Halibler, Tibarenler,Gaskalar, İskitler, Kimmerler, Amazonlar, Hunlar, Kumanlar, Peçenekler , Akhunlar, Sabirler, Hazarlar, Bulgar Türkleri ve Oğuz Türkleri olarak görmekteyiz .
M.S. 1800 yıllarında Anadolu’da devlet kuran Hititler, Karadeniz kıyılarını ele geçirememişti. Bu tarihlerde buralarda yasayan Gaşkalar tam olarak belirlenmeyen bir kavimdi. Gaşkalardan başka bölgedeki Kimmerleri görmekteyiz . Orta Asya kökenli bir kavim olan Kimmmerler M . Ö . 2000’inci yılın başları ile M . Ö . 8 . yüzyıl arasında Karadeniz’in kuzeyinde Hazar denizi kıyıları ile Tuna nehri arasındaki coğrafyada iskan etmişlerdir .
M.Ö. 7.yy. ilk yarısında Anadolu’nun Karadeniz’in kuzeyinden gelen Kimmer akınlarına maruz kaldığını görüyoruz. Orta Asya’dan gelen İskitler, Kimmerler’in yaşadığı bölgeyi ele geçirince Kimmerler, yerlerinden ayrılarak güneye doğru inmişler, Kafkaslara geçerek Anadolu’ya girmişlerdir. Kimmer savaşçılarının M.Ö. 7. asrın ilk yıllarında Kızılırmak’a dayandıklarını ve Firikler’le savaşa tutuştuklarını görüyoruz .
Şebinkarahisar’lı araştırmacı yazar Hasan Tahsin Okutan’a göre Kimmerlere ait eserlere Ş.Karahisar’da rastlanmaktadır. Okutan’a göre; Gerek Etiler ve Amazonlar ve gerekse Kimmer’ler zamanında. Karahisar kasabası bugünkü Isola köyünde bulunuyordu. Derebeylik şeklinde idare edilen bu kasaba sakinleri üst üste vuku bulan yedi yıllık bir kıtlık ve açlık zamanında bulundukları yerleri bırakarak bir kısmı göç etmiş ve bir kısmı da Ordu ile Şebinkarahisar arasındaki 3040 metre yüksekliğindeki Karagöl Dağının Kırklar tepesine çıkıp sığınmışlar ve bu kıtlık yıllarını orada geçirmişlerdir.
Halen Şebinkarahisar’ın Bozbayır, Akaya, Güneytepesi ve Dişkaya mevkilerindeki in ve mağaraların Kimmerler’e ait eser olduğu tahmin edilmektedir.
Kimmerler’den sonra bölgede İskitlerin (Sakalar) hakimiyetini görmekteyiz.İskitler M.Ö. 6. asırda Kimmerleri kovalayarak Doğu Anadolu’da Medler’in egemenliğine son vererek bütün küçük Asya’ya yayılırlar. M.Ö.4. asrın başlarında bile İskitlerin Doğu Anadolu’ya hakim olduklarını biliyoruz.
Amazonlar denilen kardın savaşçı kavim, Kimmerlerin kadın gurubu olarak gösterildiği gibi İskitlerden de gösterilmektedir. Ermeni yazar Trabzonlu Minas Bijişkyan’a göre Amazonlar cesur, muharip kadınlardı ve eski tarihçilerin dediklerine göre Terme yakınında bağımsız bir devlet kurarak Farnia’ya ( Poti ) kadar Karadeniz sahillerine hakim olmuşlardır . Bunlar İskit menşeli olup , Terme’ye sürülen İğin ve Skologit adlı iki kral zadeden ileri gelmiş ve zamanla çoğalmışlardır . Yunan mitolojisine göre Termeden ayrılan Yunanlılar ise Giresun önlerindeki Aretias adasına geldiler . Buralarda kraliçe Antiege yönetimindeki 3 . Amazon kabilesiyle karşılaştılar . Onlarla mücadele neticesinde yakaladıkları Amazonları da yanlarına alarak denize açıldılar .Heredot tarihinde Amazonlu kadınların İskitli gençlerle kaynaşıp birlikte yaşadıkları belirtilir .
M.Ö. 6. yy. da Giresun yöresine Hititler Azzi ülkesi diyorlardı. Buralarda Azziler yaşıyordu. Eski Yunan kaynaklarında da bu bölgeye Pontus adı verilmekte, Giresun yöresi Khalib, Tibaren ve Mosineklerin yerleşim alanı olarak gösterilmektedir.
M.Ö. 670 yılında Ege kıyılarından gelen Milatoslular, Sinop’dan Trabzon’a kadar uzanan önemli ticaret merkezlerine sahip oldular (M.Ö. 670 – 546). Bölgede 90 kadar kent kurdular. Bunlardan biride Kerasus’du. Kerasus’un Giresun yada şimdiki Çıtlakkale’nin bulunduğu yerde olduğu sanılmaktadır. Bazı yerleşim birimleri hızla gelişerek ticaret ve balıkçılık merkezi durumuna gelmişlerdir. Giresun ve Tirebolu’da bunlardan biridir. Giresun’ ve yöresine yerleşen Milatoslular yerli halktan Tibareller, Mosinekler ve Haliplerle kaynaştılar.
M . Ö . 546 – 332 Pers İmparatorluğu döneminde Giresun pers İmparatoru dareios tarafından ele geçirildi . M . Ö . 332-323 Pers İmparatorluğu İskender tarafından kesin bir yenilgiye uğrayarak dağıldı . Bu arada Kapadokya Krallığı doğdu ve Giresun Kapadokya Krallığı toprakları içerisinde kaldı . ( M . Ö . 323-301 ) İskender’in ölümünden sonra bölgeye Makedonyalılar hakim oldular . M . Ö . 301-66 Pontoslular döneminde Giresun Pontos hakimiyeti altında kaldı .
Kerasus M.Ö. 2. yy. başlarında Farnakeia adıyla anılır. Bunun sebebi Kerasus’un o sırada Pontus Kralı 1. Farnakes’in eline geçmesidir. Kerasus Roma egemenliğine geçince Kerasunda adını almıştır.
Kent en parlak dönemini, Roma senatosunu güç durumlara düşüren IV. Mithridates’le yaşadı. Mithridates döneminde devletin sınırları Yunanistan’a kadar genişletildi. Roma tedirgindi. General Lucullus yönetiminde Anadolu’ya gönderilen Roma ordusu krallığın topraklarını ele geçirdi (M.Ö. 76). Lucullus Roma’ ya dönerken batının henüz tanımadığı yörede çok yaygın olan kiraz fidanlarını yanında götürdü (M.Ö. 67).
General Lucullus’un dönüşüyle kaybedilen topraklar tekrar geri alındı. Senato, bu defa general Pompeius’ u görevlendirdi. Anadolu Roma’ya bağlandı. Pompeius Paletsindeyken ( Filistin ) de II. Pharneces bazı yerleri geri almayı başardı. Pompeius Roma’ya döndükten sonra Kapadokya’ya kadar ilerlediler. O sırada Sezar Mısır’da bulunuyordu. Pontus işgaline son vermek için Anadolu’ya girdi. Sezar, Pontus ile Bithinia krallıklarını birleştirerek bir eyalet halinde Roma’ya bağladı. Sezar’ın ölümünden sonra Pontus ülkesi üç bölgeye ayrıldı. Pharnacia , Pont Polemonyak ülkesinde kaldı .
395 yılında Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesiyle Giresun , Doğu Roma İmparatorluğunun sınırları içinde kaldı . 1204 yılında İstanbul Latinler tarafından fethedildi . Trabzon’a kaçan Doğu Roma İmparatoru Alesios Kommenos , yeni bir Rum İmparatorluğu kurdu . Giresun’da Rum İmparatorluğunun hakimiyeti altına girdi .
1358 yılında Ordu emiri Hacı Emir Bey kuvvetleriyle Maçka’ya kadar ilerleyip,1361 yılında Giresun’a yeni bir sefer düzenlemiştir.1397 yılında Hacı Emir Beyin ölümüyle yerine geçen oğlu Süleyman Bey Giresun’u tamamen ele geçirmiştir.
Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt zamanında Anadolu’da Türk birliği sağlanmış,Süleyman Beyde bu birliğe katılmıştır.1398 yılı sonlarında Giresun Osmanlı Devletinin sınırları içine girmiştir.1402’de Timur Anadolu’yu istila edince Trabzon Rum İmparatorluğu 1404’de Giresun’u tekrar ele geçirmiştir.
İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet Han 1461’de Trabzon Rum İmparatorluğunu tamamen tarihten silmiştir.Böylece Giresun tamamen Osmanlı İmparatorluğuna bağlanmıştır.
GİRESUN’UN İL OLMASI
İmparatorluk döneminde Trabzon eyalet merkezi,Giresun’da eyalet merkezine bağlıydı.Tanzimatın ilanından sonra Giresun idari örgütte birkaç yıl Şebinkarahisar’a bağlandı.Daha sonra Trabzon’a bağlı ilçe merkezi iken 1920 yılında müstakil muta sarraflık ,1923 yılında Cumhuriyet’in ilanıyla il merkezi oldu.
Giresun, Doğu Karedeniz Bölgesinde; doğudan Trabzon ve Gümüşhane, batıdan Ordu, güneyden Erzincan, güneybatıdan Sivas illeri ile kuzeyden ise Karadeniz sınırlandırılmış bir sahil ilimizdir.
Giresun ilinin kurulduğu tarihten bugünün gelinceye kadar geçirmiş olduğu olduğu dönemleri incelersek; Giresun Miletliler tarafından M.Ö. VIII. Yüzyılda bir koloni kent olarak kurulmuştur. Giresun M.Ö 183 yılında Pontus hâkimiyetine geçti. Pontus Kralı Phamakes şehri şimdiki Kale ve çevresinde yeniden kurdu. Giresun’un adı bu yıllarda Pharnakia olarak anıldı.
M.Ö.63yılında Roma hâkimiyetine giren şehir 1204 yılında Trabzon Rum İmparatorluğu’na bağlandı.
1461yılında Osmanlı Padişahı Fatih sultan Mehmet’in, Trabzon’u fethi ile şehir Osmanlı İmparatorluğu’na katıldı.
1923yılında Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra il oldu.202 yılı verilerine göre merkez ilçe dâhil 16 ilçesi,17 beldesi,536 köyü bulunmaktadır.
Giresun ismi nerden geliyor?
Sorusunu cevabı ise; kirazın ana yurdu Giresun’dur. Bu nedenle de şehir adını o zamanlar kiraz anlamına gelen Kerasus veya Keresea kelimelerinden almıştır. Giresun ilinin ekonomik gelir kaynağı fındıktır. Fındığın en kalitelisi ise Giresun’da yetişmektedir.
Giresun; konumu, kültürel değerleri ile her mevsim gezilip görülmeye değer essiz güzelliklere sahiptir.
Giresun’un doğal güzellikleri ve tarihi eserleri bakımından çok önemli bir özelliği de turizme elverişli yaylarıdır.
Şehre ayrı bir değer katan başka bir özelliği ise Doğu Karadeniz’de bulunan tek adaya sahip olmasıdır. Şehrin merkezin de bulunan kale, doğal güzelli ve tarihi bakımında gezilmeye, görülmeye değer bir yerdir.
Giresun kendine özgü mutfağı, folkloru ile zengin bir kültürel yapıya sahiptir.
Bu kültürel yapı çerçevesinde her yıl mayıs ayının 20 sın de Uluslararası Karadeniz Giresun Aksu Festivali etkinlikler yapılmaktadır.
Kaynak: https://giresun.bel.tr/giresunun-tarihcesi/
Giresun'a ulaşım
Giresun’a ulaşım kara, hava ve deniz yoluyla sağlanıyor. İstanbul ve Ankara'dan havayoluyla Ordu-Giresun Havalimanı'na iniş yaparak şehre kolayca ulaşmanız mümkün. Uçuş süresi yaklaşık 1.5 saat.
Özel aracınız ile seyahat edecekseniz genellikle sahil kesiminden geçen ve sizi yemyeşil bir doğayla karşılayan 010 numaralı Devlet Kara Yolu ile ulaşım sağlanıyor. Ancak son zamanlarda sahil kesimindeki kara yolunda yaşanan yoğunluk sebebiyle başka güzergahlar da tercih edilmektedir. Ülkenin en uzun tüneli olarak bilinen Nefise Akçelik Tüneli’nden geçtiğinizde Giresun’a varılmaktadır.
Deniz yolu ulaşımında ise Giresun Limanı’nda bulunan rıhtım sayısı 5’tir. Liman kent merkezinde bulunuyor.
Giresun'un ilçeleri
- Alucra
- Bulancak
- Çamoluk
- Çanakçı
- Dereli
- Doğankent
- Espiye
- Eynesil
- Görele
- Güce
- Keşap
- Merkez
- Piraziz
- Şebinkarahisar
- Tirebolu
- Yağlıdere
Giresun'un ekonomisi
Giresun'un başlıca gelir kaynağı fındıktır; fındık şehrin simgesi sayılır. 1923 mübadelesinden sonra fındık ekim alanları genişletildi. 1926'da Giresun Ticaret Borsası açıldı, 26 Temmuz 1938'de de Fiskobirlik kuruldu.
Sanayi yatırımları 20. yüzyılın ortalarından sonra hız kazandı: 1959'da Tirebolu Çay fabrikası hizmete girdi, 1970'te Giresun Fındık İşleme Tesisleri ile SEKA Aksu Kağıt Fabrikası faaliyete geçti, 1971'de Doğankent Hidroelektrik Santrali hizmete başladı.
Giresun'da spor
Giresun'un futbol takımı Giresunspor'dur; renkleri yeşil ve beyazdır, taraftar arasında "Çotanaklar" lakabıyla anılır. Kulüp 1925'te kurulmuş, 1967'de yeniden kurulmuştur.
Giresunspor Süper Lig'de toplam 8 sezon oynadı: 1971-1977 arasında altı, 2021-2023 arasında iki sezon. 2020-21'de 1. Lig'i ikinci bitirip 44 yıl sonra Süper Lig'e döndü. Maçlarını Ocak 2021'den beri Çotanak Stadyumu'nda oynar.







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…